müstakbel mesleğimdir. dünyanın en zor ve en zevkli işidir,gerçekten aşk olmadan yapılmaz. çok çalışma gerektirir. çalışırken insanı uyutmaz,kalkar tekrar yaparsın. sonra bayılacak gibi olup yattığında beynin kendi kendine sürekli tekrar yapar,uyuyamazsın ama bundan da zevk alırsın.
her ne kadar oyunlar dolu salonlara oynansa da, bu insanların belli bir kesimden oldugu dusunuldugunde, halk arasında tam olarak yayıldığını soylemenin guc oldugu kulturdur zanımca.
tiyatronun ucundan tutan herkesin ahkam kestiği yerdir.cumhuriyet devriminden sonra en fazla yatırım yapıldığı sanat dalı....turgut özal devriminden sonra herkesin bir ucundan tutunduğu uçan halı olmuştur tiyatro...para veripte okunan üniversitelerden sonra tam bir acınası hal alıp,gerçek emekçilerine vah dedirtmiştir.üstüne bu insanlar tiyatronun bugünkü acınası haline toz kondurmaz.öyle bir hal almıştır ki tiyatro beyoğlundaki barlarda içen müşterilere oynanıp bunla övünülebilen bir hal...hala eski tüfeklerin mücadelesi ile ayakta kalan bir sanat dalımızdır.
tiyatro herşeyden evvel bir sanat işidir, bir ihtisas işidir ve eğer bugüne kadar türkiye'de tiyatro küçük bir mevcudiyet gösterdiyse bunun ancak sanatçıların sanatlarına olan bağlılıklarına borçluyuz.
"tiyatro bizler icin bir hevesti, sanatti. kesinlikle para kazanma araci degildi. zaten kazanamiyorduk. o kadar parasiz seviyorduk ki tiyatroyu; aksam calismadan cikip eve dönerken yürümeyi göze alirsak simit yiyebiliyorduk. zordu o zamanlar cok zordu. ama daha güzeldi."
3 yıl boyunca lise çapında da olsa yaptığım, muhteşem anlar yaşamama sebebiyet vermiş, eğlenceli, çetrefilli iş. tüm ağır çalışmanın yorgunluğu sahneden duyduğunuz ilk kahkaha ile silinir ve her şeye değer.
tiyatro bir yaşam biçimi. sadece sahnede yada sahne arkasında olanlar için değil, sahnede oynanan oyunlar, günlük hayatımızda ki insanların yaşamlarından kesitler içerir. bu yüzden insana en yakın ve samimi gelen sanat dalıdır. gerçeklik payı, yalın ve inandırıcılığında yatar. tıpkı stanislavski'nin dediği gibi, bir şeyi inandırmak için onun gerçek olması gerekmez, seyircinin inanması yeterlidir. muhsin ertuğrul usta ise bu sözü desteklercesine, seyircinin hükmü kesindir temyize gitmez demiştir. tarihin en çarpıcı halini, oyunlarla görmek mümkündür.
tiyatronun diğer edebi eserlerden en önemli farkı; diğer edebi eserler okumak ve dinlemek için yazılmışken, tiyatro oyununun sahnede seyirci önünde oynanmasıdır. değer ölçülerini, okuyanın kanaat ve anlayışlarından alır.
bir sahne sanatıdır. sahnede, yazılmış olan bir eserin seyirciler önünde oyuncular tarafından temsilleştirilmesidir. ülkemizde günden güne kan kaybetmeye devam eden bu sanatın doğuşu insanlık kadar eskilere dayanır.