wish you were here,money,comfortably numb,the wall gibi sahane eserleri bize kazandirmis,babamin sayesinde dinlemeye basladigim super rock grubu...david gilmour'un oldugu donemlerde daha iyi bir canli performans gorulmektedir ayrica ve basscisi asmistir.(bkz: roger waters)
the wall ogretisi ile hayatlara girmistir..ilk genclik yillarinda insanlarin gozlerini acilmasi ve onlerine orulmus duvarlari yikmasindan bahsedilir..burda cok ince bir cizgi vardir..duvarlari yikmak isyan demek degildir..isyandir aslinda..
onumuze orulen duvarlarin ismi ve ebati belli belirsiz herkeste aynidir..bunlardan kurtulmak icin 'egitim' in duzene istenildigi hale getirilmesi gerekir..egtim ucu acik bir cumledir...
hakkinda "lsd muzigi" denebilecek,gercekten baba grup.illa bir sarki ornek vereceksem,atom heart mother ve o sarkinin 01:20 dolaylarinda giren kismini soylerim,discmanda geri sarma tusunun kullanilma grafigini tavana vurduran o melodi.bir halusinasyon hali,bir kendinden gecmislik.muzik iste bu!!!
david gillmore lu doneminin daha iyi oldugunu dusundugum, ozellikle (bkz: momentary lapse of reason), (bkz: divison bells) albumleriyle, roger waters olmasa da olur dedirten, pulse konseriyle, isik-ses-sinevizyon olayinda tavan yapmis, olumsuzluk cesmesi eger varsa bu adamlarin agzina dayanmalidir dedigim, unique ingiliz grup.
pink floyd, 1965'lerde ismini o donemin iki blues ustasi olan pink anderson ve floyd council'den alarak kuruldu. dort muzisyenin calgilarini calmadaki ozel becerileri kisa bir sure sonra muzik cevrelerindeki diger gruplardan kendini ayirir bir gorunum ortaya koydu. pink floyd sadece muzikte degil, sinema ve felsefe gibi alanlarda da onemli, essiz bir isimdir.
Ãlk kuruldugunda ismi sigma 6 olan toplulukta george roger waters bas ve vokalde, william wright tuslu calgilarda, nicholas mason davulda ve syd barrett gitarda o gunlerin Ãngiltere'sinde biraz sasirtici olarak da nitelendirilebilecek calismalariyla begeni topladilar. iyelerin hicbiri digerlerinin golgesinde kalmadi ya da onlari golgede birakmadi.
pink floyd'u pink floyd yapan bu dort insani taniyalim; roger waters her ne kadar grubun yuksek dozlu muziginin kurucularindan biri olsa da blues'a olan egilimi tartisilmaz. iyle ki blues'un ayrilmaz bir parcasi gibi dusunulebilecek agitlari, en ozgun yapilar icinde kuruyor ve besteliyordu. "the final cut" albumu boyle bir calismanin urunuydu. waters, bestelenmesindeki amaci ve ithaf edilen insanlarin konumlari da dusunulunce en uygun secimi yapmisti. ialiskan ve yaratici bir ozellige sahip olan waters, arkadaslari arasinda da en cok okuyan ve arastiran olarak bilinir. bu sanatci populer muzigin disindaki alanlara hic yonelmediginden soz eder ancak "atom heart mother" albumu kendini haksiz cikaracak nitelikte. anlasilmasi guc bir adam oldugunu dusunur ve bundan da gizli bir sevinc duyar. arabalarla cok ilgilidir, tumuyle islemez bir durumda olan 1950 model lotus super seven marka otomobiliyle ovunur.
syd barrett, grubun belki de en gizemli elemani. uc yasayislarin tumunu destekleyen bir yapiya sahip olan barrett "cingene yurekli" olarak betimliyordu bir yazar. barrett'in en onemli ozelligi gitardaki yetkinliginin yaninda resim ve felsefeyle de ilgilenmesi idi. yasaminin her dilimi sanatla donanmis barrett'in. sanatini en cok etkilemis muzikci ve gruplar ise the beatles, rolling stones, donovan ve bob dylan gibi ayricalikli muzikciler. giyim kusamina fazlasiyla onem verirken, bu onemin icinde yatan resmi kosullara karsi isyankardir. izgurlugu her seyiyle bir butun olarak algilamak ve yasamin her boyutunda ozgurlugu ile birlikte olmak isterdi. elestirmekten ve elestirilmekten nefret ederdi. hep yasadigi ana hesap veren bir kisilige sahipti. tek amaci buyuk bir muzisyen ve ressam olmakti. 1968'de gruptan ayrildigi halde grubu her an, en cok etkileyen muzikci oldu. 1974 yilinda oldugunde, pink floyd en onemli albumlerinden birini eski arkadaslari icin cikardi ortaya.
grubun emektari ve en sempatik uyesi nick mason, kisiliginde humanist bir yapinin her zaman on planda oldugunu soyler. Ãnsanlara karsi olan her turlu eylemi siddetle olumsuzlayan mason'a en gulunc gelen sey de insanlarin kendisinden urkmesi. mason, 1965'li yillarin populer gruplarindan olan cream'in davulcusu ginger baker'in hayranidir. mason'un teknigi yavas, az gerilimli zaman zaman kendisinin de sastigi basarili ataklarla donanmis bir tekniktir. gundelik yasaminda neredeyse hic bir seyi umursamayan kendine ozgu bir kisilige sahiptir mason. her seye ragmen, unlu olma durtusunu de hic bir zaman inkar etmez. bir diger ugrasi da film senaryolari yazmaktir. fakat bunlar onun deyimiyle asla uygulanamayacaktir.
pink floyd'un ortaya cikisinda sonuncu kisi ise tuslu calgilari calan rick wright'dir: tek ve en onemli ilgi alaninin muzik oldugu biliniyor, ancak grubun en karamsar kisisi oldugu da bir gercek. kotu caldigini hissettigi anda her seyi yarim birakip gidebiliyor. bir zamanlar en buyuk amaci bir melletron, diger bir deyisle dunyanin en gelismis klavyeli calgisini (bu alete sahip olan diger gruplar arasinda jethro tull, manfred mann's earthbend, the who, yes, emerson lake and pawner, the moody blues, led zeppelin gibi belli basli gruplar vardir.) satin alip, muzik deneylerine girismekti. sonradan bu amacina eristi. cole porter gibi sarki sozleri yazmak da diger onemli bir amacidir. wright, yuzlerce sarki sozu yazmis, bir o kadar da beste yapmistir, ancak bunlarin cogunu cekmeceye atar, degersiz olduklarini dusunur.
Ãste bu dortlu 1966'nin sonlarinda yogun bir calismaya yonelir. 1960'larda 1966'lara dogru uzanan blues kokenli rock muzigine yeni seyler katmaktir amaclari. yeni ses, isik ve efekt oyunlari uygularlar. bu uygulamalar dinleyicilere daha farkli bir muzik algilamalarini saglar. gerci o donemde gencligi oldugu gibi kusatan uyusturucu ve mistik hic'e yonelimli yasayislari bir noktada degisik cagrisimlarla zenginlesmistir. ancak bunu daha da zenginlestirmek icin ellerinde onemli bir kozlari vardi: pink floyd'un kendine ozguluge dogru hizla yol alan sound'u.
1967'nin baslarinda "games for may" (mayis oyunlari) adiyla basladiklari konser dizisinde de ilk olarak "quadrophonic-sound"u denerler. "atom heart mother" albumunde de muziklerine klasik orkestra ve koroyu eklerler. incu elektronik muzigin mimari peter jenner isimli bir sosyologtur. buyuk cabalar sonucu ortaya cikardigi yeni sound makinalarini kullanabilecek gruplar aramaktadir. inerisini pink floyd'a yapar ve grup elemanlarinin zaten aradiklari ugras olan jenner'in yaratilari ilk onemli hareketliligin adimi olur. muzikteki bu yenilik dogallikla plak sirketinin dikkatini cekmeye basladi ve morison agency pink floyd'a plak teklifinde bulundu. 1967 yilinin iubat ayinda pink floyd'un ilk plagi piyasaya cikti. 45 devirli olan bu plakta iki barrett bestesi "arnold layne" ve "candy and a currant bun" seslendirilmisti. bu plak umulanin uzerinde ilgi topladi ve grup bir oneri uzerine "emi-harvest" plak sirketiyle anlasmaya vardi. bu 45'ligin pesinden ayni yil "see emily play" isimli plak cikti ve bu ikisi pink floyd'u Ãngiltere'nin en basarili gruplari arasina soktu. bestelerin bir ucunda mistik bir hava sezinlenirken diger ucta melodiye yeni renkler ve cagrisimlar katan degisik ses ve efektler hissedilir. izellikle ritm ve vokal anlayisinda sezilen bu etki, donemin dogal bir sonucudur.
ayni yilin mayis ayinda "games for may" konserlerine baslarlar. efektlere ve isik duzenine verdikleri onem dikkati cekmis ve muzik cevrelerinden olumlu elestiriler almaya baslamisti. artik deneysel muzige iyiden iyiye iyiden iyiye sivanmislar, bir arayisi ve bu arayisin urunu olan aykiri bir sesi oldukca basarili bir bicimde sunmuslardi dinleyicilere. grup, 1967'de ilk albumunu cikardi: "the piper at the gates of dawn". en cok satilan albumler listesinde yedi hafta ilk onun icinde yer almis, bir cok elestirmen tarafindan olumlu karsilanmistir. bu albumun ardindan cikarilan "apple and oranges" isimli 45'lige ilgi az oldu. Ãlgisizligin nedenleri ise onemliydi. syd barrett'in alisilmis beste randimani gittikce dusmekteydi ve kullandigi asiri uyusturucu yuzunden dengesini tamamen yitirme durumundaydi. barrett, 6 nisan 1968 gunu gruptan tumuyle ayrilarak evine kapanmayi tercih etti. dort plagi cikar barrett' in. bu palklarin cikmasinda en buyuk katkiyi yine eski arkadaslari yapmistir ve arkadaslari olene dek destek olmuslardir.
haziran 1968 pink floyd, ikinci albumunu piyasaya sunar. "a saucerful of secrets" simdiye kadarki calismalarindan oldukca degisik motifler icermekteydi. bu plagin ardindan bir abd turnesine cikarlar ve oldukca buyuk bir basari kazanarak o gunlerin populer gruplari olan cream, fleetwood mac ve ten years after'i ardlarinda birakirlar. pink floyd'un etkisiyle kitanin her yaninda yeni "psychodelic-rock" gruplari gorulur. "ne istersek onu yapariz" dusuncesi ana ilkeleridir. ancak su onemli bir noktadir ki rock muzigine getirdikleri katkinin kesinlikle farkinda degillerdir. 1969 yili da yogun konser ve album calismalariyla gecer. "more" adli bir film muzigi yaparlar ve album olarak cikartirlar. pesi sira "ummagumma" isimli ikili bir album surerler piyasaya. ertesi sene "zabriskie point" isimli filmin muzigi icin kollari sivarlar. toplulugun bu albumde, tumu filmde kullanilmis dort bestesi yer alir. bu siralarda digerlerinden cok farkli bir album uzerinde calismaktadirlar. "atom heart mother" isimli 1970 yili yapimi bu plak gercekten son derece ozgun bir sound icermektedir. yil sonuna dogru abd ve ilk kez bir uzak dogu turnesinden donuste yeni bir album piyasaya cikti: "meddle".
1972 yilinin ortalarina gelindiginde grubun hazir olan bir albumu daha vardi ve bu album "the valley" filmi icin hazirlanmis film muziklerini iceren "obscured by clouds" adli albumdu.
1973'te, gerek avrupa gerek abd konserlerinde basari ile icra ettikleri "the dark side of the moon" cikmistir piyasaya. bestelerdeki ozgunluk, sozlerdeki siirsellik, ses muhendisi alan parsons'un anlamli ve ozgun efektleri plagin tartisilmaz kalitesini ortaya koyar. albumdeki "time", "money" ve unutulmaz sozleriyle "eclipse" efsanevi parcalardir: "uyum icinde gunesin altindaki her sey/fakat golgede birakiliyor ay tarafindan gunes." 1974'te album degerini korurken guclu rakiplerini de sessizce alt etmistir. yes'in "relayer"i, led zeppelin'in "physical graffiti"si gibi.
Ãki yillik bir aradan sonra "animals" albumu gelir. anlayista bir degisiklik yoktur ama muzikte kalite dusmustur. albumde insanlar uc gruba ayrilir: kopekler, domuzlar, koyunlar... uzun psikolojik ve sosyolojik yorumlari sarkilara sigdirarak olgun muzigin nasil oldugunu gostermislerdir. ardindan waters, muziginde ve yorumunda yeniliklere basvurdu.
1978'de arkadaslarina daha once banda kaydettigi eserleri sunuyordu ve bugun rock klasikleri arasinda sayilan "the wall"du siradaki. dokuz ayi bulan yogun bir calisma sonrasinda bir album daha sundular. albumde waters'in yarattigi, hayati tamamen yaraticisininki olmasa bile benzerlikler gosteren pink isimli kahramanin oykusunu anlatilir. eser "midnight express"in yonetmeni alan parker tarafindan filme de aktarilir, bu calisma cannes'a yarisma disi katilarak buyuk ilgi topladi. bir sonraki album "the final cut"tir. buyuk savaslarin sorumlulari albumde yerilir. pink floyd'un olgunlugunun zirvesindeyken hazirlamis oldugu bir albumdur bu. ne kadar populer oldugunu soylemeye gerek bile yok. Ãnsani degerlerin yitirilmesine bir haykiris ve eskiye donus icin bir cagridir niteligindedir. albumun en buyuk ozelligi wright'siz ilk album olusu... bu albumle pink floyd eski performansinin cok cok altindaydi. bir nedeni de boynuzun kulagi gecmesi...
hayranlarina ve sevenlerine istediklerini tam olarak veremeyen bir baska album de "a momentary lapse of reason" oldu. eski kadro wright haric yeniden bir araya geldi ancak sadece bir onceki albumden daha iyi olabildi. iok buyuk bir dunya turnesiyle 200 konser verildi. ancak "yaslandilar" izlenimini silemedi. pink floyd'un yaptiklari citayi oylesine yukseltmisti ki "dark side" kalitesinde bir album beklemek neredeyse imkansizi istemek gibi bir hareket artik.
muzigi arac olarak kullandi pink floyd. degisimi sevdirdi, kuru dusunceyi sildi. Ãlk bakista anlamsiz, sacma gozuken, dinledikce keyif veren besteleriyle muzigin bugunlere gelmesinde bir katalizor gorevi ustlendi; cesaret ve hiz kazandirdi muzikseverlere. muzikteki en son devrimlerden birini gerceklestirmekle kalmadi, klasik degerleri yeni anlayisla butunlestirerek sanatta ulasilmaz yerlerden birine kendi ismini yazdirdi.