kuvayi milliye nedir ?
-
mavi gözlü devin* önderli?inde gerçekle?tirilen hareketin ad?.
sald?rgan, aç, haris emperyalist güçlere kar??n verilen kurtulu? sava??m?zdaki yüzak? direni?in ad?.
günümüzde çe?itli f?rsatlar? kollayarak ülkemizin kurulu?unu ve varl???n? sorgulama cüretini, densizli?ini, terbiyesizli?ini gösteren frans?zlar?n, ingilizlerin, yunanl?lar?n, italyanlar?n i?galine direnen güçler.
(bkz: ülkemi seviyorum)
-
naz?m hikmet in yazd??? destan?n ad?..oyunla?t?r?lm?? ve istanbul devlet tiyatrosunda oynanmaktad?r..unuttu?umuz de?erleri * çarp?c? bir ?ekilde hat?rlatan eserdir ayn? zamanda..
-
kuvay? milliye ilk kez, kurtulu? sava??'nda görev alan milis güçleri anlam?nda kullan?lm??t?r. ''kuvay? milliye'', i?gal alt?ndaki bir ülkede halk taraf?ndan olu?turulmu? direni? örgütleridir; bu özellikleri ile bir sivil örgütlenme modelidir kuvay? milliye sonradan ulusal kurtulu? sava??'na kat?lan herkesi kapsayan bir kavram olarak kullan?lm??t?r.
-
-
kuvvay? milliye nedir? bugün ne anlama gelmektedir?
?kuvvay? milliye?, ilk kez, kurtulu? sava??nda görev alan milis güçleri anlam?nda kullan?lm??t?r. ?kuvva? arap dilinde ?güç? demektir. ?kuvvay? milliye? de ulusal güçler anlam?na gelmektedir.
?kuvvay? milliye?, i?gal alt?ndaki bir ülkede halk taraf?ndan olu?turulmu? direni? örgütleridir; bu özellikleri ile bir sivil örgütlenme modelidir. ?kuvvay? milliye?, sonradan ulusal kurtulu? sava??na kat?lan herkesi kapsayan bir kavram olarak kullan?lm??t?r.
bugün ?kuvvay? milliye? denilince akla askerler, ordu, ihtilaller ve cuntac?l?k gibi kavramlar geliyor.
ne kadar yanl??! kuvvay? milliye, o tarihte, i?galci emperyalist ordular?na kar?? sava?an, türkü, kürdü, laz?, çerkezi, arab? ile bütün etnik gruplar? kaps?yordu.
örne?in do?u ve güneydo?uda cibranl? halit bey, hesananl? halit bey, mutki a?ireti reisi musa gibi kürt liderleri, hormek ve lolan a?iretleri gibi alevi a?iretleri; bat?da yörük ali efe, demirci mehmet efe gibi türkler; çerkez etem, a?abeyleri re?it ve tevfik beyler de kuvvay? milliye olarak sava?a kat?l?yorlard?.
?kuvvay? milliye ruhu? da i?te bu demekti. 19 may?s 1919 günü samsun?a ç?kan mustafa kemal, bütün bu gruplar? ve örgütleri ayn? amaç çevresinde birle?tirmi?ti.
?kemalist? kavram? da tam bu s?rada ortaya at?ld?. ?kemalist? o günlerde, ingiliz istihbarat örgütü gizli yaz??malar?yla amerikan bas?n?nda milliyetçi, bol?evik ve isyanc? anlamlar?nda kullan?l?yordu bu aç?dan, emperyalist ordular?na kar?? anayurtlar?n? koruyan herkes, türk, kürt, çerkez, arap, hepsi de ?kemalist? say?l?yordu.
mustafa kemal ve arkada?lar?n?n amaçlar? ba??ms?z bir cumhuriyet kurmakt?. ba??ms?zl?k iki bak?mdan önemliydi. emperyalist bat?l? ordulara kar?? verilen sava? sonras?nda kurulacak devlet, bat? dünyas?na kar?? ba??ms?z olacakt?. kurtulu? sava??nda mustafa kemal?e ve ankara hükümetine her türlü yard?m ve deste?i sa?layan sovyetler birli?i?ne kar?? da ba??ms?z bir siyaset izlenecekti. bu ba??ms?zl?k da onurlu ve ulusal bir devlet olman?n ko?uluydu.
bugün, kendilerini ??rkç? ve turanc?? sayan birçok insan ünlü enver pa?ay? bu ülkünün lideri olarak selamlar.
enver pa?a, bir serüven adam?d?r. birinci dünya sava??nda siyasal yazg?s?n?, talat ve cemal pa?alar ile birlikte alman i?birlikçili?ine ba?layan enver pa?a, 1920 y?l? a?ustos ay?nda sovyet lideri lenin?in iste?i do?rultusunda bakü?de toplanan kongreye kat?l?r. eylül ay?nda da komünist e?ilimli ?halk ?ûralar f?rkas??n? kurarak ?ans?n? bu kez de ?sovyet i?birlikçili?i?nde dener. mustafa kemal, sakarya sava??nda yenilse, enver pa?a, lenin?in sa?layaca?? destekle müslüman askerlerden olu?an bir k?z?lordunun ba??na geçerek anadolu?ya geçecektir.
böye olsayd? türkiye, bugün ba??ms?zl???na kavu?an eski sovyet cumhuriyetlerinden biri olacakt?! ya da türkiye bugün yunan i?galinde kalacak, mustafa kemal?e kar?? ç?kan dinsel çevreler ?t?pk? bat? trakya?daki türkler gibi? cuma namazlar?n? yunan ordusunun ku?att??? camilerde k?lmak zorunda kalacaklard?!
bugün dünyada ya?anan dinsel ve etnik kökenli karga?alar, mustafa kemal ve arkada?lar?n?n ne kadar hakl? olduklar?n? ortaya koyuyor.
bugün ?kuvvay? milliyeci? olmak; halk? sivil örgütler ve partiler eliyle örgütlemek ve bütün etnik gruplar aras?nda ayr?m gözetmeksizin ayn? yurdun insanlar? oldu?umuz bilincini yerle?tirmek ve bu ortak bilinç ile ça?da? uygarl?k düzeyine ula?mak demektir.
19 may?s, ulusal kurtulu?çulu?un, ba??ms?zl???n, devrimcili?in ve ça?da?l???n ilk ad?mlar?n?n at?ld??? bir ?kuvvay? milliye günü?dür. hepimize kutlu olsun.
(bkz: ugur mumcu)
(cumhuriyet, 19 may?s 1992)
-
ba?langiç
onlar
onlar ki toprakta kar?nca,
suda bal?k,
havada ku? kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
câhil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlard?r,
destân?m?zda yaln?z onlar?n mâceralar? vard?r.
onlar ki uyup hainin i?vâs?na
sancaklar?n? elden yere dü?ürürler
ve dü?man? meydanda koyup
kaçarlar evlerine
ve onlar ki bir nice murtada hançer ü?ürürler
ve ye?il bir a?aç gibi gülen
ve merasimsiz a?layan
ve ana avrat küfreden ki onlard?r,
destân?m?zda yaln?z onlar?n mâceralar? vard?r.
demir,
kömür
ve ?eker
ve k?rm?z? bak?r
ve mensucat
ve sevda ve zulüm ve hayat
ve bilcümle sanayi kollar?n?n
ve gökyüzü
ve sahra
ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollar?n?n,
sürülmü? topra??n ve ?ehirlerin baht?
bir ?afak vakti de?i?mi? olur,
bir ?afak vakti karanl???n kenar?ndan
onlar a??r ellerini topra?a bas?p
do?rulduklar? zaman.
en bilgin aynalara
en renkli ?ekilleri aksettiren onlard?r.
as?rda onlar yendi, onlar yenildi.
çok sözler edildi onlara dair
ve onlar için :
zincirlerinden ba?ka kaybedecek ?eyleri yoktur,
denildi.
birinci bap
yil 1918-1919
ve
karayilan hikâyesi
ate?i ve ihaneti gördük
ve yanan gözlerimizle durduk
bu dünyan?n üzerinde.
istanbul 918 te?rinlerinde,
izmir 919 may?s?nda
ve manisa, menemen, ayd?n, akhisar :
may?s ortalar?ndan
haziran ortalar?na kadar
yani tütün k?rma mevsimi,
yani, arpalar biçilip
bu?daya ba?lan?rken
yuvarland?lar...
adana,
antep,
urfa,
mara? :
dü?mü?
dövü?üyordu...
ate?i ve ihaneti gördük.
ve kanl? bankerler pazar?nda
memleketi alaman'a satanlar,
yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
dü?tüler can kaygusuna
ve kurtarmak için ba?lar?n? halk?n gazab?ndan
karanl??a kar??arak bas?p gittiler.
yaral?yd?, yorgundu, fakirdi millet,
en az?l? düvellerle dövü?üyordu fakat,
dövü?üyordu, köle olmamak için iki kat,
iki kat soyulmamak için.
ate?i ve ihaneti gördük.
murat nehri, canik da?lar? ve f?rat,
ye?il?rmak, k?z?l?rmak,
gültepe, tilbe?ar ovas?,
gördü uzun di?li ingiliz'i.
ve aksu'yla köpsu,
karagöl'le sö?üt gölü
ve gümü? basamakl? türbesinde yatan
büyük, â??k ölü,
?apkas? horoz tüylü italyan'? gördü.
ve çukurova,
k?yas?ya düzlük,
uçurumlar, yamaçlar, da?lar k?yas?ya
ve seyhan ve ceyhan
ve kara gözlü yürük k?z?,
gördü mavi üniformal? frans?z'?.
ve devam ettik ate?i ve ihaneti görmekte.
e?raf ve âyân ve mütehayyizân?n ço?u
ve a?alar :
ba?dasar a?a'dan
kellesi büyük mehmet a?a'ya kadar,
dü?manla birlik oldular.
ve inekleri, koyunlar?, keçileri sürüp, götürüp,
gelinlerin ?rz?na geçip,
çocuklar? öldürüp
ve istiklâli yak?p y?kt?kça dü?man,
da?a ç?kt? mavzerini, naca??n?, çiftesini kapan
ve ç?? gibi ço?ald? çeteler
ve köylülerden pa?alar görüldü,
kara donlu köylülerden.
ve bizim tarafa geçenler oldu
tunuslu ve hindli kölelerden.
ve türkistanl? hac? ahmet,
k?s?k gözleri,
seyrek sakal?,
hafif makinal? tüfe?iyle
da?larda bir ba??na dola?t?.
ve sabahleyin ve ö?le s?ca??nda ve ak?amüstü
ve ay?????nda ve y?ld?z alacas?nda geceleyin,
ne zaman s?k??sa bizimkiler,
peyda oluverdi, yerden biter gibi o
ve ate? etti
ve dü?man? da??tt?
ve kayboldu da?larda yine.
ate?i ve ihaneti gördük.
dayand?k,
dayand?k her yanda,
dayand?k izmir'de, ayd?n'da,
adana'da dayand?k,
dayand?k, urfa'da, mara?'ta, antep'te.
antepliler silâh?or olur,
uçan turnay? gözünden
kaçan tav?an? ard aya??ndan vururlar
ve arap k?sra??n?n üstünde
taze ye?il selvi gibi ince uzun dururlar.
antep s?cak,
antep çetin yerdir.
antepliler silâh?or olur.
antepliler yi?it ki?ilerdir.
karay?lan
karay?lan olmazdan önce
antep köylüklerinde ?rgatt?.
belki rahats?zd?, belki rahatt?,
bunu dü?ünme?e vakit b?rakm?yordular,
ya??yordu bir tarla s?çan? gibi
ve korkakt? bir tarla s?çan? kadar.
yi?itlik atla, silâhla, toprakla olur,
onun at?, silâh?, topra?? yoktu.
boynu yine böyle çöp gibi ince
ve böyle kocaman kafal?yd?
karay?lan
karay?lan olmazdan önce.
dü?man antep'e girince
antepliler onu
korkusunu saklayan
bir f?st?k a?ac?ndan
al?p indirdiler.
alt?na bir at çekip
eline bir mavzer
verdiler.
antep çetin yerdir.
k?rm?z? kayalarda
ye?il kertenkeleler.
s?cak bulutlar dola??r havada
ileri geri...
dü?man tutmu?tu tepeleri,
dü?man?n topu vard?.
antepliler düz ovada
s?k??m??lard?.
dü?man ?arapnel döküyordu,
topra?? kökünden söküyordu.
dü?man tutmu?tu tepeleri.
akan : antep'in kan?yd?.
düz ovada bir gül fidan?yd?
karay?lan'?n
karay?lan olmazdan önceki siperi.
bu fidan öyle küçük,
korkusu ve kafas? öyle büyüktü ki onun,
naml?ya tek fi?ek sürmeden
yat?yordu yüzükoyun.
antep s?cak,
antep çetin yerdir.
antepliler silâh?or olur.
antepliler yi?it ki?ilerdir.
fakat dü?man?n topu vard?.
ve ne çare, kader,
düz ovay? antepliler
dü?mana b?rakacaklard?.
«karay?lan» olmazdan önce
umurunda de?ildi karay?lan'?n
k?yamete dek dü?mana verseler antep'i.
çünkü onu dü?ünme?e al??t?rmad?lar.
ya?ad? toprakta bir tarla s?çan? gibi,
korkakt? da bir tarla s?çan? kadar.
siperi bir gül fidan?yd? onun,
gül fidan? dibinde yat?yordu ki yüzükoyun
ak bir ta??n ard?ndan
kara bir y?lan
ç?kard? kafas?n?.
derisi ???l ???l,
gözleri ate?ten al,
dili çatald?.
birden bir kur?un gelip
kafas?n? ald?.
hayvan devrildi kald?.
karay?lan
karay?lan olmazdan önce
kara y?lan?n encâm?n? görünce
hayk?rd? avaz avaz
ömrünün ilk dü?üncesini .
«ibret al, deli gönlüm,
demir sand?kta saklansan bulur seni,
ak ta? ard?nda kara y?lan? bulan ölüm.»
ve bir tarla s?çan? gibi ya?ay?p
bir tarla s?çan? kadar korkak olan,
f?rlay?p atlay?nca ileri
bir deh?et ald? anteplileri,
se?irttiler pe?ince.
dü?man? tepelerde yediler.
ve bir tarla s?çan? gibi ya?ay?p
bir tarla s?çan? kadar korkak olana :
karayilan dediler.
«karay?lan der ki : harbe oturak,
kilis yollar?ndan kelle getirek,
nerde dü?man varsa orda bitirek,
vurun ha yi?itler namus günüdür...»
ve biz de bunu böylece duyduk
ve çetesinin ba??nda y?llarca nâm? yürüyen
karay?lan'?
ve anteplileri
ve antep'i
aynen duyup i?itti?imiz gibi
destân?m?z?n birinci bâb?na koyduk.
ikinci bap
yil yine 1919
ve
istanbul'un hâli
ve
erzurum ve sivas kongreleri
ve
kambur kerim'in hikâyesi
biz ki istanbul ?ehriyiz,
seferberli?i görmü?üz :
kafkas, galiçya, çanakkale, filistin,
vagon ticareti, tifüs ve ispanyol nezlesi
bir de ittihatç?lar,
bir de uzun konçlu alman çizmesi
914'ten 18'e kadar
yedi bitirdi bizi.
mücevher gibi uzak ve eri?ilmezdi ?eker
erimi? alt?n pahas?nda gazya??
ve namuslu, çal??kan, fakir istanbullular
sidiklerini yakt?lar 5 numara lâmbalar?nda.
yedikleri m?s?r koçan?yd? ve arpa
ve süpürge tohumu
ve çöp gibi kald? çocuklar?n boynu.
ve lâkin tarabya'da, pöti?an'da ve ada'da kulüp'te
akt? ren ?araplar? su gibi
ve ?ekerin sahibi
kaplad? miloviç'in yorgan?na 1000 liral?klar?.
miloviç de beyaz at gibi bir kar?.
bir de sakal? halife'nin,
bir de vilhelm'in b?y?klar?.
biz ki istanbul ?ehriyiz,
güzelizdir,
dört yan?m?z mavi mavi da?d?r, denizdir.
öfkeli, büyük bir ?air :
«ey bin kocadan arta kalan bilmem neyi bakir»
demi?
bize
ve bir ba?kas?,
yekpare acem mülkünü fedâ etti bir sengimize.
biz ki istanbul ?ehriyiz,
i?te, arzederiz halimizi
türk halk?n?n yüce kat?na.
mevsim yazd?r,
919'dur.
ve te?rinlerinde geçen y?l?n
dört düvele teslim ettiler bizi,
gözü kanl? dört düvele
anadan do?ma ç?r?lç?plak.
ve kurumu?tu
ve kan içindeydi memelerimiz.
biz ki istanbul ?ehriyiz,
frans?z, ingiliz, italyan, amerikan
bir de yunan,
bir de zavall? afrika zencileri
yer bitirir bizi bir yandan,
bir yandan da kendi köpek döllerimiz :
vahdettin sultan,
ve damad? ferit
ve ingiliz muhipleri
ve mandac?lar.
biz ki istanbul ?ehriyiz,
yüce türk halk?,
malûmun olsun çekti?imiz ac?lar...
919 temmuzunun 23'üncü günü
pek mütevaz? bir mektep salonunda
in'ikad etti erzurum kongresi.
erzurum'un k??? zorludur balam,
tand?r?nda tezek yakar erzurum,
buz tutar yi?itlerinin b?y???
ve geceleyin karl? ovada
kaskat? kat?la?m??, donmu? görürsün karanl???.
erzurum'da kavaklar, balam,
erzurum'da kavaklar tane tane,
kavaklarda tane tane yapraklar.
ve terden ve toz dumandan ve sinekten geçilmez
erzurum'da yaz gelip de bast? m?yd? s?caklar.
erzurum'un düzdür, toprakt?r dam?.
erzurum güzelleri giyer, balam,
incecik ak yünden ehram?.
yürek boynun büker, balam,
erzurumlu türkülere.
halim selimdir erzurum'un adam?
ve lâkin dönmesin gözü bir kere!...
erzurum'da on dört gün sürdü kongre :
orda, mazlum milletlerden bahsedildi
bütün mazlum milletlerden
ve emperyalizme kar?? dövü?lerinden onlar?n.
orda, bir ?ûray? millî'den bahsedildi,
iradei milliyeye müstenit bir ?ûray? millî'den.
buna ra?men,
«âsi gelmiyelim» diyenler vard?,
«makam? hilâfet ve saltanata.»
hattâ casuslar vard? içerde.
buna ra?men,
«bütün aksâm? vatan birküldür» denildi.
«kabul olunmaz,» denildi,
«manda ve himaye...»
buna ra?men,
istanbul'da birçok han?mlar, beyler, pa?alar,
türk halk?ndan kesmi?lerdi umudu.
ya?d?r?ld? telgraflar erzurum'a :
«amerikan mandas? alt?na girelim,» diye.
«istiklâl, diyorlard?, ?âyan? arzu ve tercihtir, amma
bugün bu, diyorlard?, mümkün de?il,
birkaç vilâyet, diyorlard?, kalacak elde,
?u halde, diyorlard?, ?u halde,
memâliki osmaniye'nin cümlesine ?âmil
amerikan mandaterli?ini talep etme?i
memleketimiz için en nâfi
bir ?ekli hal kabul ediyoruz.»
fakat bu ?ekli halli kabul etmedi erzurumlu.
erzurum'un k??? zorludur balam,
buz tutar yi?itlerin b?y???.
erzurum'da kaskat?, dimdik ölür adam,
kabullenmez y?lg?nl???...
istanbul'da han?mlar, beyler, pa?alar,
tül perdeler, kravatlar, apoletler, ?i?eler,
ç?t? p?t? dilleri ve pamuk gibi elleri
ve biçare telgraf telleri
devretmek için amerika'ya anadolu'yu
?öyle diyorlard? erzurum'dakilere :
«bizi bir ba??m?za b?raksalar,
tarafgirlik, cehalet
ve çok konu?maktan ba?ka müspet
bir hayat kuramay?z.
i?te bu yüzden amerika çok i?imize geliyor.
filipin gibi vah?i bir memleketi adam etti amerika.
ne olacak,
biz de on be?, yirmi sene zahmet çekeriz,
sonra yeni dünya'n?n sayesinde
istiklâli kafas?nda ve cebinde ta??yan
bir türkiye vücuda geliverir.
amerika, içine girdi?i memleket ve millet hayr?na
nas?l bir idare kurdu?unu
avrupa'ya göstermek ister.
hem art?k i?i uzatma?a gelmez.
çok tehlikeli anlar ya??yoruz.
sergüze?t ve cidâl devri geçmi?tir :
türkiye'yi, geni? kafal? birkaç ki?i belki kurtarabilir.»
4 eylül 919'da topland? s?vas kongresi,
ve 8 eylülde
kongrede bu sefer
yine ortaya ç?kt? amerikan mandas?.
ak koyunla kara koyunun
geçitte belli oldu?u günlerdi o günler.
ve istanbul'dan gelen baz? zevat,
sapsar? y?lg?nl?klar?yla beraber
ve ihanetleriyle birlikte
bir de amerikan gazeteci getirmi?tiler.
ve erzurumlulardan ve s?vasl?lardan ve türk milletinden çok
i?bu mister bravn'a güveniyorlard?.
bu zevata :
«istiklâlimizi kaybetmek istemiyoruz efendiler!»
denildi.
fakat ayak diredi efendiler :
«mandan?n, istiklâli ihlâl etmiyece?i muhakkak iken,»
dediler,
«herhalde bir müzâherete muhtac?z diyorum ben,»
dediler,
«hem zaten,»
dediler,
«birbirine mani ?eyler de?ildir
istiklâl ile manda.
ve esasen,»
dediler,
«müstakil kalamay?z böyle bir zamanda.
memleket harap,
toprak çorak,
borcumuz 500 milyon,
vâridat ise 15 milyon ancak.
ve allah muhafaza buyursun
izmir kalsa yunanistan'da
ve harbetsek,
dü?man?m?z vapurla asker getirir.
biz erzurum'dan hangi ?imendiferle nakliyat yapabiliriz?
manday? kabul etmeliyiz, hemen,»
dediler.
«onlar dretnot yap?yor,
biz yelkenli bir gemi yapam?yoruz.
hem, istanbul'daki amerikan dostlar?m?z :
mandam?z korkunç de?ildir,
diyorlar,
cemiyeti akvam nizamnamesine dahildir,
diyorlar.»
ve böylece, bin dereden su getirdi istanbul'dan gelen zevat.
s?vas, manday? kabul etmedi fakat,
«hey gidi deli gönlüm,»
dedi,
«ak?ll?, umutlu, sab?rl? deli gönlüm,
ya istiklal, ya ölüm!»
dedi.
kambur kerim de böyle dedi aynen.
adapazarl?yd? kambur kerim.
seferberlikte ölen babas? marangozdu.
seferberlik denince akl?na kerim'in :
çok beyaz bir yast?kta kara sakall? bir ölü yüzü,
fahri bey çiftli?inde patates toplay?p
kaz gütmek,
mektep kitaplar?
ve bir de saçlar? alt?n gibi sar?
fakat aln? çizgiler içinde anas? gelir.
335'te kerim eski?ehir'e gitti,
mektebe, teyzelerine ve day?s?na.
day?s? ?imendiferde makinistti.
dü?man elindeydi eski?ehir.
kerim on dört ya??ndayd?,
kamburu yoktu.
dümdüzdü fidan gibi
ve dünyaya merakl? bir çocuktu.
day?s? sürme?e gitti?i günler ?imendiferi
kerim'e ekmek vermedi?inden teyzeleri
(çok uzun saçl?, ihtiyar iki kad?n)
hintli askerlerle dost oldu kerim.
bunlar
(?a??lacak ?ey)
türkçe bilmeyen
ve siyah sakallar?, siyah gözleri parlak,
avuçlar?n?n üstü esmer, içi ak
ve tel örgülerin üzerinden
kerim'e bisküviti kutularla atan amcalard?.
kocaman bir ambarlar? vard?,
kerim içinde oynard?.
ambarda nohut çuvallar?, bakla, kuru üzüm,
(?a??lacak ?ey,
kat?rlar?n yemesi için)
ve sonra cephane sand?klar?yla silahlar.
bir gün dedi ki makinist day?s? kerim'e :
«ambardan silâh çal?p bana getir,
gâvura kar?? koyan zeybeklere gönderece?im.»
ve ambardan silâh çald? kerim :
bir
bir tane daha
be?
on.
aldatt? hindistanl? dostlar?n?
zeybekleri daha çok sevdi?inden.
zaten çok sürmedi, parlak kara sakall? amcalar gitti,
kerim geçirdi onlar? istasyona kadar.
ertesi gün lefke köprüsünü at?p
zeybekler gelince eski?ehir'e
day?s? kerim'i elinden tutup
verdi onlara.
ve i?te o günden sonra
bugüne kadar
kahraman bir türküdür ömrü kerim'in.
eski?ehir'den al?p onu
«kocaeli grubu» pa?as?na götürdüler.
çat?k ka?l?, yüzü gülmez bir pa?ayd? bu.
çabucak ö?rendi kerim ata binmeyi,
s???rtmaç olmay?
-zaten bilgisi vard? bunda-
kayalardan genç bir keçi gibi inmeyi,
gizlenmeyi ormanda.
ve bütün bu marifetleriyle kerim
kaç kere ölüme bir kur?un at?m? yakla?arak
ve «geçmi? olsun» dedikleri zaman ?a?arak
dü?man içinden geçip getirdi haber
götürdü haber.
onu naml? bir «kaptan» gibi sayd? çeteler,
bir oyun arkada?? gibi sevdi çeteleri o.
ve bir fidan gibi düz
bir fidan gibi cesur
bir fidan gibi vaadeden bir çocu?un
sevinçle oynad??? bu müthi? oyun
sürdü 1337'ye kadar...
kocaeli orman? gürgen ve me?eliktir :
yüksek
kal?n.
gökyüzü gözükmez.
durgun bir geceydi.
hafif ya?mur ya?m??t? biraz önce.
fakat ?slanmam?? ki yerde yapraklar
karanl?kta h???rt?larla yürüyordu beygiri kerim'in.
solda
ilerde
tepenin ete?inde ate? yan?yordu :
«tekneciler» diye an?lan
gâvur çetelerinin olmal?.
dallardan damlalar dü?üyordu kerim'in yüzüne.
beygirin ba?? gittikçe daha çok karanl??a giriyor.
ipsiz recep'in yan?ndan dönüyordu kerim.
kâatlar götürmü?
kâatlar getiriyor.
birdenbire durdu beygir,
heykel gibi,
-tekneciler'in ate?ini görmü? olacak-
sonra birdenbire dörtnala kalkt?.
?a??rd? kerim.
dizginleri b?rakt?.
sar?ld? beygirin boynuna.
deli gibi gidiyordu hayvan.
çocu?a art arda çarp?yordu a?açlar.
me?eleri ve gürgenleriyle orman
karanl?k bir rüzgâr gibi geçiyor iki yandan.
kim bilir kaç saat böyle gidildi.
orman bitti birdenbire.
-ay do?mu? olacak ki ortal?k ayd?nl?kt?-
ve kerim ayn? h?zla geldi?i zaman
arma?a'n?n alt?nda ba?de?irmenler'e
beygir ans?z?n kapakland? yere,
tekerlendi kerim.
do?ruldu.
ve akl?na ilk gelen ?ey
saat?na bakmak oldu.
k?r?lm??t? cam?.
bindi beygire tekrar.
hayvan topall?yordu biraz.
uslu uslu yola koyuldular.
sol kula?? kan?yordu kerim'in,
kirezce'ye geldiler
(sapanca'yla arifiye aras?),
kerim durdu,
biraz zor nefes al?yordu.
geyve'ye girdi ertesi ak?am.
beli o kadar a?r?yordu ki
inemedi beygirden
indirdiler.
kerim'i bir yayl?ya bindirdiler.
adapazar?.
sonra belki on gün, belki on be?,
ka?n?lar, mekkâre arabalar?,
sonra, gitgide daralan nefesi,
yah??han,
konya,
sile nahiyesi
(burda malûl gaziler için
takma kol ve bacak yap?l?yordu),
ve nihayet hatçehan köyünden ç?k?kç? ?erif usta.
hâlâ rüyalar?nda görür kerim
incecik bir yoldan e?ekle gelip
üzerine do?ru e?ilen
bu çiçekbozu?u insan yüzünü.
usta, ovdu kerim'i bay?lt?ncaya kadar.
sonra, zifte koydu bu k?r?lm?? dal gibi çocuk gövdesini.
yirmi gün geçti aradan.
ve sonra bir ikindi vakti ziftin içinden
kerim'i kambur ç?kard?lar.
üçüncü bap
yil 1920
ve
arhaveli ismail'in hikâyesi
ate?i ve ihaneti gördük.
dü?man ordusu yine ba?lad? yürüme?e.
akhisar, karacabey,
bursa ve bursa'n?n do?usunda aksu,
çarp??arak çekildik...
920'nin
29 a?ustos'u :
u?ak dü?tü.
yaral?
ve deh?etli k?zg?n
fakat topra??m?zdan emin,
dumlup?nar s?rtlar?nday?z.
nazilli dü?tü.
ate?i ve ihaneti gördük.
dayand?k
dayanmaktay?z.
1920 ?ubat, nisan, may?s,
bolu, düzce, geyve, adapazar? :
içimizde hilâfet ordusu,
anzavur isyanlar?.
ve ayn? s?radan,
3 ekim konya.
sabah.
500 asker kaça?? ve ye?il bayra??yla deliba?
girdi ?ehre.
alaeddin tepesinde üç gün üç gece hüküm sürdüler.
ve manavgat istikametlerinde kaç?p
ölümlerine giderken
terkilerinde kesilmi? kafalar götürdüler.
ve 29 aral?k kütahya :
4 top
ve 1800 atl? bir ihanet
yani çerkez ethem,
bir gece vakti
kilim ve hal? yüklü kat?rlar?,
koyun ve s???r sürülerini önüne kat?p
dü?mana geçti.
yürekleri karanl?k,
kemerleri ve kamç?lar? gümü?lüydü,
atlar? ve kendileri semizdiler...
ate?i ve ihaneti gördük.
ruhumuz f?rt?nal?, etimiz mütehammil.
sevgisiz ve ihtirass?z ç?plak devler de?il,
inan?lmaz zaaflar?, korkunç kuvvetleriyle,
silâhlar? ve beygirleriyle insanlard? dayanan.
beygirler çirkindiler,
bak?ms?zd?lar,
hasta bir fundal?ktan yüksek de?illerdi.
fakat bozk?rda ki?neyip köpürmeden
sab?rl? ve doludizgin ko?mas?n? biliyorlard?.
insanlar uzun asker kaputluydu,
yalnayakt? insanlar.
insanlar?n ba??nda kalpak,
yüreklerinde keder,
yüreklerinde müthi? bir ümit vard?.
insanlar devrilmi?ti, kedersiz ve ümitsizdiler.
insanlar, etlerinde kur?un yaralar?yla
köy odalar?nda unutulmu?tular.
ve orda sarg?,
deri
ve asker postallar? halinde
yan yana, s?rtüstü yat?yorlard?.
kopar?lm?? gibiydi parmaklar? sapland??? yerden
e?rilip bükülmü?tü
ve avuçlar?nda toprak ve kan vard?.
ve asker kaçaklar?,
korkular?, mavzerleri, ç?plak, ölü ayaklar?yla
karanl?kta köylerin içinden geçiyorlard?.
ac?km??t?lar,
merhametsizdiler,
bedbahtt?lar.
?osenin ?ss?z beyazl???na inip
nal sesleri ve y?ld?zlarla gelen atl?y? çeviriyor
ve bolu da??nda ekmek bulamad?klar? için
deviriyorlard? uçurumlara :
?ayak, c?gara kâad?, tuz ve sabun yüklü yayl?lar?.
ve çok uzak,
çok uzaklardaki istanbul liman?nda,
gecenin bu geç vakitlerinde,
kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takalar? :
hürriyet ve ümit,
su ve rüzgârd?lar.
onlar, suda ve rüzgârda ilk deniz yolculu?undan beri vard?lar.
tekneleri kestane a?ac?ndand?,
üç tondan on tona kadard?lar
ve lâkin yelkenlerinin alt?nda
f?nd?k ve tütün getirip
?eker ve zeytinya?? götürürlerdi.
?imdi, büyük s?rlar?n? götürüyorlard?.
?imdi, denizde bir insan sesinin
ve demirli ?ileplerin kederlerini
ve kabata? aç?klar?nda sallanan
saman kay?klar?n?n fenerlerini
pe?lerinde b?rak?p
ve karanl?k suda amerikan taretlerinin önünden ak?p
küçük,
kurnaz
ve ma?rur
gidiyorlard? karadeniz'e.
dümende ve ba?altlar?nda insanlar? vard? ki
bunlar
uzun e?ri burunlu
ve konu?may? ?ehvetle seven insanlard? ki
s?rt? lâcivert hamsilerin ve m?s?r ekme?inin
zaferi için
hiç kimseden hiçbir ?ey beklemeksizin
bir ?ark? söyler gibi ölebilirdiler...
karanl?kta kur?unîi derisi k?rm?z?ya boyanan
baltaba? gemi
ingiliz torpitosudur.
ve dalgalar?n üstünde sallanarak
alev alev
yanan :
?aban reisin be? tonluk takas?.
kerempe fenerinin yirmi mil aç???nda,
gecenin karanl???nda,
dalgalar minare boyundayd?lar
ve ba?lar? bembeyaz parçalan?p da??l?yordu.
rüzgar :
y?ld?z - poyraz.
esirlerini bordas?na al?p
kayboldu ingiliz torpitosu.
?aban reisin teknesi
ate?ten diregiyle gömüldü suya.
arheveli ismail
bu ölen teknedendi.
ve ?imdi
kerempe fenerinin aç???nda,
batan teknenin kay???nda
emanetiyle tek ba??nad?r,
fakat yaln?z de?il :
rüzgâr?n,
bulutlar?n
ve dalgalar?n kalabal???,
ismail'in etraf?nda hep bir a??zdan konu?uyordu.
arheveli ismail
kendi kendine sordu :
«emanetimizle varabilecek miyiz?»
kendine cevap verdi :
«varmam?? olmaz.»
gece, tophane r?ht?m?nda
kamac? ustas? bekir usta ona :
«evlâd?m ismail,» dedi,
«hiç kimseye de?il,» dedi,
«bu, sana emanettir.»
ve kerempe fenerinde
dü?man projektörü dola??nca takan?n yelkenlerinde,
ismail, reisinden izin isteyip,
«?aban reis,» deyip,
«emaneti yerine götürmeliyiz,» deyip
atlad? takan?n patalyas?na,
aç?ld?.
«allah büyük
ama kay?k küçük» demi? yahudi.
ismail bodoslamadan bir sa?nak yedi,
bir sa?nak daha,
pe?inden üç-karde?ler.
ve denizi b?çak atmak kadar iyi bilmeseydi e?er
alabora olacakt?.
rüzgâr tam kerte y?ld?za dönüyor.
ta kar??da bir k?rm?z? damla ???k görünüyor :
s?vastopol'a giden bir geminin
sancak feneri.
elleri kanayarak
çekiyor ismail kürekleri.
ismail rahatt?r.
kavgadan
ve emanetinden ba?ka her ?eyin haricinde,
ismail unsurunun içinde.
emanet :
bir a??r makinal? tüfektir.
ve ismail'in gözü tutmazsa liman reislerini
ta ankara'ya kadar gidip
onu kendi eliyle teslim edecektir.
rüzgâr bocal?yor.
belki karayel gösterecek.
en azdan on be? mil uzakt?r en yak?n sahil.
fakat ismail
ellerine güvenir.
o eller ekme?i, küreklerin sap?n?, dümenin yekesini
ve kemeralt?'nda fotika'n?n memesini
ayn? emniyetle tutarlar.
rüzgâr karayel göstermedi.
yüz kerte birden atlay?p rüzgâr
bir anda bütün ipleri b?çakla kesilmi? gibi
dü?tü.
ismail beklemiyordu bunu.
dalgalar bir müddet daha
yuvarland?lar teknenin alt?nda
sonra deniz dümdüz
ve simsiyah
durdu.
ismail ?a??r?p b?rakt? kürekleri.
ne korkunçtur dü?mek kavgan?n haricine.
bir ürperme geldi ismail'in içine.
ve bir bal?k gibi ürkerek,
bir sandal
bir çift kürek
ve durgun
ölü bir deniz ?eklinde gördü yaln?zl???.
ve birdenbire
öyle kahrolup duydu ki insans?zl???
y?ld? elleri,
yüklendi küreklere,
k?r?ld? kürekler.
sular tekneyi aç??a sürüklüyor.
art?k hiçbir ?ey mümkün de?il.
kald? ölü bir denizin ortas?nda
kanayan elleri ve emanetiyle ismail.
ilkönce küfretti.
sonra, «elham» okumak geldi içinden.
sonra, güldü,
e?ilip ok?ad? mübarek emaneti.
sonra...
sonra, malûm olmad? insanlara
arhaveli ismail'in âk?beti...
dördüncü bap
nurettin e?fak'in bir mektubu
ve
bir ?iiri
karde?im,
sana bu mektubu ankara'da kuyulu kahvede yaz?yorum.
hep ayn? anadolu havalar?n? çal?yor gramofon
kocaman bir boru çiçe?ine benzeyen a?z?yla,
d??arda ya?mur...
mektepten istifa ettim.
cepheye gidiyorum ihtiyat zabitli?iyle.
çocuklar?m?za türkçe okutmak,
ö?retmek, sevdirmek onlara
dünyan?n en diri, en taze dillerinden birini,
kendi dillerini,
güzel ?ey,
büyük ?ey.
fakat bu dilin insanlar? için çakmak çalmak cehpede
daha büyük
daha güzel.
biliyorum :
i? bölümünden bahsedeceksin.
fakat, ankara'da çocuklara ders vermek,
bozk?rda ate? hatt?na girmek
haks?z ve hazin
bir i? bölümü.
öyle günlerde ya??yoruz ki
ben bir i? yapabildim diyebilmek için :
hep aln?n?n ortas?nda duyacaks?n ölümü.
bak, tam sana bunlar? yazarken
asker geçiyor sokaktan ;
ya?murda harap postallar?n?n me?inini ?slatarak
meclis'in önüne do?ru iniyorlar,
istasyona gidecekler.
ve türkü söylerken, her nedense her zaman yapt??? gibi,
sesini incelterek mar? okuyor genç türk köylüsü :
«ankara'n?n ta??na bak,
gözlerimin ya??na bak...»
yüzleri mühim, dalg?n ve yorgun.
t?ra?lar? uzam?? biraz.
elleri büyük ve esmer.
elâ gözlüler, kara gözlüler, mavi gözlüler.
yine birdenbire yunus emre geldi akl?ma.
ba?ka türlü anl?yorum ben yunus'u :
bence onda bütün bir devir dile gelmi? türk köylüsü :
öte dünyaya dair de?il,
bu dünyaya dair kayg?lar?yla...
bir ?iir yazd?m,
garip bir ?iir,
«türk köylüsü» diye.
bir tuhaf m? oluyor böyle günlerde ?iir yazmak?
her ne hâl ise, ho?ça kal, gözlerinden öperim.
karde?in
nurettin e?fak
türk köylüsü
topraktan ö?renip
kitaps?z bilendir.
hoca nasreddin gibi a?layan
bayburtlu zihni gibi gülendir.
ferhad'd?r
kerem'dir
ve kelo?lan'd?r.
yol görünür onun garip serine,
analar, babalar umudu keser,
kahbe felek ona eder oyunu.
çar?ambay? sel al?r,
bir yâr sever
el al?r,
kanad? k?r?l?r
çöllerde kal?r,
ölmeden mezara koyarlar onu.
o, «yûnusû biçâredir
ba?tan aya?a yâredir»,
a?u içer su yerine.
fakat bir kerre bir derd anlayan dü?meyegörsün önlerine
ve bir kerre vakteri?ip
«-gayr?k yeter!...»
demesinler.
bunu bir dediler mi,
«isrâfil sûrunu urur,
mahlûkat yerinden durur»,
topra??n nabz? ba?lar
onun nab?zlar?nda atma?a.
ne kendi nefsini korur,
ne dü?man? kay?r?r,
«da?lar? y?rt?p ay?r?r,
kayalar? kesip yol eyler âb?hayat ak?tma?a...»
be?inci bap
920'nin 16 marti
ve
manastirli hamdi efendi
ve
re?adiyeli veli o?lu memet'in hikâyesi
«bu hamiyetli ve cesur, manast?rl? hamdi efendi olmasayd?, istanbul felâketinden kim bilir haber almak için ne kadar intizarlar içinde kalacakt?k. istanbul'da bulunan nâz?r, mebus, kumandan, te?kilât?m?z mensuplar? içinden bir zat ç?k?p vaktiyle bize haber verme?i dü?ünmemi? oldu?u anla??l?yor. demek ki cümlesini heyecan ve helecan kaplam??t?. bir ucu ankara'da bulunan telin istanbul'da bulunan ucuna yana?amayacak kadar ?a?k?n bir hale gelmi? olduklar?na bilmem ki hükmetmek caiz olur mu?»
(nutuk, s. 295, devlet bas?mevi, istanbul 1938)
920'nin 16 mart?.
ö?leden evvel
saat onda
makina ba??nda ?öyle bir telgraf ald? ankara'daki :
«der-aliye 16/3/1920.
ingilizler bast? bu sabah
?ehzadeba??'ndaki muzika karakolunu.
müsademe edildi.
i?gal alt?na al?yorlar istanbul'u ?imdi.
berâyi malûmat arzolunur.
manast?rl? hamdi.»
920'nin 16 mart?.
harbiye nezareti telgrafhanesi buldu ankara'y? :
«etrafta dola??yor ingiliz askerleri.
?imdi i?te
ingiliz askerleri giriyorlar nezarete.
i?te giriyorlar içeri.
nizamiye kap?s?na.
teli kes.
ingilizler burdad?r.»
920'nin 16 mart?.
manast?rl? hamdi efendi
buldu ankara'dakini tekrar :
«pa?a hazretleri,
harbiye telgrafhanesini de i?gal etti ingiliz bahriye askeri
tophane'yi de i?gal ediyorlar bir taraftan,
bir taraftan da z?rhl?lardan asker ihraç olunuyor.
vaziyet vehamet kesbediyor efendim.
pa?a hazretleri,
emri devletlerine muntaz?r?m.
16 mart 1920
hamdi»
920'nin 16 mart?.
durumu bir daha tekrar etti hamdi efendi :
«sabah bizim asker uykuda iken
ingiliz bahriye efrad? karakolu i?gal etmekte iken
askerlerimiz uykudan ?a?k?n kalk?nca müsademe ba?l?yor.
neticede bizden alt? ?ehit, on be? mecruh olup
ingilizler z?rhl?lar? r?ht?ma yana?t?r?p
beyo?lu ve tophane'yi i?gal edip.
i?te beyo?lu telgrafhanesi de yok.
i?te beyo?lu telgraf memurlar? geldiler.
kovmu?lar.
buras? da i?gal olunacakt?r bir saata kadar.
?imdi haber ald?m efendim.»
920'nin 16 mart?
uykuda kesti kâfir üçümüzü,
kur?una dizdi kâfir ikimizi.
ingiliz'in hepsi de?il domuzu
sabaha kar?? ald? can?m?z?.
920'nin 16 mart?
bas?ld? vezneciler'de karargâh.
uyan be tosunum uyan.
üçümüzü uykuda kesti kâfir,
üçümüz : abdullah çavu?, ?ark??la'dan osman,
bir de zileli abdülkadir.
920'nin 16 mart?
bozdo?an kemeri'nde
kur?una dizdi kâfir ikimizi.
ahmet o?lu nasuh arkada??m?n ad?,
re?adiyeli veli o?lu memet benimkisi.
920'nin 16 mart?
uykuda kesti kâfir üçümüzü.
soktu osman'?n karn?na kasaturay?,
bast? gö?süne kâfirin dizi.
dört çocuk babas?yd? abdullah çavu?.
doymad? dünyas?na abdülkadir.
üçümüzü uykuda kesti kâfir,
kur?una dizdi ikimizi.
920'nin 16 mart sabah?,
karakolun kar??s?nda
b?rakmad?m elimden silâh?,
yere serdim iki ingiliz'i.
senin ?rz?n? kurtard?m istanbul'um,
sana can feda çak?r gözlü gülüm.
üçümüzü uykuda kesti kâfir,
kur?una dizdi ikimizi.
?imdi üçümüz :
abdullah ve osman ve abdülkadir,
ta?lar? yan yana yatar eyüp'te.
arama, bulamazs?n ikimizin kabrini,
belki ma?r?kta, belki ma?ripte,
biz de bilemeyiz yerini.
uykuda kestiler üçümüzü,
kur?una dizdiler ikimizi,
ahmet o?lu nasuh arkada??m?n ad?,
re?adiyeli veli o?lu memet benimkisi.
bir de alt?nc?m?z var,
kara kaytan b?y?kl? bir ?ehit,
son mekân? ?öyle dursun,
ad?n? da bilen yok...
altinci bap
muharebeler
ve
dü?man elinde kalanlar
ve
kartalli kâzim'in hikâyesi
inönü meydan?, yavrum,
rüzgâr,
so?uklar insan? ar? gibi ha?l?yor.
zemheriler bitti diyelim,
hamsin ya ba?lad?, ya ba?l?yor.
muharebe be? gün be? gece sürdü.
kan gövdeyi götürdü.
ve nihayetinde
dü?manlar kar?n üstünde
top arabalar?, sand?klar dolusu konyak,
alt? kamyon b?rakt?lar.
sonra, kaçarlarken, yavrum,
köyleri, köprüleri yakt?lar...
bu, birinci inönü,
sonra ikincisi :
23 mart 1921 günü
dü?man?n bursa ve u?ak gruplar? üstümüze yürüyor.
onlarda, topçu ve piyade
bizden üç kere fazla,
bizim atl?m?z çok.
atlar?n makanizmas?,
hartucu,
namlusu yoktur
ve k?l?ç
ç?plak, ucuz bir demirdir.
26 mart :
ak?am.
sa? cenah ilerimize yana?t?lar.
27 mart :
bütün cephelerde temas.
28, 29, 30 :
kavgaya devam.
ve mart?n 31'inci gecesinde,
(ay????? var m?yd? bilmiyorum)
inönü karanl??? sesler ve k?v?lc?mlarla doluydu.
ve ertesi gün
1 nisan :
metristepe ayd?nlan?yor.
saat alt? otuz.
bozöyük yan?yor.
dü?man muharebe meydan?n? silâhlar?m?za terketmi?tir.
sonra, 8 nisandan 11 nisana kadar :
dumlup?nar.
sonra, haziran.
bir yaz gecesi.
dünyada yaln?z p?r?lt?lar
ve böceklerin sesi.
sakarya'y? üç yerinden sallarla geçiyoruz.
basarak ald?k
adapazar?'n?.
ve dola??p sapanca gölü'nün sazl?klar?n?
yana?t?k izmit'in do?usunda çuha fabrikas?na.
dü?man,
k?smen gemilere binerek
denizden
ve k?smen
karamürsel üzerinden
bursa'ya çekilip
bo?altt? izmit ?ehrini gece yar?s?.
sonra 23 a?ustos :
sakarya melhamei kübrâs? ki
devam? 13 eylül gününe kadard?r.
bizim k?rk bin piyademiz,
dört bin be? yüz atl?m?z,
dü?man?n seksen sekiz bin piyadesi,
üç yüz topu vard?r.
harp meydan?n?n kuzey yan?
sakarya
ve da?lard?r :
keskin
ve dik yamaçlar?yla
ve kireçli topraklar?
ve kayalar?nda tek ba?lar?na birbirinden uzak
ha?in
ve münzevi çam a?açlar?yla
abdülselâm-da??,
gökler-da??,
da?lar.
ve sakarya'dan bu havalide
yaln?z, çatal t?rnakl? karacalar su içmektedir.
ankara suyunun döküldü?ü yerden
eski?ehir kuzeybat?s?na kadar
sakarya mecras? uçurumlar içinden geçmektedir.
güneyde
ve güneydo?uda
yapraks?z ve hazin
geni? ve uzun
ve insana b?rakt??? hiçbir ?eye ac?madan
ölmek arzusu veren
cihanbeyli ovas? :
çöl...
bu çölün,
bu da?lar?n,
bu nehrin ve bizim önümüzde
yirmi iki gün ve gece fas?las?z dövü?üp
dü?man ordusu ric'ata mecbur kald?.
buna ra?men :
sene 1922
ve 15 vilâyet ve sancak
ve 9 büyük ?ehir
dü?man elindedir.
inan?lmaz ?eyler dü?mandad?r ki
bunlar?n aras?nda :
7 göl, 11 nehir
ve köklerinde baltam?z?n yaras?
ve yang?nlar?yla bizim olan
yüz kere yüz bin dönüm orman,
bir tersane, iki silâh fabrikas?,
ve 19 körfez ve liman ki
belki birço?unun
r?ht?m?,
mendire?i,
k?rm?z?, ye?il fenerleri yoktur
ve belki sular?nda
ate? kay?klar?n?n ???lt?s?ndan ba?ka ???k yanmad?,
fakat onlar
tahta iskeleleri ve kederli bal?kç?lar?yla bizimdiler.
sonra, 3 deniz,
6 kol tren hatt?,
sonra, göz alabildi?ine yol :
s?laya gitti?imiz,
gurbette göründü?ümüz
ve neden
ve niçin oldu?unu sormadan
çöle, çanakkale'ye,
ölüme gitti?imiz yol
ve sonra toprak
ve o topra??n insanlar? :
u?ak tezgâhlar?n?n hal? dokuyanlar?,
klaptan i?lemeli e?erleriyle me?hur
manisa'l? saraçlar,
yol k?y?lar?nda ve istasyonlarda açlar
ve kurnaz
ve cesur
ve a??rba?l? ve çapk?n
ve kütleleriyle delikanl?
istanbul ve izmir i?çileri
ve zahire ve kantariye tâcirleriyle e?raf ve âyân,
k?l çad?rl? yürükleri ayd?n'?n,
ve sonra, ?rgat,
ortakç?,
maraba,
davarl? ve davars?z,
yar?m me?in çizmeli
ve ham çar?kl? köylüler.
15 vilâyet ve sancak
ve 9 büyük ?ehir
dü?man elindedir.
mehtapl? bir gece,
gümü? bir kutunun içindesin :
ortal?k öyle bir tuhaf ayd?nl?k, öyle ?ss?z.
ya çok seslidir
ya hiç ses vermez mehtapl? gece zaten.
yat?yor filintas?n?n arkas?nda kartall? kâz?m.
k?z gibi osmanl? filintas?.
parl?yor arpac?k
naml?n?n ucunda :
yüz y?ll?k yoldaym?? gibi uzak
ve bir damlac?k.
kâz?m emir ald? merkezden :
gebze'deki ingiliz'in tercüman? vurulacak.
köylerde te?kilât kurmu? tercüman mansur :
sat?yor bizimkileri.
kâz?m iyi hesaplam?? herifin geçece?i yeri.
i?te sökün etti mansur kar??dan :
beygirin üzerinde.
beygir yüksek,
ingiliz kadanas?.
kendi halinde yürüyor hayvan
ortas?nda demiryolunun
sallana sallana,
a??r a??r.
tercüman herhalde b?rakm?? dizginleri,
ba?? sallan?yor,
belki de uyuyor üzerinde beygirin.
yakla?t?kça büyüyor herif.
zaten mehtapta heybetli görünür insan.
arada kald? kalmad? dört yüz ad?m,
naml?y? kald?rd? birazc?k kâz?m,
ni?an ald? sallanan ba??na mansur'un.
soldaki yamaçtan bir ta? parças? dü?tü.
bir ku? uçtu sa?daki a?açtan,
-a?aç ç?nar-.
ku? ürkmü? olacak.
çevrildi kâz?m'?n ba?? ku?un uçtu?u yana,
mehtapla yüz yüze geldiler.
mehtap koskocaman,
desde?irmi,
bembeyaz.
ve kâz?m'?n gözünü ald? âdeta.
zaten bu yüzden,
tekrar göz, gez, arpac?k
ve filintay? ate?ledi?i zaman
ilk kur?un mansur'un ba??n? delecek yerde
galiba omuzuna girdi.
herif «h?nk» dedi bir,
beygirin ba??n? çevirdi
dörtnal kaç?yor.
yeti?tirdi ikinci kur?unu kâz?m.
beygirin üstünde sola y?k?ld? mansur.
üçüncü kur?un.
tercüman dü?tü beygirden.
fakat bir aya?? üzengiye tak?l? kalm??,
sürüklendi kaçan hayvan?n pe?inde biraz,
sonra kurtuldu ki aya??
y?k?l?p kald? oldu?u yerde.
yamaca sard? beygir.
kalkt? kâz?m,
yürüdü mansur'a do?ru,
üzerinden kâatlar? alacak.
arada dört telgraf dire?i yaln?z,
elli?erden iki yüz metre eder.
mansur do?ruldu ans?z?n,
kaç?yor bay?r a?a??.
filintay? omuzlad? kâz?m.
dördüncü kur?un.
y?k?ld? herif.
ko?tu kâz?m.
do?ruldu yine mansur.
yürüyor sarho? gibi sallanarak,
kaçm?yor art?k,
yürüyor.
kâz?m da b?rakt? ko?may?.
deniz k?y?s?na indiler.
orda bo? bir fabrika var,
bir de beyaz bir ev,
tahta iskelesi iner denizin içine kadar.
mansur suya giriyor,
kâatlar ?slanacak.
be?inci kur?unu yakt? kâz?m.
suya dü?üp kald? önde giden
ve kâz?m tazelerken ?arjörü
bir ???k yand? beyaz evde,
bir pencere aç?ld?.
galiba bir kad?n bakt? d??ar?ya..
bo?azlan?yormu? gibi ba??rd? mansur.
pencere kapand?,
???k söndü.
tercüman att? kendini tahta iskeleye.
art ayaklar? k?r?lm?? bir hayvan gibi sürünüp t?rman?yor.
hay anas?n?,
ay da denize dü?mü?
toplan?p da??l?yor,
da??l?p toplan?yor.
velhas?l,
lâf? uzatm?yal?m,
mansur'un i?ini b?çakla bitirdi kâz?m.
kâatlar kan içindeydi.
fakat kan kapatm?yor yaz?y?...
namussuzun biriydi mansur,
muhakkak.
dü?mana sat?lm??t?,
oras? öyle.
kaç ki?inin ba??n? yedi,
malûm.
ama ne de olsa
mehtapta herif beygirin üzerinde uyumu? geliyordu.
demek istedi?im,
böyle günlerde bile, böyle bir adam? bile bu çe?it öldürüp
ortal?k duruldukta, y?llarca sonra mehtaba bakt???n vakit
üzüntü çekmemek için,
ya insanlarda yürek dedi?in ta?tan olacak,
yahut da deh?etli namuslu olacak yüre?in,
kâz?m'?nki ta?tan de?ildi çok ?ükür,
fakat namuslu.
ne malûm? dersen :
dövü?tü pir a?k?na,
yaraland? birkaç kere
ve saire.
ve kavga bitti?i zaman
ne çiftlik sahibi oldu, ne apart?man.
kavgadan önce kartal'da bahç?vand?,
kavgadan sonra kartal'da bahç?van...
yedinci bap
922 a?ustos ayi
ve
kadinlarimiz
ve
6 a?ustos emri
ve
bir âletle bir insanin hikâyesi
ay?n alt?nda ka?n?lar gidiyordu.
ka?n?lar gidiyordu ak?ehir üstünden afyon'a do?ru.
toprak öyle bitip tükenmez,
da?lar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile eri?miyecekti.
ka?n?lar yürüyordu yekpare me?eden tekerlekleriyle.
ve onlar
ay?n alt?nda dönen ilk tekerlekti.
ay?n alt?nda öküzler
ba?ka ve çok küçük bir dünyadan gelmi?ler gibi
ufac?k, k?sac?kt?lar,
ve p?r?lt?lar vard? hasta, k?r?k boynuzlar?nda
ve ayaklar? alt?ndan akan
toprak,
toprak
ve toprakt?.
gece ayd?nl?k ve s?cak
ve ka?n?larda tahta yataklar?nda
koyu mavi humbaralar ç?r?lç?plakt?.
ve kad?nlar
birbirlerinden gizliyerek
bak?yorlard? ay?n alt?nda
geçmi? kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
ve kad?nlar,
bizim kad?nlar?m?z :
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anam?z, avrad?m?z, yârimiz
ve sanki hiç ya?amam?? gibi ölen
ve sofram?zdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve da?lara kaç?r?p u?runda hapis yatt???m?z
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana ko?ulan
ve a??llarda
???lt?s?nda yere sapl? b?çaklar?n
oynak, a??r kalçalar? ve zilleriyle bizim olan
kad?nlar,
bizim kad?nlar?m?z
?imdi ay?n alt?nda
ka?n?lar?n ve hartuçlar?n pe?inde
harman yerine kehribar ba?akl? sap çeker gibi
ayn? yürek ferahl???,
ayn? yorgun al??kanl?k içindeydiler.
ve on be?lik ?arapnelin çeli?inde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
ve ay?n alt?nda ka?n?lar
yürüyordu ak?ehir üstünden afyon'a do?ru.
«6 a?ustos emri» verilmi?tir.
birinci ve ikinci ordular, k?t'alar?, ka?n?lar?, süvari alaylar?yla
yer de?i?tiriyordu, yer de?i?tirecek.
98956 tüfek,
325 top,
5 tayyare,
2800 küsur mitralyöz,
2500 küsur k?l?ç
ve 186326 tane p?r?l p?r?l insan yüre?i
ve bunun iki misli kulak, kol, ayak ve göz
k?m?ldan?yordu gecenin içinde.
gecenin içinde toprak.
gecenin içinde rüzgâr.
hat?ralara ba?l?, hat?ralar?n d???nda,
gecenin içinde :
insanlar, âletler ve hayvanlar,
demirleri, tahtalar? ve etleriyle birbirine sokulup,
korkunç
ve sessiz emniyetlerini
birbirlerine sokulmakta bulup,
kocaman, yorgun ayaklar?,
toprakl? elleriyle yürüyorlard?.
ve onlar?n aras?nda
birinci ordu ikinci nakliye taburu'ndan
istanbullu ?oför ahmet
ve onun kamyoneti vard?.
bir acayip mahlûktu üç numrolu kamyonet :
ihtiyar,
cesur,
inatç? ve ?irret.
k?r?l?p da?larda kalan sol arka makas? yerine
?asinin alt?na, dingilin üzerine
budakl? bir gürgen kütü?ü sarm?? olmas?na ra?men
ve kalb a?r?lar?yla
ve on kilometrede bir
karanl??a yaslan?p durdu?u halde
ve vantilâtöründe dört kanattan ikisi noksan iken
?ahs?n?n vekarl? kudretini resmen biliyordu :
«6 a?ustos emri»nde ondan ve arkada?lar?ndan
«... ihzar ve te?kil edilmi? bulunan
ve cem'an 300 ton kabiliyetinde kabul olunan
100 kadar serî otomobil...» diye bahsediliyordu.
ihzar ve te?kil olunanlar,
bu meyanda ahmet'in kamyoneti,
insanlar?n, âletlerin ve ka?n?lar?n yan?ndan geçip
afyon - ah?rda?lar? ve imtidad?na do?ru iniyorlard?.
ahmet'in kafas?nda uzak bir ?ehir ve bir ?ark? vard?.
bu ?ark? nihaventtir
ve beyaz tenteli sandallar?,
siyah mavnalar?,
güne?li karpuz kabuklar?yla
bir deniz k?y?s?ndad?r ?ehir.
vantilâtörde adedi devir
dü?üyor gibi.
arkada?lar ileri geçtiler.
ay batt?.
manzara y?ld?zlardan ve da?lardan ibaret.
sen süleymaniyelisin o?lum ahmet,
ç?nar dibinde iki mars bir oyunla yenip bücür'ü,
kalk,
s?ra servilerin önünden yürü,
çe?meyi geç,
mektep bahçesi, medreseler,
orda, harbiye nezareti'nin arka duvar?nda
siyah çar?afl? bir kad?n
çömelip yere
dar? serper güvercinlere
ve papelciler
?emsiye üstünde papaz açarlar.
motor m?z?kç?l?k ediyor,
bizi da? ba?lar?nda b?rakacak meret.
ne diyorduk o?lum ahmet?
dökmeciler sa?da kal?r,
derken, uzunçar??'ya saparken,
kö?ede, sol kolda seyyar kitapç? :
«hikâyei billûr kö?k»,
alt? cilt «tarihi cevdet»
ve «fenni tabâhat».
tabâhat, mutfaktan gelirmi?,
yani yemek pi?irmek.
hani, uskumru dolmas?na da bay?l?r?m pek.
yald?zl? kuyru?undan tutup
bir salk?m üzüm gibi yersin.
ilerde bir süvari kolu gidiyor,
sapt?lar sola.
uzunçar??'y? dikine inersin.
sandalyac?lar, tavla pulcular?, tesbihçiler.
ve sen istanbullu,
sen kendi ellerinin hünerine al??m?? oldu?undan
?a?ars?n istanbullulara :
ne kadar ince, ne çe?itli hünerleri var, dersin.
rüstem pa?a camii.
urganc?lar.
urganc?larda yüz parça yelkenli gemiyi
ve hesaps?z kat?r kervanlar?n? donatacak kadar
urgan, halat ve dökme tunçtan ç?ng?raklar sat?l?r.
zindankap?, babacafer.
uzakta bal?kpazar?.
kuruyemi?çiler.
yemi? iskelesindeyiz :
sandallar?, mavnalar?,
güne?li karpuz kabuklar?yla
yüzüne hasret kald???m deniz.
sol arka lastik hava m? kaç?r?yor ne?
inip
baksam...
yemi? iskelesinden dilenci vapuruna binip
eyüp'te niyet kuyusu'na gittikti.
elleri yumuk yumuk,
bacaklar? biraz çarp?kt? ama,
ye?il zeytin tanesi gibi gözler.
ka?lar? da hilâl gibi çekikti.
tam kas?mpa?a'ya yakla?t?k, beyaz ba?örtüsü...
lastik hava kaç?r?yor.
derdine deva bulmazsak e?er...
dur bakal?m babacafer...
üç numrolu kamyonet durdu.
karanl?k.
kriko.
pompa.
eller.
küfreden ve küfretti?ine k?zan elleri
lastikte ve ihtiyar tekerlekte dola??rken
ahmet hat?rlad? :
bir gece nüzüllü babaannesini
sedirden sedire ta??rken
kad?nca??z...
iç lastik boydan boya patlad?.
yedek?
yok.
da?larda avaz avaz
imdat istemek?
sen süleymaniyelisin o?lum ahmet,
sana tek ba??na verilmi?tir üç numrolu kanyonet.
hem, hani bir koyun varm??,
kendi baca??ndan as?lan bir koyun.
süleymaniyeli ?oför ahmet
soyun...
soyundu.
ceket, külot, pantol, don, gömlek ve kalpak
ve k?rm?z? ku?ak,
ahmet'i postallar?n?n üstünde ç?r?lç?plak
b?rakarak
d?? lasti?in içine girdiler,
?i?irdiler.
bu ?ark? nihaventtir.
deniz k?y?s?nda bir ?ehir...
beyaz ba?örtüsü...
saatta elli yap?yoruz...
dayan ömrümün törpüsü,
dayan da da?lar anadan do?ma görsün ?oför ahmet'i,
dayan arslan...
hiçbir zaman
böyle merhametli bir ümitle sevmedi
hiçbir insan
hiçbir âleti...
sekizinci bap
26 a?ustos gecesinde saatlar
iki otuzdan be? otuza kadar
ve
izmir rihtimindan akdeniz'e
bakan nefer
saat 2.30.
kocatepe yan?k ve ihtiyar bir bay?rd?r,
ne a?aç, ne ku? sesi,
ne toprak kokusu vard?r.
gündüz güne?in,
gece y?ld?zlar?n alt?nda kayalard?r.
ve ?imdi gece oldu?u için
ve dünya karanl?kta daha bizim,
daha yak?n,
daha küçük kald??? için
ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten
evimize, a?k?m?za ve kendimize dair
sesler geldi?i için
kayal?klarda ?ayak kalpakl? nöbetçi
ok?ayarak gülümseyen b?y???n?
seyrediyordu kocatepe'den
dünyan?n en y?ld?zl? karanl???n?.
dü?man üç saatlik yerdedir
ve h?d?rl?k-tepesi olmasa
afyonkarahisar ?ehrinin ???klar? gözükecek.
küzeydo?uda güzelim-da?lar?
ve da?larda tek
tek
ate?ler yan?yor.
ovada akarçay bir p?r?lt? halinde
ve ?ayak kalpakl? nöbetçinin hayalinde
?imdi yaln?z sular?n yapt??? bir yolculuk var :
akarçay belki bir akar su,
belki bir ?rmak,
belki küçücük bir nehirdir.
akarçay derebo?az?'nda de?irmenleri çevirip
ve k?lç?ks?z y?lan bal?klar?yla
yedi?ehitler kayas?n?n gölgesine girip
ç?kar.
ve kocaman çiçekleri eflâtun
k?rm?z?
beyaz
ve saplar? bir, bir buçuk adam boyundaki
ha?ha?lar?n aras?ndan akar.
ve afyon önünde
alt?gözler köprüsü'nün alt?ndan
gündo?uya dönerek
ve konya tren hatt?na rastlay?p yolda
büyükçobanlar köyü'nü solda
ve k?z?lkilise'yi sa?da b?rak?p
gider.
dü?ündü birdenbire kayalardaki adam
kaynaklar? ve yollar? dü?man elinde kalan bütün nehirleri.
kim bilir onlar ne kadar büyük,
ne kadar uzundular?
birço?unun ad?n? bilmiyordu,
yaln?z, yunan'dan önce ve seferberlik'ten evvel
selim?ahlar çiftli?i'nde ?rgatl?k ederken manisa'da
geçerdi gediz'in sular?n? ba?? dönerek.
da?larda tek
tek
ate?ler yan?yordu.
ve y?ld?zlar öyle ???lt?l?, öyle feraht?lar ki
?ayak kalpakl? adam
nas?l ve ne zaman gelece?ini bilmeden
güzel, rahat günlere inan?yordu
ve gülen b?y?klar?yla duruyordu ki mavzerinin yan?nda,
birdenbire be? ad?m sa??nda onu gördü.
pa?alar onun arkas?ndayd?lar.
o, saat? sordu.
pa?alar : «üç,» dediler.
sar???n bir kurda benziyordu.
ve mavi gözleri çakmak çakmakt?.
yürüdü uçurumun ba??na kadar,
e?ildi, durdu.
b?raksalar
ince, uzun bacaklar? üstünde yaylanarak
ve karanl?kta akan bir y?ld?z gibi kayarak
kocatepe'den afyon ovas?'na atl?yacakt?.
saat 3.30.
halimur - ayval? hatt? üzerinde
manga mevziindedir.
izmirli ali onba??
(kendisi tornac?d?r)
karanl?kta gözyordam?yla
sanki onlar? bir daha görmiyecekmi? gibi
bakt? manga efrad?na birer birer :
sa?da birinci nefer
sar???nd?.
ikinci esmer.
üçüncü kekemeydi
fakat bölükte
yoktu onun üstüne ?ark? söyliyen.
dördüncünün yine mutlak bulamaç istiyordu can?.
be?inci, vuracakt? amcas?n? vuran?
tezkere al?p urfa'ya girdi?i ak?am.
alt?nc?,
inan?lm?yacak kadar büyük ayakl? bir adam,
memlekette topra??n? ve tek öküzünü
iht?yar bir muhacir kar?s?na b?rakt??? için
karde?leri onu mahkemeye verdiler
ve bölükte arkada?lar?n?n yerine nöbete kalkt??? için
ona «deli erzurumlu» derdiler.
yedinci, mehmet o?lu osman'd?.
çanakkale'de, inönü'nde, sakarya'da yaraland?
ve gözünü k?rpmadan
daha bir hayli yara alabilir,
yine de dimdik ayakta kalabilir.
sekizinci,
ibrahim,
korkm?yacakt? bu kadar
bembeyaz di?leri böyle t?k?rday?p
birbirine böyle vurmasalar.
ve izmirli ali onba?? biliyordu ki :
tav?an korktu?u için kaçmaz
kaçt??? için korkar.
saat 4.
a?z?kara - sö?ütlüdere m?nt?kas?.
on ikinci piyade f?rkas?.
gözler karanl?kta, uzakta.
eller yak?nda, makanizmalar üzerinde.
herkes yerli yerinde.
tabur imam?
mevzideki biricik silâhs?z adam :
ölülerin adam?,
k?r?k bir sö?üt dal? dikerek k?bleye do?ru,
durdu boyun büküp
el kavu?turup
sabah namaz?na.
içi rahatt?r.
cennet, ebedî bir istirahatt?r.
ve yenilseler de, yenseler de âdây?,
meydân? gazadan o kendi elleriyle verecektir
cenâb? rabbülâlemîne ?ühedây?.
saat 4.45.
sand?kl? civar?.
köyler.
sark?k, siyah b?y?kl? süvari,
ç?nar dibinde, beygirinin yan?nda duruyordu.
çukurova beygiri
kuyru?unu karanl??a vuruyordu :
dizkapaklar?nda kan,
kantarmas?nda köpük...
ikinci süvari f?rkas?'ndan dördüncü bölük,
atlar?, k?l?çlar? ve insanlar?yla havay? kokluyor.
geride, köylerde bir horoz öttü.
ve sark?k, siyah b?y?kl? süvari
ellerinin tersiyle yüzünü örttü.
kar?? da?lar ard?nda, dü?man elinde kalan
bir ba?ka horoz vard?r :
baltaibik, sütbeyaz bir denizli horozu.
dü?manlar herhal onu çoktan kesip
çorbas?n? yapm??lard?r...
saat be?e on var.
k?rk dakka sonra ?afak
sökecek.
«korkma sönmez bu ?afaklarda yüzen al sancak».
t?naztepe'ye kar?? kömürtepe güneyinde,
on be?inci piyade f?rkas?'ndan iki ihtiyat zabiti
ve onlar?n genci, uzunu,
darülmuallimin mezunu
nurettin e?fak,
mavzer tabancas?n?n emniyetiyle oyn?yarak
konu?uyor :
-bizim istiklâl mar??'nda aks?yan bir taraf var,
bilmem ki, nas?l anlatsam,
âkif, inanm?? adam,
fakat onun, ben,
inand?klar?n?n hepsine inanm?yorum.
meselâ, bak?n :
«gelecektir sana vaadetti?i günler hakk?n.»
hay?r,
gelecek günler için
gökten âyet inmedi bize.
onu biz, kendimiz
vaadettik kendimize.
bir ?ark? istiyorum
zaferden sonras?na dair.
«kim bilir belki yar?n...»
saat be?e be? var.
da?lar ayd?nlan?yor.
bir yerlerde bir ?eyler yan?yor.
gün a?ard? a?aracak.
kokusu tütme?e ba?lad? :
anadolu topra?? uyan?yor.
ve bu anda, kalbi bir ?ahan gibi göklere sal?p
ve p?r?lt?lar görüp
ve çok uzak
çok uzak bir yerlere ça??ran sesler duyarak
bir müthi? ve mukaddes mâcereda,
ön safta, en ön s?rada,
?ahlan?p ölesi geliyordu insan?n.
topçu evvel mülâz?m? hasan'?n
ya?? yirmi birdi.
kumral ba??n? gökyüzüne çevirdi,
kalkt? aya?a.
bakt?, y?ld?zlar? a?aran muazzam karanl??a.
?imdi bir hamlede o kadar büyük,
öyle ?öhretli i?ler yapmak istiyordu ki
bütün ömrünü ve hât?ras?n?
ve yedi buçukluk bataryas?n?
a?lanacak kadar küçük buluyordu.
yüzba?? sordu :
- saat kaç?
- be?.
- yar?m saat sonra demek...
98956 tüfek
ve ?oför ahmet'in üç numrolu kamyonetinden
yedi buçukluk ?nayderlere, on be?lik obüslere kadar,
bütün âletleriyle
ve vatan u?runda,
yani, toprak ve hürriyet için ölebilmek kabiliyetleriyle
birinci ve ikinci ordular
bask?na haz?rd?lar.
alaca karanl?kta, bir ç?nar dibinde,
beygirinin yan?nda duran
sark?k, siyah b?y?kl? süvari
k?sa çizmeleriyle atlad? at?na.
nurettin e?fak
bakt? saat?na :
- be? otuz...
ve ba?lad? topçu ate?iyle
ve fecirle birlikte büyük taarruz...
sonra.
sonra, dü?man?n müstahkem cepheleri dü?tü.
bunlar :
karahisar güneyinde 50
ve do?usunda 20-30 kilometredeydiler.
sonra.
sonra, dü?man ordusu kuvâyi külliyesini ihâta ettik
asl?hanlar civar?nda
30 a?ustosa kadar.
sonra.
sonra, 30 a?ustosta dü?man kuvây? külliyesi imha ve esir olundu.
esirler aras?nda general trikopis :
alaturka sopa yemi? bir temiz
ve s?rmalar? kopuk frenk u?a??...
yaral? bir dü?man ölüsüne tak?ld? nurettin e?fak'?n aya??.
nurettin dedi ki : «teselyal? çoban mihail,»
nurettin dedi ki : «seni biz de?il,
buraya gönderenler öldürdü seni...»
sonra.
sonra, 31 a?ustos günü
ordular?m?z izmir'e do?ru yürürken
serseri bir kur?unla vurulan
deli erzurumluydu.
devrildi.
kürek kemikleri alt?nda topra?? duydu.
bakt? yukar?,
bakt? kar??ya.
gözler hayretle yand?lar :
önünde, s?rtüstü, yan yana yatan postallar?
her seferkinden kocamand?lar.
ve bu postallar daha bir hayli zaman
üzerlerinden atlay?p geçen arkada?lar?n arkas?ndan
seyredip güne?li gökyüzünü
ihtiyar bir muhacir kar?s?n? dü?ündüler.
sonra...
sonra, sars?l?p ayr?ld?lar birbirlerinden
ve deli erzurumlu ölürken kederinden
yüzlerini topra?a döndüler...
solda, ilerdeydi ali onba??.
kan içindeydi yüzü gözü.
bir süvari tak?m? geçti yan?ndan dörtnala.
kaçan? kovalam?yordu yaln?z
ula?mak da istiyordu bir yerlere
ve sadece kahretmiyor
yarat?yordu da.
ve k?l?çlar?n,
nallar?n,
ellerin
ve gözlerin p?r?lt?s?
ardarda çakan ayd?nl?k bir bütündü.
ali onba?? bir ?im?ek h?z?yla dü?ündü
ve ?u türküyü duydu :
«dörtnala gelip uzak asya'dan
akdeniz'e bir k?srak ba?? gibi uzanan
bu memleket bizim.
bilekler kan içinde, di?ler kenetli, ayaklar ç?plak
ve ipek bir hal?ya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
kapans?n el kap?lar?, bir daha aç?lmas?n,
yok edin insan?n insana kullu?unu,
bu dâvet bizim...
ya?amak bir a?aç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi karde?çesine,
bu hasret bizim...»>
sonra.
sonra, 9 eylülde izmir'e girdik
ve kayserili bir nefer
yanan ?ehrin k?z?lt?s? içinden gelip
öfkeden, sevinçten, ümitten a?l?ya a?l?ya,
güneyden kuzeye,
do?udan bat?ya,
türk halk?yla beraber
seyretti izmir r?ht?m?ndan akdeniz'i.
ve biz de burda bitirdik destan?m?z?.
biliyoruz ki lây???nca olmad? bu kitap,
türk halk? ba???las?n bizi,
onlar ki toprakta kar?nca,
suda bal?k,
havada ku? kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
câhil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlard?r,
kitab?m?zda yaln?z onlar?n mâcerelar? vard?r...
naz?m hikmet
***
-
bir deli*nin zırvalarına alet ettiği ulvi hareketin adı.
(5/12/2007 09:47 ~ 05/12/2007 14:32, yoroz)
|
Yamaha Türkiye Distribütorü
doremusic
|