walter benjamin nedir ?
-
(1892-1940) xx. yuzyil kultur felsefesinin en onde gelen dusunurlerinden alman estetik ve yazin kuramcisi. "der begriff der kunstkritik in der deustchen romantik" (alman romantizminde sanat elestirisi kavrami ) adli calismasiyla doktora derecesini alan benjamin frankfurt iniversitesi'ne girmek icin 1925'te, artik bir klasik sayilan unsprung des deustchen trauerspiels (alman tragedyasinin kokeni ) bitirdi. bu basvurusunun basarisiz olmasi uzerine benjamin zaten pek de sicak bakmadigi akademik kariyer yapma dusuncesinden vazgecti. bir sure gazetecilik yaptigi berlin' de bertolt brecht, ernst bloch, theodor adorno gibi sol kanat aydinlarla tanisir. bu adlarla yakinlik kurmasi, benjamin'in -yakin arkadasi, yahudi gizemciliginin onde gelen adi gershom scholem'in de etkisiyle- genclik yillarindan beri ilgi duydugu yahudi gizemciligi ile kabala'dan gitgide uzaklasarak marxciliga yonelmesinde oldukca etkili olmustur. benjamin 1933 yilinda yaklasan felaketin farkinda olarak paris'e goc etti. burada bir yandan donemin gozde edebiyat dergileri icin elestiri ve denemeler kaleme alirken, bir yandan da adorno ile horkheimer 'in cabalariyla amerika'da yayimlanmaya devam eden "elestirel kuram'in sesi" toplumsal arastirmalar dergisi ni yazilariyla destekledi. benjamin , sanatin bicimci cozumlemelerini, tarihsel bir yaklasim olusturmak uzere toplumsal kuramlarla birlestirir. bilindigi uzere, donemin estetik kuramlarinin gundemini, doga bilimlerinin erisebileceginden cok daha koklu ve yapici bir evreni ancak sanatin ifade edebilecegine inanan nietzsche belirlemektedir. nietzsche 'nin pek cok izleyicisi ayni gorusu insan bilimleri icin de savunmaktadir. bu yaklasimlara, sanata tarih icinde bir yeri uygun goren marxcilar karsi cikmistir. onlara gore bu tarih, siyasaldi ve sanatin dogasi, siyasal mucadelesi icin sectigi tarafi belirlerken tuketilmistir. bir baska deyisle, sanat kendi dogasini bile kurmaktan uzaktir; sanat yalnizca siyasal altyapinin ustyapidaki yansimasidir. Ãste cagcil (modem) estetik kurama egemen bu iki kamp arasindaki benjamin hem kisisel yapisi hem de iliskilerinin sonucu daha cok marxcilara yakindir. benjamin in tasarisi, birtakim "gelismeci" basit olcutlere saplanip kalmadan, ozerk bicimde ekonomi politik ilkelere uygun olarak betimlenebilecek cercevelerle sanatin ugrasma bicemini aciga cikarma olarak gorulebilir. marxcilarin sanati yalnizca bir ustyapi gorungusu olarak ele alisini boylelikle bir kenara koyan benjamin, bir anlamda nietszche 'nin metafizik goruslerine de yakinlasmis olur. benjamin in gorusleri iki evrede ele alinabilir. "goethes walilverwandtschaf ten" ("goethe'nin secmeci yakinliklari ", 1922) adli yazisiyla baslayan ve alman tragedyasinin kokeni (1928) adli yapitiyla doruga ulasan ilk evrede benjamin , sanatin pragmatik duruslari benimsedigi tarzlarin aciga cikarilmasiyla ugrasir. kendisinin sanata "simgeci" yaklasim adini verdigi bu noktada, ister elestirmenlerce isterse sanat yapitlarinin kendilerince savunulmus olsun, sanat gercekligin zorunlu yapilariyla dogaustu bir iliski icindedir. sanat, (goethe'de oldugu gibi) bos inanclarla dolu yazgicilik icinde ya da (xvii. yuzyil dramalarinin kimilerinde oldugu gibi) tanri'nin yaratma yetisinin anlasilmasi icin sanatin sigasina (kapasitesine) duyulan saf guvenle piyasaya ya da gorucuye cikar. bu gorusle taban tabana karsitlik icindeki gorus, benjamin 'in "melankoli"diye adlandirdigi, bilim savlarina ve deneysel bilgiye karsi kusku duyan durustur. melankoli sanatci tanri'nin gercekligine erismenin umutsuz bir caba oldugunu gostermek icin alegoriler (yerineler) ve nukteler tasarlar. barok trajik dramalari bu tavrin tipik birornegidir. ne var ki bu, oykunmeci gercekligin ya da simgeciligin sorunlarina karsi aceleyle verilmis bir tepkidir. zira, sanatcilarin mudahaleci pragmacilik denebilecek ucuncu bir secenekleri daha vardir. bu, sanatcilarin, kendi etkinliklerini daha genis siyasal bir cerceve icerisinde algilama yetilerine baglidir. benjamin'e gore sanatcilar bunu yapabilirlerse, "tarihin acik gokyuzu alanda uyanacaklardir; ancak mudahaleci sanatin bu kesin dogasi, ilk donem yapitlarinda bulanik kalmistir. 1920'lerin sonlarindan baslayarak benjamin 'in yapitlarinin, sanatin nasil bir siyasal kimlik varsaydigini ortaya koymakla ilgili oldugu gorulur. bu evrede onemli olan, sanatin toplumun onune nasil gk- agi ve soz konusu toplumun calisanlarinca, gonullu ya da gonulsuz, nasil ozumsendigi konularidir. boylelikle de benjamin'in gozunde teknoloji kurami ve tarih kurami anlayislari daha bir on plana cikar. benjamin 'in sanat ve teknoloji uzerine en onemli denemesi, "das kunstwerk im zeitalter seiner technischen reproduzierbatkeit"dit ("teknigin olanaklariyla iogaltilabildigi/yeniden uretilebildigi iagda sanat yapiti, 1935). Ãlkel toplumsal kosullar alanda sanat, kutsalligin simgesellestirilmesi gibi, temelde torensel bir isleve sahiptir; yuksek bir "kult" (tapinc; tapilasi sey) olarak degerlendirilir. ancak, halkin bunlara erisme olanagi oldukca sinirlidir. oysa cagcil donemde yuksek kultur, sanat yapitlarini muzelerde, konser salonlarinda ve operalarda seckinlere sunar. kitle iletisim araclarinin katkisiyla, ozunu yitirmeden cogalabilen ama ereksiz kalan sanat artik mudahaleye acik hale gelmistir. boylece sanat, siyaset gibi genis toplumsal dinamiklerle kaynasmistir. tarih kurami, benjamin'in son urunu olan "iber den begriff der geschiclite" nin ("tarih kavrami izerine" , 1940 ayni yazi daha sonra ufak degisiklikler yapilarak "geschiclitsphilosophisclie thesen"/"tarih felsefesi izerine savlar" adiyla da yayinlanmistir} konusudur. tipki estetik anlayisinin ortodoks marxciliktan kopusundan turemesine benzer bicimde, tarih gorusleri de "gelisme" dusuncesine besledigi inanctan yuz cevirmesine dayanir. tarihin gidisi kokten bicimde bozulur: kimliklerin ancak yalitilmis ve olumsal mucadele edimleri sonucunda ortaya ciktigi inisli surekli bir "olma durumu" (o/nf) diye gorulur. tarihin "anlami" kuramsal olarak kavranmaktan uzaktir bu anlam yalnizca kurtarici animsamalar dogurur. bu acidan, tarihcinin gorevi, gunumuz calismalarina isik tutacak ozgurluk mucadelelerini anlatmak olacaktir. nazilerin iktidara geleceginin iyiden iyiye anlasilmasiyla 1933'te gittigi paris'ten, yaklasik yedi yil sonra yine nazilerin baskisi sonucu ispanya'ya kacarken gerekli izni alamayisinin verdigi umutsuzlukla canina kiyan walter benjamin gunumuzde de onemini genis olcude korumaktadir. ilumunun ardindan denemelerinin cogii kitaplastirilan benjamin ' in diger onemli yapitlari arasinda einbahnstrasse (tek yonlu yol , 1928), berliner kindgeijrim neirhnhundert (1900'lerde berlin iocuklugu , 1950) ve illimunationen (aydinlamalar , 1961) sayilabilir.
|
Yamaha Türkiye Distribütorü
doremusic
|