yalniz bir opera nedir ?

yalniz bir opera

  1. bÃr murathan mungan klasigi

    olu bir yilan gibi yatiyordu aramizda
    yorgun, kirli ve umutsuz gecmisim
    oysa bilmedigin bir sey vardi sevgilim
    ben sende butun asklarimi temize cektim

    imrendigin, ofkelendigin
    kizdigin ya da kiskandigin diyelim
    yani yasamislik sandigin
    gecmisim
    dile dokulmeyenin tenhaliginda
    kacirilan bakislarda
    gundeligin basibos ayrintilarinda
    zaman zaman geri tepip duruyordu. ve elbet uzerinde durulmuyordu.
    sense kendini hala hayatimdaki herhangi biri saniyordun, biraz daha
    fazla sevdigim, biraz daha onem verdigim.

    baslangicta dogruydu belki. siradan bir seruven, ratsgele bir iliski
    gibi baslayip, gun gunden hayatima yayilan, buyuyup kok salan ,
    benligimi kavrayip, varligimi ele geciren bir aska bedellendin.
    ve hala bilmiyordun sevgilim
    ben sende butun asklarimi temize cektim
    anladigindaysa yapacak tek sey kalmisti sana
    butun kazananlar gibi
    terk ettin


    yaz basiydi gittiginde. ardindan, senin icin uc lirik parca
    yazmaya karar vermistim. kimsesiz bir yazdi. yoktun. kimsesizdim.
    iikilmis bir yolun ilk duraginda bir mevsim bekledim durdum.
    iunku ben askin butun caglarindan geliyordum.


    sanirim lirik sozcugu en cok yuzune yakisiyordu
    yuzundeki kuskun kedere, gur kirpiklerinin altindan
    kisik lambalar gibi isiyan gozlerine
    cercevesine sigmayan
    munis, sokulgan, huzunlu resimlerine
    lirik sozcugu en cok yuzune yakisiyordu


    yaz basiydi gittiginde. sersemletici bir ruzgar gibi gecmisti
    mayis. seni bir siire dusundukce kanat gibi, tuy gibi, dokunmak gibi
    ucucu ve yumusak seyler geliyordu aklima. inceki siirlerimde hic kullanmadigim bu sozcuk usulca dusuyordu bir kagit akligina, belki de
    ilk kez giriyordu yazdiklarima, hayatima.
    yaz basiydi gittiginde. bir askin ilk gunleriydi daha. ask miydi,
    degil miydi? bunu o gunler kim bilebilirdi? "eylul'de ayni yerde ve
    ayni insan olmami isteyen" notunu buldum kapimda. altina saat: 16.00
    diye yazmistin, ve saat 16.04'tu onu buldugumda.

    daha o gun anlamaliydim bu iliskinin yazgisini
    takvim tutmazligini
    aramizda bir dusman gibi duran
    zaman'i
    daha o gun anlamaliydim
    benim sana erken
    senin bana gec kaldigini


    gittin. koca bir yaz girdi aramiza. yaz ve getirdikleri.
    dondugunde eksik, noksan bir seyler baslamisti. sanki yaz, birbirimizi gormedigimiz o uc ay, alip goturmustu bir seyleri hayatimizdan, olmamisti, eksik
    kalmisti.
    kirilmis bir seyi onarir gibi basladik yarim kalmis
    arkadasligimiza. adimlarimiz tutuk, yuregimiz cekingen, korler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakisiyorduk.
    sanki ufacik birsey olsa birbirimizden kacacaktik.

    fotoromansiz, truksuz, hilesiz, klisesiz bir beraberlikti bizimki.
    zamanla gozlerimiz acildi, dilimiz cozuldu guvenle ilerledik birbirimize.

    gittin.simdi bir mevsim degil, koca bir hayat girdi aramiza. biliyorum ne sen donebilirsin artik, ne de ben kapiyi acabilirim sana.


    iimdi biz neyiz biliyor musun?
    akip giden zamana goz kirpan yorgun yildizlar gibiyiz.
    birbirine uzanamayan
    boslukta iki yalniz yildiz gibi
    aci cekiyor ve kendimize gomuluyoruz
    bir zaman sonra batik bir asktan geriye kalan iki enkaz olacagiz yalnizca
    kendi denizlerimizde sessiz sedasiz bogulacagiz
    ne kalacak bizden?
    bir mektup, bir kart, birkac satir ve benim su kirik dokuk siirim
    sessizce alacak yerini nesnelerin dunyasinda
    ne kalacak geriye savrulmus gunlerimizden
    bizden diyorum, ikimizden
    ne kalacak?

    iimdi biz neyiz biliyor musun?
    yikintilar arasinda yakinlarini arayan oksuz savas cocuklari
    gibiyiz. umut ve korkunun hicbir anlam tasimadigi bir dunyada bir
    sey buldugunda neyi, ne yapacagini bilemeyen cocuklar gibi.
    artik hicbir duygusunu anlamayan cocuklar gibi
    ve elbet biz de bu askla buyuyecek
    her seyi bir baska aska erteleyecegiz

    kis basliyor sevgilim
    hosnutsuzlugumun kisi basliyor
    bir yaz daha gecti hicbir sey anlamadan
    oysa yapacak ne cok sey vardi
    ve ne kadar az zaman
    kis basliyor sevgilim
    iyi bak kendine
    gozlerindeki usul sefkati
    teslim etme kimseye, hicbir seye
    upuzun bir kis basliyor sevgilim
    ayriligimizin kisi basliyor
    giriyoruz kara ve soguk bir mevsime.


    kitaplara sarilmak, dostlarla konusmak, yaziya oturup sonu
    gelmeyen cumleler kurmak, camdan disari bakip puslu sarkilar mirildanmak...

    boyle zamanlarda her sey birbirinin yerini alir
    cunku her sey bir o kadar anlamsizdir
    icinizdeki issizligi doldurmaz hicbir oyun
    para etmez kendinizi avutmak icin buldugunuz numaralar
    bir aski yasatan ayrintilari nereye saklayacaginizi bilemezsiniz
    ciplak bir yara gibi sizlar paylastiginiz anlar, esyalar
    gozunuzun onunde durur birlikte yarattiginiz aliskanliklar
    korkarsiniz sozcuklerden, sessizlikten de; bakamazsiniz aynalara,
    cagrisimlarla odesemezsiniz
    disarida hayat dusmandir size
    iceride odalara sigamazken siz, kendiniz
    bir ayriligin ilk gunleridir daha
    her sey asili kalmistir bitkisel bir yalnizlikla

    gun boyu hicbir sey yapmadan oturup
    kulak verdiginiz saatin tiktaklari
    kaplar tekin olmayan gogunuzu
    gecici bir dinginlik, duzmece bir erinc
    suyu bosalmis bir havuz, fisten cekilmis bir alet kadar tehlikesiz
    bakinip dururken duvarlara
    bos bir cuval gibi, calmayan bir org gibi, plastik bir cicek, unutulmus bir oyuncak, eski bir cerceve gibi, hani, unutsam esyanin gurultusunu, nesnelerin dunyasinda kendime bir yer bulsam, dedigimiz zamanlar gibi
    kendimizin icinden yeni bir kendimiz cikarmaya zorlandigimiz anlar
    gibi
    yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik
    kazasina, basimiza gelmis bir felakete, iskenceye cekilmeye, ameliyata
    alinmaya
    kendimizi hazirlar gibi
    yani dayanmak ve katlanmak icin silkelerken butun benligimizi
    ama oyle sessiz baktigimiz duvarlar gibi olmaya calisirken,
    ve kazanmis gorunurken derinligimizi
    ne zaman ki, yeniden canlanir bagislamasiz bellegimizde
    bir anin, yalnizca bir anin butun bir hayati kapladigi anlar
    o tiktaklar kadar onemsiz kalir simdi
    hayatimiza verdigimiz butun anlamlar


    denemeseniz de, bilirsiniz
    hic yakin olmamissinizdir intihara bu kadar


    bana zamandan soz ediyorlar
    gelip size zamandan soz ederler
    yaralari nasil sardigindan, ya da her seye nasil iyi geldiginden. zamanla ilgili butun atasozleri gundeme gelir yeniden. hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadigini bildiginiz gibi. dahasi onlar da bilirler. ama yine de guc verir bazi sozler, sozcukler,
    oyle dusunurler.
    bittigine kendini inandirmak, ayriligin gercegine katlanmak, sirtinizdaki hanceri cikartmak, yureginizin unuttugunuz yerleriyle yeniden
    karsilasmak kolay degildir elbet. kolay degildir bunlarla bas etmek,
    ugruna icinizi oldurmek. zaman alir.
    zaman
    alir sizden bunlarin yukunu
    o bosluk dolar elbet, yaralar kabuk baglar, sizilar diner, acilar
    dibe coker. hayatta sevinilecek seyler yeniden fark edilir. bir
    yerlerden
    bulunup yeni mutluluklar edinilir.
    o bosluk doldu sanirsiniz
    oysa o boslugu dolduran eksilmenizdir

    gun gelir bir gun
    baska bir mevsim, baska bir takvim, baska bir iliskide
    o eski agri
    ansizin geri teper.
    dilerim geri teper. yoksa gercekten
    bitmissinizdir.

    zamanla yerlesir yasadiklarin, yeniden konumlanir, cogalir, anlamlari
    onemi kavranir. bir zamanlar anlamadan yasadigin sey, cok sonra degerini
    kazanir. yoklugu derin ve surekli bir sizi halini alir.

    oysa yapacak hicbir sey kalmamistir artik
    mutluluk gecip gitmistir yaninizdan
    herseye iyi gelen zaman sizi kanatir


    olmus saadeti karsilastir yasayan mutsuzlukla
    gunlerin dokumunu yap
    benim senden, senin benden habersiz alip verdiklerini
    kim bilebilir ikimizden baska?
    sozcuklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmis
    bir iliskiyi, duygularin birligini, bir aski beraberlik haline getiren
    kendiligindenligi
    yani gunlerimiz aydinlikken kacirdigimiz her seyi
    bir dusun
    emek ve askla guzellestirilmis bir dunya
    simdi agir agir batiyor ve yokluga karisiyor orada
    olmus saadeti karsilastir yasayan mutsuzlukla
    bunlar da bir ise yaramadiysa
    demek yanginda kurtarilacak hicbir sey kalmamis aramizda


    bu siire basladigimda nerde,
    simdi nerdeyim?
    solgun yollardan gectim. bakisimli mevsimlerden
    ikindi yagmurlarini bekleyen
    yaz sonu huzunlerinden
    gun gunden puslu pencerelere benzeyen gozlerim
    gecti her cagin bitki ortusunden
    oysa simdi icimin yikanmis tasligindan
    bakarken dunyaya
    yanginlarda bayindir kentler gibiyim:
    cicek adlarini ezberlemekten geldim
    eski sarkilari, sarhoslarin ve suclularin
    unuttuklarini hatirlamaktan
    uzak uzak yollari tarif etmekten
    haydutluktan ve melankoliden
    giderken ya da donerken atlanan esiklerden
    duyarligin gece mekteplerinden geldim
    butunlemeli cocuklarla gecti
    gencligimin ruzgara verdigim yillari
    dokunmalarin ve icdokmelerin vaktinden geldim.

    bu siire basladigimda nerde,
    simdi nerdeyim?
    yaram vardi. bir de sozcukler
    sonra vaat edilmis topraklar gibi
    sayfalar ve gunler
    isik istiyordu yalnizligim
    kotulukler imparatorlugunda bir tek siir yazmayi biliyordum
    Ãlerledikce... kaybolup gittin bu siirin derinliklerinde
    ask ve aci usul usul eriyen bir kandil gibi sondu
    daha siir bitmeden. karardi dizeler.
    ask... bitti. soldu siir.
    buyuk bir saskinlik kaldi o firtinali gunlerden


    daha once de baska siirlerde konaklamistim
    agir sinavlar vermistim degisen ruh iklimlerinde
    ask yalniz bir operadir, biliyordum: operada bir gece
    uyudum, hic uyanmadim.
    barbarlarin seyrettigi trapezlerden gectim
    her adimda boynumdan bir fular dusuyordu
    el kadar gokyuzu mendil kadar ufuk
    birlikte cikilan yollarin yazgisidir:
    eksiliyorduk
    mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
    her otelde biraz eksilip, biraz artarak
    yani cogalarak
    tahvil ve senetlerini intiharla degistirenlerin
    birahaneler ve bankalar uzerine kurulu hayatlarinda
    agir ve aci tanikliklardan
    gecerek geldim. terli ve kirliydim.
    sonra timarhanelerde timar edilen ruhum
    maskeler ve cicekler biriktiriyordu
    linc edilerek oldurulenlerin hayat hikayelerini de...
    korsan yazilari, kara siirleri, gizli kitaplari
    ve acik hayatlari seviyordu.
    buraya gelirken
    uzun uzak yollar icin her menzilde at degistirdim
    atlarla birlikte terledim yollari ve geceleri
    odunc almadim hic kimseden hicbir seyi
    ciplak ve sahici yasayip ciplak ve sahici olmek icin
    panayir yerleri... panayir yerleri...
    olu kelebekler... olu kelebekler...
    sonra dunyanin butun sinemalarinda butun filmleri seyrettim.
    adim onlarin adinin yanina yazilmasin diye
    aci cekecek yerlerimi yok etmeden
    aciyla bas etmeyi ogrendim.
    yoksa bu kadar konusabilir miydim?

    ipek yollarinda kuzey yildizi
    askin kuzey yildizi
    sanirsin durdugun yerde
    ya da yol ustundedir
    oysa cocukluktan kalma gokyuzunde hileli zar
    olu yanardaglar, olu yildizlar
    ve toy yasin bilmedigi hesap: isik hizi

    aikin bÃr yolu vardir
    her yaita baika tirli geiÃlen
    aikin bÃr yolu vardir
    her yaita bÃraz geiÃkÃlen
    gokyuzunde yalniz bir yildiz arar gozler
    gozlerim
    askin kuzey yildizidir bu
    yazlari daha iyi gorulen
    ben, oteki, bir digeri ona dogru ilerler
    ilerlerim
    zamanla anlarsin bu bir yanilsama
    olu sairlerin imgelerinden kalma
    sen de degilsin. o da degil
    kuzey yildizi daha uzakta
    yeniden yollara duserler
    duserim
    bir siir yasatir her seyi yasamin anlami soldugunda
    ben yoluma devam ederim. bitmemis bir siirin ortasinda
    darmadaginik imgeler, sozcukler ve kafiyeler
    yasamsa yerli yerinde
    yerli yerinde her sey

    simdi her sey doludizgin ve cogul
    simdi her sey kesintisiz ve surekli bir devrim gibi
    simdi her sey yeniden
    yuregim, o eski ask kalesi
    yepyeni bir mazi yaratti sozuklerin gucunden


    donup ardima bakiyorum
    yoksun sen
    ey sanat! her seyi hayata donusturen

    (17/1/2006 06:10 ~ , doungthach)

  2. guzel bir nick
    (17/1/2006 08:51, yapamamki)

  3. ve bitti...

    sonra yalnız bir opera başladı..


    (15/11/2008 13:20, bogurtlenli sarap)

doremusic yamaha

Yamaha Türkiye Distribütorü
doremusic