kuvayi milliye nedir ?

kuvayi milliye

  1. mavi gözlü devin* önderli?inde gerçekle?tirilen hareketin ad?.

    sald?rgan, aç, haris emperyalist güçlere kar??n verilen kurtulu? sava??m?zdaki yüzak? direni?in ad?.

    günümüzde çe?itli f?rsatlar? kollayarak ülkemizin kurulu?unu ve varl???n? sorgulama cüretini, densizli?ini, terbiyesizli?ini gösteren frans?zlar?n, ingilizlerin, yunanl?lar?n, italyanlar?n i?galine direnen güçler.

    (bkz: ülkemi seviyorum)

    (19/11/2006 14:28, buldumcuk)

  2. naz?m hikmet in yazd??? destan?n ad?..oyunla?t?r?lm?? ve istanbul devlet tiyatrosunda oynanmaktad?r..unuttu?umuz de?erleri * çarp?c? bir ?ekilde hat?rlatan eserdir ayn? zamanda..
    (22/1/2007 02:19, agafya)

  3. kuvay? milliye ilk kez, kurtulu? sava??'nda görev alan milis güçleri anlam?nda kullan?lm??t?r. ''kuvay? milliye'', i?gal alt?ndaki bir ülkede halk taraf?ndan olu?turulmu? direni? örgütleridir; bu özellikleri ile bir sivil örgütlenme modelidir kuvay? milliye sonradan ulusal kurtulu? sava??'na kat?lan herkesi kapsayan bir kavram olarak kullan?lm??t?r.
    (22/1/2007 04:27 ~ 18/03/2007 11:49, birbarfilozofu)

  4. (22/1/2007 04:28, birbarfilozofu)

  5. kuvvay? milliye nedir? bugün ne anlama gelmektedir?

    ?kuvvay? milliye?, ilk kez, kurtulu? sava??nda görev alan milis güçleri anlam?nda kullan?lm??t?r. ?kuvva? arap dilinde ?güç? de­mektir. ?kuvvay? milliye? de ulusal güçler anlam?na gelmektedir.

    ?kuvvay? milliye?, i?gal alt?ndaki bir ülkede halk taraf?ndan olu?­turulmu? direni? örgütleridir; bu özellikleri ile bir sivil örgüt­lenme modelidir. ?kuvvay? milliye?, sonradan ulusal kurtulu? sava??na kat?lan herkesi kapsayan bir kavram olarak kullan?lm??t?r.

    bugün ?kuvvay? milliye? denilince akla askerler, ordu, ihtilal­ler ve cuntac?l?k gibi kavramlar geliyor.

    ne kadar yanl??! kuvvay? milliye, o tarihte, i?galci emperyalist ordular?na kar?? sava?an, türkü, kürdü, laz?, çerkezi, arab? ile bütün etnik grup­lar? kaps?yordu.

    örne?in do?u ve güneydo?uda cibranl? halit bey, hesananl? halit bey, mutki a?ireti reisi musa gibi kürt liderleri, hormek ve lolan a?iretleri gibi alevi a?iretleri; bat?da yörük ali efe, demirci mehmet efe gibi türkler; çerkez etem, a?abeyleri re?it ve tevfik beyler de kuvvay? milliye olarak sava?a kat?l?yorlard?.

    ?kuvvay? milliye ruhu? da i?te bu demekti. 19 may?s 1919 günü samsun?a ç?kan mustafa kemal, bütün bu gruplar? ve örgütleri ayn? amaç çevresinde birle?tirmi?ti.

    ?kemalist? kavram? da tam bu s?rada ortaya at?ld?. ?ke­ma­list? o günlerde, ingiliz istihbarat örgütü gizli yaz??malar?yla ame­rikan bas?n?nda milliyetçi, bol?evik ve isyanc? anlamlar?nda kul­lan?l?yordu bu aç?dan, emperyalist ordular?na kar?? anayurtlar?n? koruyan herkes, türk, kürt, çerkez, arap, hepsi de ?ke­malist? say?l?yordu.

    mustafa kemal ve arkada?lar?n?n amaçlar? ba??ms?z bir cum­huriyet kurmakt?. ba??ms?zl?k iki bak?mdan önemliydi. emperyalist bat?l? ordulara kar?? verilen sava? sonras?nda kurulacak devlet, bat? dünyas?na kar?? ba??ms?z olacakt?. kurtulu? sava??nda mustafa kemal?e ve ankara hükümetine her türlü yard?m ve deste?i sa?layan sovyetler birli?i?ne kar?? da ba??ms?z bir siyaset izlenecekti. bu ba??ms?zl?k da onurlu ve ulusal bir devlet olman?n ko?uluydu.

    bugün, kendilerini ??rkç? ve turanc?? sayan birçok insan ün­lü enver pa?ay? bu ülkünün lideri olarak selamlar.

    enver pa?a, bir serüven adam?d?r. birinci dünya sava??nda siyasal yazg?s?n?, talat ve cemal pa?alar ile birlikte alman i?birlikçili?ine ba?layan enver pa?a, 1920 y?l? a?ustos ay?nda sovyet lideri lenin?in iste?i do?rultusunda bakü?de toplanan kongreye kat?l?r. eylül ay?nda da komünist e?ilimli ?halk ?ûralar f?rkas??n? kurarak ?ans?n? bu kez de ?sovyet i?birlikçili?i?nde dener. mus­ta­fa kemal, sakarya sava??nda yenilse, enver pa?a, le­ni­n?in sa?­layaca?? destekle müslüman askerlerden olu?an bir k?­z?lor­dunun ba??na geçerek anadolu?ya geçecektir.

    böye olsayd? türkiye, bugün ba??ms?zl???na kavu?an eski sov­yet cumhuriyetlerinden biri olacakt?! ya da türkiye bugün yunan i?galinde kalacak, mustafa ke­mal?e kar?? ç?kan dinsel çev­reler ?t?pk? bat? trakya?daki türkler gibi? cuma namazlar?n? yu­nan ordusunun ku?att??? camilerde k?lmak zorunda kalacak­lard?!

    bugün dünyada ya?anan dinsel ve etnik kökenli karga?alar, mustafa kemal ve arkada?lar?n?n ne kadar hakl? olduklar?n? ortaya koyuyor.

    bugün ?kuvvay? milliyeci? olmak; halk? sivil örgütler ve parti­ler eliyle örgütlemek ve bütün etnik gruplar aras?nda ayr?m gö­zetmeksizin ayn? yurdun insanlar? oldu?umuz bilincini yerle?­tirmek ve bu ortak bilinç ile ça?da? uygarl?k düzeyine ula?mak demektir.

    19 may?s, ulusal kurtulu?çulu?un, ba??ms?zl???n, devrim­ci­li­?in ve ça?da?l???n ilk ad?mlar?n?n at?ld??? bir ?kuvvay? milliye günü?dür. hepimize kutlu olsun.

    (bkz: ugur mumcu)

    (cumhuriyet, 19 may?s 1992)
    (9/4/2007 02:06, ti)

  6. ba?langiç

    onlar

    onlar ki toprakta kar?nca,
    suda bal?k,
    havada ku? kadar
    çokturlar;
    korkak,
    cesur,
    câhil,
    hakîm
    ve çocukturlar
    ve kahreden
    yaratan ki onlard?r,
    destân?m?zda yaln?z onlar?n mâceralar? vard?r.

    onlar ki uyup hainin i?vâs?na
    sancaklar?n? elden yere dü?ürürler
    ve dü?man? meydanda koyup
    kaçarlar evlerine
    ve onlar ki bir nice murtada hançer ü?ürürler
    ve ye?il bir a?aç gibi gülen
    ve merasimsiz a?layan
    ve ana avrat küfreden ki onlard?r,
    destân?m?zda yaln?z onlar?n mâceralar? vard?r.

    demir,
    kömür
    ve ?eker
    ve k?rm?z? bak?r
    ve mensucat
    ve sevda ve zulüm ve hayat
    ve bilcümle sanayi kollar?n?n
    ve gökyüzü
    ve sahra
    ve mavi okyanus
    ve kederli nehir yollar?n?n,
    sürülmü? topra??n ve ?ehirlerin baht?
    bir ?afak vakti de?i?mi? olur,
    bir ?afak vakti karanl???n kenar?ndan
    onlar a??r ellerini topra?a bas?p
    do?rulduklar? zaman.

    en bilgin aynalara
    en renkli ?ekilleri aksettiren onlard?r.
    as?rda onlar yendi, onlar yenildi.
    çok sözler edildi onlara dair
    ve onlar için :
    zincirlerinden ba?ka kaybedecek ?eyleri yoktur,
    denildi.

    birinci bap

    yil 1918-1919
    ve
    karayilan hikâyesi

    ate?i ve ihaneti gördük
    ve yanan gözlerimizle durduk
    bu dünyan?n üzerinde.
    istanbul 918 te?rinlerinde,
    izmir 919 may?s?nda
    ve manisa, menemen, ayd?n, akhisar :
    may?s ortalar?ndan
    haziran ortalar?na kadar
    yani tütün k?rma mevsimi,
    yani, arpalar biçilip
    bu?daya ba?lan?rken
    yuvarland?lar...
    adana,
    antep,
    urfa,
    mara? :
    dü?mü?
    dövü?üyordu...

    ate?i ve ihaneti gördük.
    ve kanl? bankerler pazar?nda
    memleketi alaman'a satanlar,
    yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
    dü?tüler can kaygusuna
    ve kurtarmak için ba?lar?n? halk?n gazab?ndan
    karanl??a kar??arak bas?p gittiler.
    yaral?yd?, yorgundu, fakirdi millet,
    en az?l? düvellerle dövü?üyordu fakat,
    dövü?üyordu, köle olmamak için iki kat,
    iki kat soyulmamak için.

    ate?i ve ihaneti gördük.
    murat nehri, canik da?lar? ve f?rat,
    ye?il?rmak, k?z?l?rmak,
    gültepe, tilbe?ar ovas?,
    gördü uzun di?li ingiliz'i.
    ve aksu'yla köpsu,
    karagöl'le sö?üt gölü
    ve gümü? basamakl? türbesinde yatan
    büyük, â??k ölü,
    ?apkas? horoz tüylü italyan'? gördü.
    ve çukurova,
    k?yas?ya düzlük,
    uçurumlar, yamaçlar, da?lar k?yas?ya
    ve seyhan ve ceyhan
    ve kara gözlü yürük k?z?,
    gördü mavi üniformal? frans?z'?.
    ve devam ettik ate?i ve ihaneti görmekte.
    e?raf ve âyân ve mütehayyizân?n ço?u
    ve a?alar :
    ba?dasar a?a'dan
    kellesi büyük mehmet a?a'ya kadar,
    dü?manla birlik oldular.
    ve inekleri, koyunlar?, keçileri sürüp, götürüp,
    gelinlerin ?rz?na geçip,
    çocuklar? öldürüp
    ve istiklâli yak?p y?kt?kça dü?man,
    da?a ç?kt? mavzerini, naca??n?, çiftesini kapan
    ve ç?? gibi ço?ald? çeteler
    ve köylülerden pa?alar görüldü,
    kara donlu köylülerden.
    ve bizim tarafa geçenler oldu
    tunuslu ve hindli kölelerden.
    ve türkistanl? hac? ahmet,
    k?s?k gözleri,
    seyrek sakal?,
    hafif makinal? tüfe?iyle
    da?larda bir ba??na dola?t?.
    ve sabahleyin ve ö?le s?ca??nda ve ak?amüstü
    ve ay?????nda ve y?ld?z alacas?nda geceleyin,
    ne zaman s?k??sa bizimkiler,
    peyda oluverdi, yerden biter gibi o
    ve ate? etti
    ve dü?man? da??tt?
    ve kayboldu da?larda yine.

    ate?i ve ihaneti gördük.
    dayand?k,
    dayand?k her yanda,
    dayand?k izmir'de, ayd?n'da,
    adana'da dayand?k,
    dayand?k, urfa'da, mara?'ta, antep'te.

    antepliler silâh?or olur,
    uçan turnay? gözünden
    kaçan tav?an? ard aya??ndan vururlar
    ve arap k?sra??n?n üstünde
    taze ye?il selvi gibi ince uzun dururlar.

    antep s?cak,
    antep çetin yerdir.
    antepliler silâh?or olur.
    antepliler yi?it ki?ilerdir.

    karay?lan
    karay?lan olmazdan önce
    antep köylüklerinde ?rgatt?.
    belki rahats?zd?, belki rahatt?,
    bunu dü?ünme?e vakit b?rakm?yordular,
    ya??yordu bir tarla s?çan? gibi
    ve korkakt? bir tarla s?çan? kadar.
    yi?itlik atla, silâhla, toprakla olur,
    onun at?, silâh?, topra?? yoktu.
    boynu yine böyle çöp gibi ince
    ve böyle kocaman kafal?yd?
    karay?lan
    karay?lan olmazdan önce.

    dü?man antep'e girince
    antepliler onu
    korkusunu saklayan
    bir f?st?k a?ac?ndan
    al?p indirdiler.

    alt?na bir at çekip
    eline bir mavzer
    verdiler.

    antep çetin yerdir.
    k?rm?z? kayalarda
    ye?il kertenkeleler.
    s?cak bulutlar dola??r havada
    ileri geri...

    dü?man tutmu?tu tepeleri,
    dü?man?n topu vard?.
    antepliler düz ovada
    s?k??m??lard?.
    dü?man ?arapnel döküyordu,
    topra?? kökünden söküyordu.
    dü?man tutmu?tu tepeleri.
    akan : antep'in kan?yd?.

    düz ovada bir gül fidan?yd?
    karay?lan'?n
    karay?lan olmazdan önceki siperi.
    bu fidan öyle küçük,
    korkusu ve kafas? öyle büyüktü ki onun,
    naml?ya tek fi?ek sürmeden
    yat?yordu yüzükoyun.

    antep s?cak,
    antep çetin yerdir.
    antepliler silâh?or olur.
    antepliler yi?it ki?ilerdir.
    fakat dü?man?n topu vard?.
    ve ne çare, kader,
    düz ovay? antepliler
    dü?mana b?rakacaklard?.

    «karay?lan» olmazdan önce
    umurunda de?ildi karay?lan'?n
    k?yamete dek dü?mana verseler antep'i.
    çünkü onu dü?ünme?e al??t?rmad?lar.
    ya?ad? toprakta bir tarla s?çan? gibi,
    korkakt? da bir tarla s?çan? kadar.

    siperi bir gül fidan?yd? onun,
    gül fidan? dibinde yat?yordu ki yüzükoyun
    ak bir ta??n ard?ndan
    kara bir y?lan
    ç?kard? kafas?n?.
    derisi ???l ???l,
    gözleri ate?ten al,
    dili çatald?.
    birden bir kur?un gelip
    kafas?n? ald?.
    hayvan devrildi kald?.

    karay?lan
    karay?lan olmazdan önce
    kara y?lan?n encâm?n? görünce
    hayk?rd? avaz avaz
    ömrünün ilk dü?üncesini .
    «ibret al, deli gönlüm,
    demir sand?kta saklansan bulur seni,
    ak ta? ard?nda kara y?lan? bulan ölüm.»

    ve bir tarla s?çan? gibi ya?ay?p
    bir tarla s?çan? kadar korkak olan,
    f?rlay?p atlay?nca ileri
    bir deh?et ald? anteplileri,
    se?irttiler pe?ince.
    dü?man? tepelerde yediler.
    ve bir tarla s?çan? gibi ya?ay?p
    bir tarla s?çan? kadar korkak olana :
    karayilan dediler.

    «karay?lan der ki : harbe oturak,
    kilis yollar?ndan kelle getirek,
    nerde dü?man varsa orda bitirek,
    vurun ha yi?itler namus günüdür...»

    ve biz de bunu böylece duyduk
    ve çetesinin ba??nda y?llarca nâm? yürüyen
    karay?lan'?
    ve anteplileri
    ve antep'i
    aynen duyup i?itti?imiz gibi
    destân?m?z?n birinci bâb?na koyduk.

    ikinci bap

    yil yine 1919
    ve
    istanbul'un hâli
    ve
    erzurum ve sivas kongreleri
    ve
    kambur kerim'in hikâyesi

    biz ki istanbul ?ehriyiz,
    seferberli?i görmü?üz :
    kafkas, galiçya, çanakkale, filistin,
    vagon ticareti, tifüs ve ispanyol nezlesi
    bir de ittihatç?lar,
    bir de uzun konçlu alman çizmesi
    914'ten 18'e kadar
    yedi bitirdi bizi.
    mücevher gibi uzak ve eri?ilmezdi ?eker
    erimi? alt?n pahas?nda gazya??
    ve namuslu, çal??kan, fakir istanbullular
    sidiklerini yakt?lar 5 numara lâmbalar?nda.
    yedikleri m?s?r koçan?yd? ve arpa
    ve süpürge tohumu
    ve çöp gibi kald? çocuklar?n boynu.
    ve lâkin tarabya'da, pöti?an'da ve ada'da kulüp'te
    akt? ren ?araplar? su gibi
    ve ?ekerin sahibi
    kaplad? miloviç'in yorgan?na 1000 liral?klar?.
    miloviç de beyaz at gibi bir kar?.
    bir de sakal? halife'nin,
    bir de vilhelm'in b?y?klar?.

    biz ki istanbul ?ehriyiz,
    güzelizdir,
    dört yan?m?z mavi mavi da?d?r, denizdir.
    öfkeli, büyük bir ?air :
    «ey bin kocadan arta kalan bilmem neyi bakir»
    demi?
    bize
    ve bir ba?kas?,
    yekpare acem mülkünü fedâ etti bir sengimize.

    biz ki istanbul ?ehriyiz,
    i?te, arzederiz halimizi
    türk halk?n?n yüce kat?na.
    mevsim yazd?r,
    919'dur.
    ve te?rinlerinde geçen y?l?n
    dört düvele teslim ettiler bizi,
    gözü kanl? dört düvele
    anadan do?ma ç?r?lç?plak.
    ve kurumu?tu
    ve kan içindeydi memelerimiz.

    biz ki istanbul ?ehriyiz,
    frans?z, ingiliz, italyan, amerikan
    bir de yunan,
    bir de zavall? afrika zencileri
    yer bitirir bizi bir yandan,
    bir yandan da kendi köpek döllerimiz :
    vahdettin sultan,
    ve damad? ferit
    ve ingiliz muhipleri
    ve mandac?lar.

    biz ki istanbul ?ehriyiz,
    yüce türk halk?,
    malûmun olsun çekti?imiz ac?lar...

    919 temmuzunun 23'üncü günü
    pek mütevaz? bir mektep salonunda
    in'ikad etti erzurum kongresi.

    erzurum'un k??? zorludur balam,
    tand?r?nda tezek yakar erzurum,
    buz tutar yi?itlerinin b?y???
    ve geceleyin karl? ovada
    kaskat? kat?la?m??, donmu? görürsün karanl???.

    erzurum'da kavaklar, balam,
    erzurum'da kavaklar tane tane,
    kavaklarda tane tane yapraklar.
    ve terden ve toz dumandan ve sinekten geçilmez
    erzurum'da yaz gelip de bast? m?yd? s?caklar.

    erzurum'un düzdür, toprakt?r dam?.
    erzurum güzelleri giyer, balam,
    incecik ak yünden ehram?.
    yürek boynun büker, balam,
    erzurumlu türkülere.
    halim selimdir erzurum'un adam?
    ve lâkin dönmesin gözü bir kere!...

    erzurum'da on dört gün sürdü kongre :
    orda, mazlum milletlerden bahsedildi
    bütün mazlum milletlerden
    ve emperyalizme kar?? dövü?lerinden onlar?n.

    orda, bir ?ûray? millî'den bahsedildi,
    iradei milliyeye müstenit bir ?ûray? millî'den.
    buna ra?men,
    «âsi gelmiyelim» diyenler vard?,
    «makam? hilâfet ve saltanata.»
    hattâ casuslar vard? içerde.

    buna ra?men,
    «bütün aksâm? vatan birküldür» denildi.
    «kabul olunmaz,» denildi,
    «manda ve himaye...»

    buna ra?men,
    istanbul'da birçok han?mlar, beyler, pa?alar,
    türk halk?ndan kesmi?lerdi umudu.
    ya?d?r?ld? telgraflar erzurum'a :
    «amerikan mandas? alt?na girelim,» diye.
    «istiklâl, diyorlard?, ?âyan? arzu ve tercihtir, amma
    bugün bu, diyorlard?, mümkün de?il,
    birkaç vilâyet, diyorlard?, kalacak elde,
    ?u halde, diyorlard?, ?u halde,
    memâliki osmaniye'nin cümlesine ?âmil
    amerikan mandaterli?ini talep etme?i
    memleketimiz için en nâfi
    bir ?ekli hal kabul ediyoruz.»

    fakat bu ?ekli halli kabul etmedi erzurumlu.
    erzurum'un k??? zorludur balam,
    buz tutar yi?itlerin b?y???.
    erzurum'da kaskat?, dimdik ölür adam,
    kabullenmez y?lg?nl???...

    istanbul'da han?mlar, beyler, pa?alar,
    tül perdeler, kravatlar, apoletler, ?i?eler,
    ç?t? p?t? dilleri ve pamuk gibi elleri
    ve biçare telgraf telleri
    devretmek için amerika'ya anadolu'yu
    ?öyle diyorlard? erzurum'dakilere :
    «bizi bir ba??m?za b?raksalar,
    tarafgirlik, cehalet
    ve çok konu?maktan ba?ka müspet
    bir hayat kuramay?z.
    i?te bu yüzden amerika çok i?imize geliyor.
    filipin gibi vah?i bir memleketi adam etti amerika.
    ne olacak,
    biz de on be?, yirmi sene zahmet çekeriz,
    sonra yeni dünya'n?n sayesinde
    istiklâli kafas?nda ve cebinde ta??yan
    bir türkiye vücuda geliverir.
    amerika, içine girdi?i memleket ve millet hayr?na
    nas?l bir idare kurdu?unu
    avrupa'ya göstermek ister.
    hem art?k i?i uzatma?a gelmez.
    çok tehlikeli anlar ya??yoruz.
    sergüze?t ve cidâl devri geçmi?tir :
    türkiye'yi, geni? kafal? birkaç ki?i belki kurtarabilir.»

    4 eylül 919'da topland? s?vas kongresi,
    ve 8 eylülde
    kongrede bu sefer
    yine ortaya ç?kt? amerikan mandas?.
    ak koyunla kara koyunun
    geçitte belli oldu?u günlerdi o günler.
    ve istanbul'dan gelen baz? zevat,
    sapsar? y?lg?nl?klar?yla beraber
    ve ihanetleriyle birlikte
    bir de amerikan gazeteci getirmi?tiler.
    ve erzurumlulardan ve s?vasl?lardan ve türk milletinden çok
    i?bu mister bravn'a güveniyorlard?.
    bu zevata :
    «istiklâlimizi kaybetmek istemiyoruz efendiler!»
    denildi.
    fakat ayak diredi efendiler :
    «mandan?n, istiklâli ihlâl etmiyece?i muhakkak iken,»
    dediler,
    «herhalde bir müzâherete muhtac?z diyorum ben,»
    dediler,
    «hem zaten,»
    dediler,
    «birbirine mani ?eyler de?ildir
    istiklâl ile manda.
    ve esasen,»
    dediler,
    «müstakil kalamay?z böyle bir zamanda.
    memleket harap,
    toprak çorak,
    borcumuz 500 milyon,
    vâridat ise 15 milyon ancak.
    ve allah muhafaza buyursun
    izmir kalsa yunanistan'da
    ve harbetsek,
    dü?man?m?z vapurla asker getirir.
    biz erzurum'dan hangi ?imendiferle nakliyat yapabiliriz?
    manday? kabul etmeliyiz, hemen,»
    dediler.
    «onlar dretnot yap?yor,
    biz yelkenli bir gemi yapam?yoruz.
    hem, istanbul'daki amerikan dostlar?m?z :
    mandam?z korkunç de?ildir,
    diyorlar,
    cemiyeti akvam nizamnamesine dahildir,
    diyorlar.»

    ve böylece, bin dereden su getirdi istanbul'dan gelen zevat.
    s?vas, manday? kabul etmedi fakat,
    «hey gidi deli gönlüm,»
    dedi,
    «ak?ll?, umutlu, sab?rl? deli gönlüm,
    ya istiklal, ya ölüm!»
    dedi.

    kambur kerim de böyle dedi aynen.
    adapazarl?yd? kambur kerim.
    seferberlikte ölen babas? marangozdu.
    seferberlik denince akl?na kerim'in :
    çok beyaz bir yast?kta kara sakall? bir ölü yüzü,
    fahri bey çiftli?inde patates toplay?p
    kaz gütmek,
    mektep kitaplar?
    ve bir de saçlar? alt?n gibi sar?
    fakat aln? çizgiler içinde anas? gelir.
    335'te kerim eski?ehir'e gitti,
    mektebe, teyzelerine ve day?s?na.
    day?s? ?imendiferde makinistti.
    dü?man elindeydi eski?ehir.
    kerim on dört ya??ndayd?,
    kamburu yoktu.
    dümdüzdü fidan gibi
    ve dünyaya merakl? bir çocuktu.
    day?s? sürme?e gitti?i günler ?imendiferi
    kerim'e ekmek vermedi?inden teyzeleri
    (çok uzun saçl?, ihtiyar iki kad?n)
    hintli askerlerle dost oldu kerim.
    bunlar
    (?a??lacak ?ey)
    türkçe bilmeyen
    ve siyah sakallar?, siyah gözleri parlak,
    avuçlar?n?n üstü esmer, içi ak
    ve tel örgülerin üzerinden
    kerim'e bisküviti kutularla atan amcalard?.
    kocaman bir ambarlar? vard?,
    kerim içinde oynard?.
    ambarda nohut çuvallar?, bakla, kuru üzüm,
    (?a??lacak ?ey,
    kat?rlar?n yemesi için)
    ve sonra cephane sand?klar?yla silahlar.
    bir gün dedi ki makinist day?s? kerim'e :
    «ambardan silâh çal?p bana getir,
    gâvura kar?? koyan zeybeklere gönderece?im.»
    ve ambardan silâh çald? kerim :
    bir
    bir tane daha
    be?
    on.
    aldatt? hindistanl? dostlar?n?
    zeybekleri daha çok sevdi?inden.
    zaten çok sürmedi, parlak kara sakall? amcalar gitti,
    kerim geçirdi onlar? istasyona kadar.
    ertesi gün lefke köprüsünü at?p
    zeybekler gelince eski?ehir'e
    day?s? kerim'i elinden tutup
    verdi onlara.
    ve i?te o günden sonra
    bugüne kadar
    kahraman bir türküdür ömrü kerim'in.
    eski?ehir'den al?p onu
    «kocaeli grubu» pa?as?na götürdüler.
    çat?k ka?l?, yüzü gülmez bir pa?ayd? bu.

    çabucak ö?rendi kerim ata binmeyi,
    s???rtmaç olmay?
    -zaten bilgisi vard? bunda-
    kayalardan genç bir keçi gibi inmeyi,
    gizlenmeyi ormanda.
    ve bütün bu marifetleriyle kerim
    kaç kere ölüme bir kur?un at?m? yakla?arak
    ve «geçmi? olsun» dedikleri zaman ?a?arak
    dü?man içinden geçip getirdi haber
    götürdü haber.
    onu naml? bir «kaptan» gibi sayd? çeteler,
    bir oyun arkada?? gibi sevdi çeteleri o.
    ve bir fidan gibi düz
    bir fidan gibi cesur
    bir fidan gibi vaadeden bir çocu?un
    sevinçle oynad??? bu müthi? oyun
    sürdü 1337'ye kadar...

    kocaeli orman? gürgen ve me?eliktir :
    yüksek
    kal?n.
    gökyüzü gözükmez.
    durgun bir geceydi.
    hafif ya?mur ya?m??t? biraz önce.
    fakat ?slanmam?? ki yerde yapraklar
    karanl?kta h???rt?larla yürüyordu beygiri kerim'in.
    solda
    ilerde
    tepenin ete?inde ate? yan?yordu :
    «tekneciler» diye an?lan
    gâvur çetelerinin olmal?.
    dallardan damlalar dü?üyordu kerim'in yüzüne.
    beygirin ba?? gittikçe daha çok karanl??a giriyor.
    ipsiz recep'in yan?ndan dönüyordu kerim.
    kâatlar götürmü?
    kâatlar getiriyor.
    birdenbire durdu beygir,
    heykel gibi,
    -tekneciler'in ate?ini görmü? olacak-
    sonra birdenbire dörtnala kalkt?.
    ?a??rd? kerim.
    dizginleri b?rakt?.
    sar?ld? beygirin boynuna.
    deli gibi gidiyordu hayvan.
    çocu?a art arda çarp?yordu a?açlar.
    me?eleri ve gürgenleriyle orman
    karanl?k bir rüzgâr gibi geçiyor iki yandan.
    kim bilir kaç saat böyle gidildi.
    orman bitti birdenbire.
    -ay do?mu? olacak ki ortal?k ayd?nl?kt?-
    ve kerim ayn? h?zla geldi?i zaman
    arma?a'n?n alt?nda ba?de?irmenler'e
    beygir ans?z?n kapakland? yere,
    tekerlendi kerim.
    do?ruldu.
    ve akl?na ilk gelen ?ey
    saat?na bakmak oldu.
    k?r?lm??t? cam?.
    bindi beygire tekrar.
    hayvan topall?yordu biraz.
    uslu uslu yola koyuldular.
    sol kula?? kan?yordu kerim'in,
    kirezce'ye geldiler
    (sapanca'yla arifiye aras?),
    kerim durdu,
    biraz zor nefes al?yordu.
    geyve'ye girdi ertesi ak?am.
    beli o kadar a?r?yordu ki
    inemedi beygirden
    indirdiler.
    kerim'i bir yayl?ya bindirdiler.
    adapazar?.
    sonra belki on gün, belki on be?,
    ka?n?lar, mekkâre arabalar?,
    sonra, gitgide daralan nefesi,
    yah??han,
    konya,
    sile nahiyesi
    (burda malûl gaziler için
    takma kol ve bacak yap?l?yordu),
    ve nihayet hatçehan köyünden ç?k?kç? ?erif usta.
    hâlâ rüyalar?nda görür kerim
    incecik bir yoldan e?ekle gelip
    üzerine do?ru e?ilen
    bu çiçekbozu?u insan yüzünü.
    usta, ovdu kerim'i bay?lt?ncaya kadar.
    sonra, zifte koydu bu k?r?lm?? dal gibi çocuk gövdesini.
    yirmi gün geçti aradan.
    ve sonra bir ikindi vakti ziftin içinden
    kerim'i kambur ç?kard?lar.

    üçüncü bap

    yil 1920
    ve
    arhaveli ismail'in hikâyesi

    ate?i ve ihaneti gördük.

    dü?man ordusu yine ba?lad? yürüme?e.
    akhisar, karacabey,
    bursa ve bursa'n?n do?usunda aksu,
    çarp??arak çekildik...
    920'nin
    29 a?ustos'u :
    u?ak dü?tü.
    yaral?
    ve deh?etli k?zg?n
    fakat topra??m?zdan emin,
    dumlup?nar s?rtlar?nday?z.
    nazilli dü?tü.

    ate?i ve ihaneti gördük.
    dayand?k
    dayanmaktay?z.

    1920 ?ubat, nisan, may?s,
    bolu, düzce, geyve, adapazar? :
    içimizde hilâfet ordusu,
    anzavur isyanlar?.
    ve ayn? s?radan,
    3 ekim konya.
    sabah.
    500 asker kaça?? ve ye?il bayra??yla deliba?
    girdi ?ehre.
    alaeddin tepesinde üç gün üç gece hüküm sürdüler.
    ve manavgat istikametlerinde kaç?p
    ölümlerine giderken
    terkilerinde kesilmi? kafalar götürdüler.

    ve 29 aral?k kütahya :
    4 top
    ve 1800 atl? bir ihanet
    yani çerkez ethem,
    bir gece vakti
    kilim ve hal? yüklü kat?rlar?,
    koyun ve s???r sürülerini önüne kat?p
    dü?mana geçti.
    yürekleri karanl?k,
    kemerleri ve kamç?lar? gümü?lüydü,
    atlar? ve kendileri semizdiler...

    ate?i ve ihaneti gördük.
    ruhumuz f?rt?nal?, etimiz mütehammil.
    sevgisiz ve ihtirass?z ç?plak devler de?il,
    inan?lmaz zaaflar?, korkunç kuvvetleriyle,
    silâhlar? ve beygirleriyle insanlard? dayanan.
    beygirler çirkindiler,
    bak?ms?zd?lar,
    hasta bir fundal?ktan yüksek de?illerdi.
    fakat bozk?rda ki?neyip köpürmeden
    sab?rl? ve doludizgin ko?mas?n? biliyorlard?.
    insanlar uzun asker kaputluydu,
    yalnayakt? insanlar.
    insanlar?n ba??nda kalpak,
    yüreklerinde keder,
    yüreklerinde müthi? bir ümit vard?.
    insanlar devrilmi?ti, kedersiz ve ümitsizdiler.
    insanlar, etlerinde kur?un yaralar?yla
    köy odalar?nda unutulmu?tular.
    ve orda sarg?,
    deri
    ve asker postallar? halinde
    yan yana, s?rtüstü yat?yorlard?.
    kopar?lm?? gibiydi parmaklar? sapland??? yerden
    e?rilip bükülmü?tü
    ve avuçlar?nda toprak ve kan vard?.

    ve asker kaçaklar?,
    korkular?, mavzerleri, ç?plak, ölü ayaklar?yla
    karanl?kta köylerin içinden geçiyorlard?.
    ac?km??t?lar,
    merhametsizdiler,
    bedbahtt?lar.
    ?osenin ?ss?z beyazl???na inip
    nal sesleri ve y?ld?zlarla gelen atl?y? çeviriyor
    ve bolu da??nda ekmek bulamad?klar? için
    deviriyorlard? uçurumlara :
    ?ayak, c?gara kâad?, tuz ve sabun yüklü yayl?lar?.

    ve çok uzak,
    çok uzaklardaki istanbul liman?nda,
    gecenin bu geç vakitlerinde,
    kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takalar? :
    hürriyet ve ümit,
    su ve rüzgârd?lar.
    onlar, suda ve rüzgârda ilk deniz yolculu?undan beri vard?lar.
    tekneleri kestane a?ac?ndand?,
    üç tondan on tona kadard?lar
    ve lâkin yelkenlerinin alt?nda
    f?nd?k ve tütün getirip
    ?eker ve zeytinya?? götürürlerdi.
    ?imdi, büyük s?rlar?n? götürüyorlard?.
    ?imdi, denizde bir insan sesinin
    ve demirli ?ileplerin kederlerini
    ve kabata? aç?klar?nda sallanan
    saman kay?klar?n?n fenerlerini
    pe?lerinde b?rak?p
    ve karanl?k suda amerikan taretlerinin önünden ak?p
    küçük,
    kurnaz
    ve ma?rur
    gidiyorlard? karadeniz'e.
    dümende ve ba?altlar?nda insanlar? vard? ki
    bunlar
    uzun e?ri burunlu
    ve konu?may? ?ehvetle seven insanlard? ki
    s?rt? lâcivert hamsilerin ve m?s?r ekme?inin
    zaferi için
    hiç kimseden hiçbir ?ey beklemeksizin
    bir ?ark? söyler gibi ölebilirdiler...

    karanl?kta kur?unîi derisi k?rm?z?ya boyanan
    baltaba? gemi
    ingiliz torpitosudur.
    ve dalgalar?n üstünde sallanarak
    alev alev
    yanan :
    ?aban reisin be? tonluk takas?.

    kerempe fenerinin yirmi mil aç???nda,
    gecenin karanl???nda,
    dalgalar minare boyundayd?lar
    ve ba?lar? bembeyaz parçalan?p da??l?yordu.
    rüzgar :
    y?ld?z - poyraz.
    esirlerini bordas?na al?p
    kayboldu ingiliz torpitosu.
    ?aban reisin teknesi
    ate?ten diregiyle gömüldü suya.

    arheveli ismail
    bu ölen teknedendi.
    ve ?imdi
    kerempe fenerinin aç???nda,
    batan teknenin kay???nda
    emanetiyle tek ba??nad?r,
    fakat yaln?z de?il :
    rüzgâr?n,
    bulutlar?n
    ve dalgalar?n kalabal???,
    ismail'in etraf?nda hep bir a??zdan konu?uyordu.

    arheveli ismail
    kendi kendine sordu :
    «emanetimizle varabilecek miyiz?»
    kendine cevap verdi :
    «varmam?? olmaz.»

    gece, tophane r?ht?m?nda
    kamac? ustas? bekir usta ona :
    «evlâd?m ismail,» dedi,
    «hiç kimseye de?il,» dedi,
    «bu, sana emanettir.»

    ve kerempe fenerinde
    dü?man projektörü dola??nca takan?n yelkenlerinde,
    ismail, reisinden izin isteyip,
    «?aban reis,» deyip,
    «emaneti yerine götürmeliyiz,» deyip
    atlad? takan?n patalyas?na,
    aç?ld?.

    «allah büyük
    ama kay?k küçük» demi? yahudi.
    ismail bodoslamadan bir sa?nak yedi,
    bir sa?nak daha,
    pe?inden üç-karde?ler.
    ve denizi b?çak atmak kadar iyi bilmeseydi e?er
    alabora olacakt?.

    rüzgâr tam kerte y?ld?za dönüyor.
    ta kar??da bir k?rm?z? damla ???k görünüyor :
    s?vastopol'a giden bir geminin
    sancak feneri.

    elleri kanayarak
    çekiyor ismail kürekleri.
    ismail rahatt?r.
    kavgadan
    ve emanetinden ba?ka her ?eyin haricinde,
    ismail unsurunun içinde.
    emanet :
    bir a??r makinal? tüfektir.
    ve ismail'in gözü tutmazsa liman reislerini
    ta ankara'ya kadar gidip
    onu kendi eliyle teslim edecektir.

    rüzgâr bocal?yor.
    belki karayel gösterecek.
    en azdan on be? mil uzakt?r en yak?n sahil.
    fakat ismail
    ellerine güvenir.
    o eller ekme?i, küreklerin sap?n?, dümenin yekesini
    ve kemeralt?'nda fotika'n?n memesini
    ayn? emniyetle tutarlar.

    rüzgâr karayel göstermedi.
    yüz kerte birden atlay?p rüzgâr
    bir anda bütün ipleri b?çakla kesilmi? gibi
    dü?tü.

    ismail beklemiyordu bunu.
    dalgalar bir müddet daha
    yuvarland?lar teknenin alt?nda
    sonra deniz dümdüz
    ve simsiyah
    durdu.
    ismail ?a??r?p b?rakt? kürekleri.
    ne korkunçtur dü?mek kavgan?n haricine.
    bir ürperme geldi ismail'in içine.
    ve bir bal?k gibi ürkerek,
    bir sandal
    bir çift kürek
    ve durgun
    ölü bir deniz ?eklinde gördü yaln?zl???.
    ve birdenbire
    öyle kahrolup duydu ki insans?zl???
    y?ld? elleri,
    yüklendi küreklere,
    k?r?ld? kürekler.

    sular tekneyi aç??a sürüklüyor.
    art?k hiçbir ?ey mümkün de?il.
    kald? ölü bir denizin ortas?nda
    kanayan elleri ve emanetiyle ismail.
    ilkönce küfretti.
    sonra, «elham» okumak geldi içinden.
    sonra, güldü,
    e?ilip ok?ad? mübarek emaneti.
    sonra...
    sonra, malûm olmad? insanlara
    arhaveli ismail'in âk?beti...

    dördüncü bap

    nurettin e?fak'in bir mektubu
    ve
    bir ?iiri

    karde?im,
    sana bu mektubu ankara'da kuyulu kahvede yaz?yorum.
    hep ayn? anadolu havalar?n? çal?yor gramofon
    kocaman bir boru çiçe?ine benzeyen a?z?yla,
    d??arda ya?mur...
    mektepten istifa ettim.
    cepheye gidiyorum ihtiyat zabitli?iyle.
    çocuklar?m?za türkçe okutmak,
    ö?retmek, sevdirmek onlara
    dünyan?n en diri, en taze dillerinden birini,
    kendi dillerini,
    güzel ?ey,
    büyük ?ey.
    fakat bu dilin insanlar? için çakmak çalmak cehpede
    daha büyük
    daha güzel.

    biliyorum :
    i? bölümünden bahsedeceksin.
    fakat, ankara'da çocuklara ders vermek,
    bozk?rda ate? hatt?na girmek
    haks?z ve hazin
    bir i? bölümü.
    öyle günlerde ya??yoruz ki
    ben bir i? yapabildim diyebilmek için :
    hep aln?n?n ortas?nda duyacaks?n ölümü.

    bak, tam sana bunlar? yazarken
    asker geçiyor sokaktan ;
    ya?murda harap postallar?n?n me?inini ?slatarak
    meclis'in önüne do?ru iniyorlar,
    istasyona gidecekler.
    ve türkü söylerken, her nedense her zaman yapt??? gibi,
    sesini incelterek mar? okuyor genç türk köylüsü :
    «ankara'n?n ta??na bak,
    gözlerimin ya??na bak...»

    yüzleri mühim, dalg?n ve yorgun.
    t?ra?lar? uzam?? biraz.
    elleri büyük ve esmer.
    elâ gözlüler, kara gözlüler, mavi gözlüler.

    yine birdenbire yunus emre geldi akl?ma.
    ba?ka türlü anl?yorum ben yunus'u :
    bence onda bütün bir devir dile gelmi? türk köylüsü :
    öte dünyaya dair de?il,
    bu dünyaya dair kayg?lar?yla...

    bir ?iir yazd?m,
    garip bir ?iir,
    «türk köylüsü» diye.
    bir tuhaf m? oluyor böyle günlerde ?iir yazmak?
    her ne hâl ise, ho?ça kal, gözlerinden öperim.

    karde?in
    nurettin e?fak

    türk köylüsü

    topraktan ö?renip
    kitaps?z bilendir.
    hoca nasreddin gibi a?layan
    bayburtlu zihni gibi gülendir.
    ferhad'd?r
    kerem'dir
    ve kelo?lan'd?r.
    yol görünür onun garip serine,
    analar, babalar umudu keser,
    kahbe felek ona eder oyunu.
    çar?ambay? sel al?r,
    bir yâr sever
    el al?r,
    kanad? k?r?l?r
    çöllerde kal?r,
    ölmeden mezara koyarlar onu.
    o, «yûnusû biçâredir
    ba?tan aya?a yâredir»,
    a?u içer su yerine.
    fakat bir kerre bir derd anlayan dü?meyegörsün önlerine
    ve bir kerre vakteri?ip
    «-gayr?k yeter!...»
    demesinler.
    bunu bir dediler mi,
    «isrâfil sûrunu urur,
    mahlûkat yerinden durur»,
    topra??n nabz? ba?lar
    onun nab?zlar?nda atma?a.
    ne kendi nefsini korur,
    ne dü?man? kay?r?r,
    «da?lar? y?rt?p ay?r?r,
    kayalar? kesip yol eyler âb?hayat ak?tma?a...»

    be?inci bap

    920'nin 16 marti
    ve
    manastirli hamdi efendi
    ve
    re?adiyeli veli o?lu memet'in hikâyesi

    «bu hamiyetli ve cesur, manast?rl? hamdi efendi olmasayd?, istanbul felâketinden kim bilir haber almak için ne kadar intizarlar içinde kalacakt?k. istanbul'da bulunan nâz?r, mebus, kumandan, te?kilât?m?z mensuplar? içinden bir zat ç?k?p vaktiyle bize haber verme?i dü?ünmemi? oldu?u anla??l?yor. demek ki cümlesini heyecan ve helecan kaplam??t?. bir ucu ankara'da bulunan telin istanbul'da bulunan ucuna yana?amayacak kadar ?a?k?n bir hale gelmi? olduklar?na bilmem ki hükmetmek caiz olur mu?»

    (nutuk, s. 295, devlet bas?mevi, istanbul 1938)

    920'nin 16 mart?.
    ö?leden evvel
    saat onda
    makina ba??nda ?öyle bir telgraf ald? ankara'daki :

    «der-aliye 16/3/1920.
    ingilizler bast? bu sabah
    ?ehzadeba??'ndaki muzika karakolunu.
    müsademe edildi.
    i?gal alt?na al?yorlar istanbul'u ?imdi.
    berâyi malûmat arzolunur.
    manast?rl? hamdi.»

    920'nin 16 mart?.
    harbiye nezareti telgrafhanesi buldu ankara'y? :
    «etrafta dola??yor ingiliz askerleri.
    ?imdi i?te
    ingiliz askerleri giriyorlar nezarete.
    i?te giriyorlar içeri.
    nizamiye kap?s?na.
    teli kes.
    ingilizler burdad?r.»

    920'nin 16 mart?.
    manast?rl? hamdi efendi
    buldu ankara'dakini tekrar :

    «pa?a hazretleri,
    harbiye telgrafhanesini de i?gal etti ingiliz bahriye askeri
    tophane'yi de i?gal ediyorlar bir taraftan,
    bir taraftan da z?rhl?lardan asker ihraç olunuyor.
    vaziyet vehamet kesbediyor efendim.
    pa?a hazretleri,
    emri devletlerine muntaz?r?m.

    16 mart 1920
    hamdi»

    920'nin 16 mart?.
    durumu bir daha tekrar etti hamdi efendi :

    «sabah bizim asker uykuda iken
    ingiliz bahriye efrad? karakolu i?gal etmekte iken
    askerlerimiz uykudan ?a?k?n kalk?nca müsademe ba?l?yor.
    neticede bizden alt? ?ehit, on be? mecruh olup
    ingilizler z?rhl?lar? r?ht?ma yana?t?r?p
    beyo?lu ve tophane'yi i?gal edip.
    i?te beyo?lu telgrafhanesi de yok.
    i?te beyo?lu telgraf memurlar? geldiler.
    kovmu?lar.
    buras? da i?gal olunacakt?r bir saata kadar.
    ?imdi haber ald?m efendim.»

    920'nin 16 mart?
    uykuda kesti kâfir üçümüzü,
    kur?una dizdi kâfir ikimizi.
    ingiliz'in hepsi de?il domuzu
    sabaha kar?? ald? can?m?z?.

    920'nin 16 mart?
    bas?ld? vezneciler'de karargâh.
    uyan be tosunum uyan.
    üçümüzü uykuda kesti kâfir,
    üçümüz : abdullah çavu?, ?ark??la'dan osman,
    bir de zileli abdülkadir.

    920'nin 16 mart?
    bozdo?an kemeri'nde
    kur?una dizdi kâfir ikimizi.
    ahmet o?lu nasuh arkada??m?n ad?,
    re?adiyeli veli o?lu memet benimkisi.

    920'nin 16 mart?
    uykuda kesti kâfir üçümüzü.
    soktu osman'?n karn?na kasaturay?,
    bast? gö?süne kâfirin dizi.
    dört çocuk babas?yd? abdullah çavu?.
    doymad? dünyas?na abdülkadir.
    üçümüzü uykuda kesti kâfir,
    kur?una dizdi ikimizi.

    920'nin 16 mart sabah?,
    karakolun kar??s?nda
    b?rakmad?m elimden silâh?,
    yere serdim iki ingiliz'i.
    senin ?rz?n? kurtard?m istanbul'um,
    sana can feda çak?r gözlü gülüm.

    üçümüzü uykuda kesti kâfir,
    kur?una dizdi ikimizi.
    ?imdi üçümüz :
    abdullah ve osman ve abdülkadir,
    ta?lar? yan yana yatar eyüp'te.
    arama, bulamazs?n ikimizin kabrini,
    belki ma?r?kta, belki ma?ripte,
    biz de bilemeyiz yerini.

    uykuda kestiler üçümüzü,
    kur?una dizdiler ikimizi,
    ahmet o?lu nasuh arkada??m?n ad?,
    re?adiyeli veli o?lu memet benimkisi.
    bir de alt?nc?m?z var,
    kara kaytan b?y?kl? bir ?ehit,
    son mekân? ?öyle dursun,
    ad?n? da bilen yok...

    altinci bap

    muharebeler
    ve
    dü?man elinde kalanlar
    ve
    kartalli kâzim'in hikâyesi

    inönü meydan?, yavrum,
    rüzgâr,
    so?uklar insan? ar? gibi ha?l?yor.
    zemheriler bitti diyelim,
    hamsin ya ba?lad?, ya ba?l?yor.
    muharebe be? gün be? gece sürdü.
    kan gövdeyi götürdü.
    ve nihayetinde
    dü?manlar kar?n üstünde
    top arabalar?, sand?klar dolusu konyak,
    alt? kamyon b?rakt?lar.
    sonra, kaçarlarken, yavrum,
    köyleri, köprüleri yakt?lar...

    bu, birinci inönü,
    sonra ikincisi :
    23 mart 1921 günü
    dü?man?n bursa ve u?ak gruplar? üstümüze yürüyor.
    onlarda, topçu ve piyade
    bizden üç kere fazla,
    bizim atl?m?z çok.
    atlar?n makanizmas?,
    hartucu,
    namlusu yoktur
    ve k?l?ç
    ç?plak, ucuz bir demirdir.
    26 mart :
    ak?am.
    sa? cenah ilerimize yana?t?lar.
    27 mart :
    bütün cephelerde temas.
    28, 29, 30 :
    kavgaya devam.
    ve mart?n 31'inci gecesinde,
    (ay????? var m?yd? bilmiyorum)
    inönü karanl??? sesler ve k?v?lc?mlarla doluydu.
    ve ertesi gün
    1 nisan :
    metristepe ayd?nlan?yor.
    saat alt? otuz.
    bozöyük yan?yor.
    dü?man muharebe meydan?n? silâhlar?m?za terketmi?tir.

    sonra, 8 nisandan 11 nisana kadar :
    dumlup?nar.

    sonra, haziran.
    bir yaz gecesi.
    dünyada yaln?z p?r?lt?lar
    ve böceklerin sesi.
    sakarya'y? üç yerinden sallarla geçiyoruz.
    basarak ald?k
    adapazar?'n?.
    ve dola??p sapanca gölü'nün sazl?klar?n?
    yana?t?k izmit'in do?usunda çuha fabrikas?na.
    dü?man,
    k?smen gemilere binerek
    denizden
    ve k?smen
    karamürsel üzerinden
    bursa'ya çekilip
    bo?altt? izmit ?ehrini gece yar?s?.

    sonra 23 a?ustos :
    sakarya melhamei kübrâs? ki
    devam? 13 eylül gününe kadard?r.
    bizim k?rk bin piyademiz,
    dört bin be? yüz atl?m?z,
    dü?man?n seksen sekiz bin piyadesi,
    üç yüz topu vard?r.
    harp meydan?n?n kuzey yan?
    sakarya
    ve da?lard?r :
    keskin
    ve dik yamaçlar?yla
    ve kireçli topraklar?
    ve kayalar?nda tek ba?lar?na birbirinden uzak
    ha?in
    ve münzevi çam a?açlar?yla
    abdülselâm-da??,
    gökler-da??,
    da?lar.

    ve sakarya'dan bu havalide
    yaln?z, çatal t?rnakl? karacalar su içmektedir.
    ankara suyunun döküldü?ü yerden
    eski?ehir kuzeybat?s?na kadar
    sakarya mecras? uçurumlar içinden geçmektedir.
    güneyde
    ve güneydo?uda
    yapraks?z ve hazin
    geni? ve uzun
    ve insana b?rakt??? hiçbir ?eye ac?madan
    ölmek arzusu veren
    cihanbeyli ovas? :
    çöl...
    bu çölün,
    bu da?lar?n,
    bu nehrin ve bizim önümüzde
    yirmi iki gün ve gece fas?las?z dövü?üp
    dü?man ordusu ric'ata mecbur kald?.

    buna ra?men :
    sene 1922
    ve 15 vilâyet ve sancak
    ve 9 büyük ?ehir
    dü?man elindedir.
    inan?lmaz ?eyler dü?mandad?r ki
    bunlar?n aras?nda :
    7 göl, 11 nehir
    ve köklerinde baltam?z?n yaras?
    ve yang?nlar?yla bizim olan
    yüz kere yüz bin dönüm orman,
    bir tersane, iki silâh fabrikas?,
    ve 19 körfez ve liman ki
    belki birço?unun
    r?ht?m?,
    mendire?i,
    k?rm?z?, ye?il fenerleri yoktur
    ve belki sular?nda
    ate? kay?klar?n?n ???lt?s?ndan ba?ka ???k yanmad?,
    fakat onlar
    tahta iskeleleri ve kederli bal?kç?lar?yla bizimdiler.
    sonra, 3 deniz,
    6 kol tren hatt?,
    sonra, göz alabildi?ine yol :
    s?laya gitti?imiz,
    gurbette göründü?ümüz
    ve neden
    ve niçin oldu?unu sormadan
    çöle, çanakkale'ye,
    ölüme gitti?imiz yol
    ve sonra toprak
    ve o topra??n insanlar? :
    u?ak tezgâhlar?n?n hal? dokuyanlar?,
    klaptan i?lemeli e?erleriyle me?hur
    manisa'l? saraçlar,
    yol k?y?lar?nda ve istasyonlarda açlar
    ve kurnaz
    ve cesur
    ve a??rba?l? ve çapk?n
    ve kütleleriyle delikanl?
    istanbul ve izmir i?çileri
    ve zahire ve kantariye tâcirleriyle e?raf ve âyân,
    k?l çad?rl? yürükleri ayd?n'?n,
    ve sonra, ?rgat,
    ortakç?,
    maraba,
    davarl? ve davars?z,
    yar?m me?in çizmeli
    ve ham çar?kl? köylüler.
    15 vilâyet ve sancak
    ve 9 büyük ?ehir
    dü?man elindedir.

    mehtapl? bir gece,
    gümü? bir kutunun içindesin :
    ortal?k öyle bir tuhaf ayd?nl?k, öyle ?ss?z.
    ya çok seslidir
    ya hiç ses vermez mehtapl? gece zaten.

    yat?yor filintas?n?n arkas?nda kartall? kâz?m.
    k?z gibi osmanl? filintas?.
    parl?yor arpac?k
    naml?n?n ucunda :
    yüz y?ll?k yoldaym?? gibi uzak
    ve bir damlac?k.

    kâz?m emir ald? merkezden :
    gebze'deki ingiliz'in tercüman? vurulacak.
    köylerde te?kilât kurmu? tercüman mansur :
    sat?yor bizimkileri.

    kâz?m iyi hesaplam?? herifin geçece?i yeri.
    i?te sökün etti mansur kar??dan :
    beygirin üzerinde.
    beygir yüksek,
    ingiliz kadanas?.
    kendi halinde yürüyor hayvan
    ortas?nda demiryolunun
    sallana sallana,
    a??r a??r.
    tercüman herhalde b?rakm?? dizginleri,
    ba?? sallan?yor,
    belki de uyuyor üzerinde beygirin.

    yakla?t?kça büyüyor herif.
    zaten mehtapta heybetli görünür insan.

    arada kald? kalmad? dört yüz ad?m,
    naml?y? kald?rd? birazc?k kâz?m,
    ni?an ald? sallanan ba??na mansur'un.
    soldaki yamaçtan bir ta? parças? dü?tü.
    bir ku? uçtu sa?daki a?açtan,
    -a?aç ç?nar-.
    ku? ürkmü? olacak.
    çevrildi kâz?m'?n ba?? ku?un uçtu?u yana,
    mehtapla yüz yüze geldiler.
    mehtap koskocaman,
    desde?irmi,
    bembeyaz.
    ve kâz?m'?n gözünü ald? âdeta.
    zaten bu yüzden,
    tekrar göz, gez, arpac?k
    ve filintay? ate?ledi?i zaman
    ilk kur?un mansur'un ba??n? delecek yerde
    galiba omuzuna girdi.
    herif «h?nk» dedi bir,
    beygirin ba??n? çevirdi
    dörtnal kaç?yor.
    yeti?tirdi ikinci kur?unu kâz?m.
    beygirin üstünde sola y?k?ld? mansur.
    üçüncü kur?un.
    tercüman dü?tü beygirden.
    fakat bir aya?? üzengiye tak?l? kalm??,
    sürüklendi kaçan hayvan?n pe?inde biraz,
    sonra kurtuldu ki aya??
    y?k?l?p kald? oldu?u yerde.
    yamaca sard? beygir.
    kalkt? kâz?m,
    yürüdü mansur'a do?ru,
    üzerinden kâatlar? alacak.
    arada dört telgraf dire?i yaln?z,
    elli?erden iki yüz metre eder.
    mansur do?ruldu ans?z?n,
    kaç?yor bay?r a?a??.
    filintay? omuzlad? kâz?m.
    dördüncü kur?un.
    y?k?ld? herif.
    ko?tu kâz?m.
    do?ruldu yine mansur.
    yürüyor sarho? gibi sallanarak,
    kaçm?yor art?k,
    yürüyor.
    kâz?m da b?rakt? ko?may?.
    deniz k?y?s?na indiler.
    orda bo? bir fabrika var,
    bir de beyaz bir ev,
    tahta iskelesi iner denizin içine kadar.
    mansur suya giriyor,
    kâatlar ?slanacak.
    be?inci kur?unu yakt? kâz?m.
    suya dü?üp kald? önde giden
    ve kâz?m tazelerken ?arjörü
    bir ???k yand? beyaz evde,
    bir pencere aç?ld?.
    galiba bir kad?n bakt? d??ar?ya..
    bo?azlan?yormu? gibi ba??rd? mansur.
    pencere kapand?,
    ???k söndü.
    tercüman att? kendini tahta iskeleye.
    art ayaklar? k?r?lm?? bir hayvan gibi sürünüp t?rman?yor.
    hay anas?n?,
    ay da denize dü?mü?
    toplan?p da??l?yor,
    da??l?p toplan?yor.
    velhas?l,
    lâf? uzatm?yal?m,
    mansur'un i?ini b?çakla bitirdi kâz?m.
    kâatlar kan içindeydi.
    fakat kan kapatm?yor yaz?y?...

    namussuzun biriydi mansur,
    muhakkak.
    dü?mana sat?lm??t?,
    oras? öyle.
    kaç ki?inin ba??n? yedi,
    malûm.
    ama ne de olsa
    mehtapta herif beygirin üzerinde uyumu? geliyordu.
    demek istedi?im,
    böyle günlerde bile, böyle bir adam? bile bu çe?it öldürüp
    ortal?k duruldukta, y?llarca sonra mehtaba bakt???n vakit
    üzüntü çekmemek için,
    ya insanlarda yürek dedi?in ta?tan olacak,
    yahut da deh?etli namuslu olacak yüre?in,
    kâz?m'?nki ta?tan de?ildi çok ?ükür,
    fakat namuslu.
    ne malûm? dersen :
    dövü?tü pir a?k?na,
    yaraland? birkaç kere
    ve saire.
    ve kavga bitti?i zaman
    ne çiftlik sahibi oldu, ne apart?man.
    kavgadan önce kartal'da bahç?vand?,
    kavgadan sonra kartal'da bahç?van...

    yedinci bap

    922 a?ustos ayi
    ve
    kadinlarimiz
    ve
    6 a?ustos emri
    ve
    bir âletle bir insanin hikâyesi

    ay?n alt?nda ka?n?lar gidiyordu.
    ka?n?lar gidiyordu ak?ehir üstünden afyon'a do?ru.
    toprak öyle bitip tükenmez,
    da?lar öyle uzakta,
    sanki gidenler hiçbir zaman
    hiçbir menzile eri?miyecekti.
    ka?n?lar yürüyordu yekpare me?eden tekerlekleriyle.
    ve onlar
    ay?n alt?nda dönen ilk tekerlekti.
    ay?n alt?nda öküzler
    ba?ka ve çok küçük bir dünyadan gelmi?ler gibi
    ufac?k, k?sac?kt?lar,
    ve p?r?lt?lar vard? hasta, k?r?k boynuzlar?nda
    ve ayaklar? alt?ndan akan
    toprak,
    toprak
    ve toprakt?.
    gece ayd?nl?k ve s?cak
    ve ka?n?larda tahta yataklar?nda
    koyu mavi humbaralar ç?r?lç?plakt?.
    ve kad?nlar
    birbirlerinden gizliyerek
    bak?yorlard? ay?n alt?nda
    geçmi? kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
    ve kad?nlar,
    bizim kad?nlar?m?z :
    korkunç ve mübarek elleri,
    ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
    anam?z, avrad?m?z, yârimiz
    ve sanki hiç ya?amam?? gibi ölen
    ve sofram?zdaki yeri
    öküzümüzden sonra gelen
    ve da?lara kaç?r?p u?runda hapis yatt???m?z
    ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
    ve karasabana ko?ulan
    ve a??llarda
    ???lt?s?nda yere sapl? b?çaklar?n
    oynak, a??r kalçalar? ve zilleriyle bizim olan
    kad?nlar,
    bizim kad?nlar?m?z
    ?imdi ay?n alt?nda
    ka?n?lar?n ve hartuçlar?n pe?inde
    harman yerine kehribar ba?akl? sap çeker gibi
    ayn? yürek ferahl???,
    ayn? yorgun al??kanl?k içindeydiler.
    ve on be?lik ?arapnelin çeli?inde
    ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
    ve ay?n alt?nda ka?n?lar
    yürüyordu ak?ehir üstünden afyon'a do?ru.

    «6 a?ustos emri» verilmi?tir.
    birinci ve ikinci ordular, k?t'alar?, ka?n?lar?, süvari alaylar?yla
    yer de?i?tiriyordu, yer de?i?tirecek.
    98956 tüfek,
    325 top,
    5 tayyare,
    2800 küsur mitralyöz,
    2500 küsur k?l?ç
    ve 186326 tane p?r?l p?r?l insan yüre?i
    ve bunun iki misli kulak, kol, ayak ve göz
    k?m?ldan?yordu gecenin içinde.
    gecenin içinde toprak.
    gecenin içinde rüzgâr.
    hat?ralara ba?l?, hat?ralar?n d???nda,
    gecenin içinde :
    insanlar, âletler ve hayvanlar,
    demirleri, tahtalar? ve etleriyle birbirine sokulup,
    korkunç
    ve sessiz emniyetlerini
    birbirlerine sokulmakta bulup,
    kocaman, yorgun ayaklar?,
    toprakl? elleriyle yürüyorlard?.
    ve onlar?n aras?nda
    birinci ordu ikinci nakliye taburu'ndan
    istanbullu ?oför ahmet
    ve onun kamyoneti vard?.
    bir acayip mahlûktu üç numrolu kamyonet :
    ihtiyar,
    cesur,
    inatç? ve ?irret.
    k?r?l?p da?larda kalan sol arka makas? yerine
    ?asinin alt?na, dingilin üzerine
    budakl? bir gürgen kütü?ü sarm?? olmas?na ra?men
    ve kalb a?r?lar?yla
    ve on kilometrede bir
    karanl??a yaslan?p durdu?u halde
    ve vantilâtöründe dört kanattan ikisi noksan iken
    ?ahs?n?n vekarl? kudretini resmen biliyordu :
    «6 a?ustos emri»nde ondan ve arkada?lar?ndan
    «... ihzar ve te?kil edilmi? bulunan
    ve cem'an 300 ton kabiliyetinde kabul olunan
    100 kadar serî otomobil...» diye bahsediliyordu.
    ihzar ve te?kil olunanlar,
    bu meyanda ahmet'in kamyoneti,
    insanlar?n, âletlerin ve ka?n?lar?n yan?ndan geçip
    afyon - ah?rda?lar? ve imtidad?na do?ru iniyorlard?.

    ahmet'in kafas?nda uzak bir ?ehir ve bir ?ark? vard?.
    bu ?ark? nihaventtir
    ve beyaz tenteli sandallar?,
    siyah mavnalar?,
    güne?li karpuz kabuklar?yla
    bir deniz k?y?s?ndad?r ?ehir.

    vantilâtörde adedi devir
    dü?üyor gibi.
    arkada?lar ileri geçtiler.
    ay batt?.
    manzara y?ld?zlardan ve da?lardan ibaret.

    sen süleymaniyelisin o?lum ahmet,
    ç?nar dibinde iki mars bir oyunla yenip bücür'ü,
    kalk,
    s?ra servilerin önünden yürü,
    çe?meyi geç,
    mektep bahçesi, medreseler,
    orda, harbiye nezareti'nin arka duvar?nda
    siyah çar?afl? bir kad?n
    çömelip yere
    dar? serper güvercinlere
    ve papelciler
    ?emsiye üstünde papaz açarlar.

    motor m?z?kç?l?k ediyor,
    bizi da? ba?lar?nda b?rakacak meret.

    ne diyorduk o?lum ahmet?
    dökmeciler sa?da kal?r,
    derken, uzunçar??'ya saparken,
    kö?ede, sol kolda seyyar kitapç? :
    «hikâyei billûr kö?k»,
    alt? cilt «tarihi cevdet»
    ve «fenni tabâhat».
    tabâhat, mutfaktan gelirmi?,
    yani yemek pi?irmek.
    hani, uskumru dolmas?na da bay?l?r?m pek.
    yald?zl? kuyru?undan tutup
    bir salk?m üzüm gibi yersin.

    ilerde bir süvari kolu gidiyor,
    sapt?lar sola.

    uzunçar??'y? dikine inersin.
    sandalyac?lar, tavla pulcular?, tesbihçiler.
    ve sen istanbullu,
    sen kendi ellerinin hünerine al??m?? oldu?undan
    ?a?ars?n istanbullulara :
    ne kadar ince, ne çe?itli hünerleri var, dersin.
    rüstem pa?a camii.
    urganc?lar.
    urganc?larda yüz parça yelkenli gemiyi
    ve hesaps?z kat?r kervanlar?n? donatacak kadar
    urgan, halat ve dökme tunçtan ç?ng?raklar sat?l?r.
    zindankap?, babacafer.
    uzakta bal?kpazar?.
    kuruyemi?çiler.
    yemi? iskelesindeyiz :
    sandallar?, mavnalar?,
    güne?li karpuz kabuklar?yla
    yüzüne hasret kald???m deniz.

    sol arka lastik hava m? kaç?r?yor ne?
    inip
    baksam...

    yemi? iskelesinden dilenci vapuruna binip
    eyüp'te niyet kuyusu'na gittikti.
    elleri yumuk yumuk,
    bacaklar? biraz çarp?kt? ama,
    ye?il zeytin tanesi gibi gözler.
    ka?lar? da hilâl gibi çekikti.
    tam kas?mpa?a'ya yakla?t?k, beyaz ba?örtüsü...

    lastik hava kaç?r?yor.
    derdine deva bulmazsak e?er...
    dur bakal?m babacafer...

    üç numrolu kamyonet durdu.
    karanl?k.
    kriko.
    pompa.
    eller.
    küfreden ve küfretti?ine k?zan elleri
    lastikte ve ihtiyar tekerlekte dola??rken
    ahmet hat?rlad? :
    bir gece nüzüllü babaannesini
    sedirden sedire ta??rken
    kad?nca??z...

    iç lastik boydan boya patlad?.
    yedek?
    yok.
    da?larda avaz avaz
    imdat istemek?

    sen süleymaniyelisin o?lum ahmet,
    sana tek ba??na verilmi?tir üç numrolu kanyonet.
    hem, hani bir koyun varm??,
    kendi baca??ndan as?lan bir koyun.
    süleymaniyeli ?oför ahmet
    soyun...

    soyundu.
    ceket, külot, pantol, don, gömlek ve kalpak
    ve k?rm?z? ku?ak,
    ahmet'i postallar?n?n üstünde ç?r?lç?plak
    b?rakarak
    d?? lasti?in içine girdiler,
    ?i?irdiler.

    bu ?ark? nihaventtir.
    deniz k?y?s?nda bir ?ehir...
    beyaz ba?örtüsü...

    saatta elli yap?yoruz...
    dayan ömrümün törpüsü,
    dayan da da?lar anadan do?ma görsün ?oför ahmet'i,
    dayan arslan...

    hiçbir zaman
    böyle merhametli bir ümitle sevmedi
    hiçbir insan
    hiçbir âleti...

    sekizinci bap

    26 a?ustos gecesinde saatlar
    iki otuzdan be? otuza kadar
    ve
    izmir rihtimindan akdeniz'e
    bakan nefer

    saat 2.30.

    kocatepe yan?k ve ihtiyar bir bay?rd?r,
    ne a?aç, ne ku? sesi,
    ne toprak kokusu vard?r.
    gündüz güne?in,
    gece y?ld?zlar?n alt?nda kayalard?r.
    ve ?imdi gece oldu?u için
    ve dünya karanl?kta daha bizim,
    daha yak?n,
    daha küçük kald??? için
    ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten
    evimize, a?k?m?za ve kendimize dair
    sesler geldi?i için
    kayal?klarda ?ayak kalpakl? nöbetçi
    ok?ayarak gülümseyen b?y???n?
    seyrediyordu kocatepe'den
    dünyan?n en y?ld?zl? karanl???n?.
    dü?man üç saatlik yerdedir
    ve h?d?rl?k-tepesi olmasa
    afyonkarahisar ?ehrinin ???klar? gözükecek.
    küzeydo?uda güzelim-da?lar?
    ve da?larda tek
    tek
    ate?ler yan?yor.
    ovada akarçay bir p?r?lt? halinde
    ve ?ayak kalpakl? nöbetçinin hayalinde
    ?imdi yaln?z sular?n yapt??? bir yolculuk var :
    akarçay belki bir akar su,
    belki bir ?rmak,
    belki küçücük bir nehirdir.
    akarçay derebo?az?'nda de?irmenleri çevirip
    ve k?lç?ks?z y?lan bal?klar?yla
    yedi?ehitler kayas?n?n gölgesine girip
    ç?kar.
    ve kocaman çiçekleri eflâtun
    k?rm?z?
    beyaz
    ve saplar? bir, bir buçuk adam boyundaki
    ha?ha?lar?n aras?ndan akar.
    ve afyon önünde
    alt?gözler köprüsü'nün alt?ndan
    gündo?uya dönerek
    ve konya tren hatt?na rastlay?p yolda
    büyükçobanlar köyü'nü solda
    ve k?z?lkilise'yi sa?da b?rak?p
    gider.

    dü?ündü birdenbire kayalardaki adam
    kaynaklar? ve yollar? dü?man elinde kalan bütün nehirleri.
    kim bilir onlar ne kadar büyük,
    ne kadar uzundular?
    birço?unun ad?n? bilmiyordu,
    yaln?z, yunan'dan önce ve seferberlik'ten evvel
    selim?ahlar çiftli?i'nde ?rgatl?k ederken manisa'da
    geçerdi gediz'in sular?n? ba?? dönerek.

    da?larda tek
    tek
    ate?ler yan?yordu.
    ve y?ld?zlar öyle ???lt?l?, öyle feraht?lar ki
    ?ayak kalpakl? adam
    nas?l ve ne zaman gelece?ini bilmeden
    güzel, rahat günlere inan?yordu
    ve gülen b?y?klar?yla duruyordu ki mavzerinin yan?nda,
    birdenbire be? ad?m sa??nda onu gördü.
    pa?alar onun arkas?ndayd?lar.
    o, saat? sordu.
    pa?alar : «üç,» dediler.
    sar???n bir kurda benziyordu.
    ve mavi gözleri çakmak çakmakt?.
    yürüdü uçurumun ba??na kadar,
    e?ildi, durdu.
    b?raksalar
    ince, uzun bacaklar? üstünde yaylanarak
    ve karanl?kta akan bir y?ld?z gibi kayarak
    kocatepe'den afyon ovas?'na atl?yacakt?.

    saat 3.30.

    halimur - ayval? hatt? üzerinde
    manga mevziindedir.

    izmirli ali onba??
    (kendisi tornac?d?r)
    karanl?kta gözyordam?yla
    sanki onlar? bir daha görmiyecekmi? gibi
    bakt? manga efrad?na birer birer :
    sa?da birinci nefer
    sar???nd?.
    ikinci esmer.
    üçüncü kekemeydi
    fakat bölükte
    yoktu onun üstüne ?ark? söyliyen.
    dördüncünün yine mutlak bulamaç istiyordu can?.
    be?inci, vuracakt? amcas?n? vuran?
    tezkere al?p urfa'ya girdi?i ak?am.
    alt?nc?,
    inan?lm?yacak kadar büyük ayakl? bir adam,
    memlekette topra??n? ve tek öküzünü
    iht?yar bir muhacir kar?s?na b?rakt??? için
    karde?leri onu mahkemeye verdiler
    ve bölükte arkada?lar?n?n yerine nöbete kalkt??? için
    ona «deli erzurumlu» derdiler.
    yedinci, mehmet o?lu osman'd?.
    çanakkale'de, inönü'nde, sakarya'da yaraland?
    ve gözünü k?rpmadan
    daha bir hayli yara alabilir,
    yine de dimdik ayakta kalabilir.
    sekizinci,
    ibrahim,
    korkm?yacakt? bu kadar
    bembeyaz di?leri böyle t?k?rday?p
    birbirine böyle vurmasalar.
    ve izmirli ali onba?? biliyordu ki :
    tav?an korktu?u için kaçmaz
    kaçt??? için korkar.

    saat 4.

    a?z?kara - sö?ütlüdere m?nt?kas?.
    on ikinci piyade f?rkas?.
    gözler karanl?kta, uzakta.
    eller yak?nda, makanizmalar üzerinde.
    herkes yerli yerinde.
    tabur imam?
    mevzideki biricik silâhs?z adam :
    ölülerin adam?,
    k?r?k bir sö?üt dal? dikerek k?bleye do?ru,
    durdu boyun büküp
    el kavu?turup
    sabah namaz?na.
    içi rahatt?r.
    cennet, ebedî bir istirahatt?r.
    ve yenilseler de, yenseler de âdây?,
    meydân? gazadan o kendi elleriyle verecektir
    cenâb? rabbülâlemîne ?ühedây?.

    saat 4.45.

    sand?kl? civar?.
    köyler.
    sark?k, siyah b?y?kl? süvari,
    ç?nar dibinde, beygirinin yan?nda duruyordu.
    çukurova beygiri
    kuyru?unu karanl??a vuruyordu :
    dizkapaklar?nda kan,
    kantarmas?nda köpük...
    ikinci süvari f?rkas?'ndan dördüncü bölük,
    atlar?, k?l?çlar? ve insanlar?yla havay? kokluyor.
    geride, köylerde bir horoz öttü.
    ve sark?k, siyah b?y?kl? süvari
    ellerinin tersiyle yüzünü örttü.
    kar?? da?lar ard?nda, dü?man elinde kalan
    bir ba?ka horoz vard?r :
    baltaibik, sütbeyaz bir denizli horozu.
    dü?manlar herhal onu çoktan kesip
    çorbas?n? yapm??lard?r...

    saat be?e on var.

    k?rk dakka sonra ?afak
    sökecek.
    «korkma sönmez bu ?afaklarda yüzen al sancak».
    t?naztepe'ye kar?? kömürtepe güneyinde,
    on be?inci piyade f?rkas?'ndan iki ihtiyat zabiti
    ve onlar?n genci, uzunu,
    darülmuallimin mezunu
    nurettin e?fak,
    mavzer tabancas?n?n emniyetiyle oyn?yarak
    konu?uyor :
    -bizim istiklâl mar??'nda aks?yan bir taraf var,
    bilmem ki, nas?l anlatsam,
    âkif, inanm?? adam,
    fakat onun, ben,
    inand?klar?n?n hepsine inanm?yorum.
    meselâ, bak?n :
    «gelecektir sana vaadetti?i günler hakk?n.»
    hay?r,
    gelecek günler için
    gökten âyet inmedi bize.
    onu biz, kendimiz
    vaadettik kendimize.
    bir ?ark? istiyorum
    zaferden sonras?na dair.
    «kim bilir belki yar?n...»

    saat be?e be? var.

    da?lar ayd?nlan?yor.
    bir yerlerde bir ?eyler yan?yor.
    gün a?ard? a?aracak.
    kokusu tütme?e ba?lad? :
    anadolu topra?? uyan?yor.
    ve bu anda, kalbi bir ?ahan gibi göklere sal?p
    ve p?r?lt?lar görüp
    ve çok uzak
    çok uzak bir yerlere ça??ran sesler duyarak
    bir müthi? ve mukaddes mâcereda,
    ön safta, en ön s?rada,
    ?ahlan?p ölesi geliyordu insan?n.

    topçu evvel mülâz?m? hasan'?n
    ya?? yirmi birdi.
    kumral ba??n? gökyüzüne çevirdi,
    kalkt? aya?a.
    bakt?, y?ld?zlar? a?aran muazzam karanl??a.
    ?imdi bir hamlede o kadar büyük,
    öyle ?öhretli i?ler yapmak istiyordu ki
    bütün ömrünü ve hât?ras?n?
    ve yedi buçukluk bataryas?n?
    a?lanacak kadar küçük buluyordu.

    yüzba?? sordu :
    - saat kaç?
    - be?.
    - yar?m saat sonra demek...

    98956 tüfek
    ve ?oför ahmet'in üç numrolu kamyonetinden
    yedi buçukluk ?nayderlere, on be?lik obüslere kadar,
    bütün âletleriyle
    ve vatan u?runda,
    yani, toprak ve hürriyet için ölebilmek kabiliyetleriyle
    birinci ve ikinci ordular
    bask?na haz?rd?lar.

    alaca karanl?kta, bir ç?nar dibinde,
    beygirinin yan?nda duran
    sark?k, siyah b?y?kl? süvari
    k?sa çizmeleriyle atlad? at?na.
    nurettin e?fak
    bakt? saat?na :
    - be? otuz...
    ve ba?lad? topçu ate?iyle
    ve fecirle birlikte büyük taarruz...

    sonra.
    sonra, dü?man?n müstahkem cepheleri dü?tü.
    bunlar :
    karahisar güneyinde 50
    ve do?usunda 20-30 kilometredeydiler.

    sonra.
    sonra, dü?man ordusu kuvâyi külliyesini ihâta ettik
    asl?hanlar civar?nda
    30 a?ustosa kadar.

    sonra.
    sonra, 30 a?ustosta dü?man kuvây? külliyesi imha ve esir olundu.
    esirler aras?nda general trikopis :
    alaturka sopa yemi? bir temiz
    ve s?rmalar? kopuk frenk u?a??...

    yaral? bir dü?man ölüsüne tak?ld? nurettin e?fak'?n aya??.
    nurettin dedi ki : «teselyal? çoban mihail,»
    nurettin dedi ki : «seni biz de?il,
    buraya gönderenler öldürdü seni...»

    sonra.
    sonra, 31 a?ustos günü
    ordular?m?z izmir'e do?ru yürürken
    serseri bir kur?unla vurulan
    deli erzurumluydu.
    devrildi.
    kürek kemikleri alt?nda topra?? duydu.
    bakt? yukar?,
    bakt? kar??ya.
    gözler hayretle yand?lar :
    önünde, s?rtüstü, yan yana yatan postallar?
    her seferkinden kocamand?lar.
    ve bu postallar daha bir hayli zaman
    üzerlerinden atlay?p geçen arkada?lar?n arkas?ndan
    seyredip güne?li gökyüzünü
    ihtiyar bir muhacir kar?s?n? dü?ündüler.
    sonra...
    sonra, sars?l?p ayr?ld?lar birbirlerinden
    ve deli erzurumlu ölürken kederinden
    yüzlerini topra?a döndüler...

    solda, ilerdeydi ali onba??.
    kan içindeydi yüzü gözü.
    bir süvari tak?m? geçti yan?ndan dörtnala.
    kaçan? kovalam?yordu yaln?z
    ula?mak da istiyordu bir yerlere
    ve sadece kahretmiyor
    yarat?yordu da.
    ve k?l?çlar?n,
    nallar?n,
    ellerin
    ve gözlerin p?r?lt?s?
    ardarda çakan ayd?nl?k bir bütündü.
    ali onba?? bir ?im?ek h?z?yla dü?ündü
    ve ?u türküyü duydu :
    «dörtnala gelip uzak asya'dan
    akdeniz'e bir k?srak ba?? gibi uzanan
    bu memleket bizim.

    bilekler kan içinde, di?ler kenetli, ayaklar ç?plak
    ve ipek bir hal?ya benziyen toprak,
    bu cehennem, bu cennet bizim.

    kapans?n el kap?lar?, bir daha aç?lmas?n,
    yok edin insan?n insana kullu?unu,
    bu dâvet bizim...

    ya?amak bir a?aç gibi tek ve hür
    ve bir orman gibi karde?çesine,
    bu hasret bizim...»>

    sonra.
    sonra, 9 eylülde izmir'e girdik
    ve kayserili bir nefer
    yanan ?ehrin k?z?lt?s? içinden gelip
    öfkeden, sevinçten, ümitten a?l?ya a?l?ya,
    güneyden kuzeye,
    do?udan bat?ya,
    türk halk?yla beraber
    seyretti izmir r?ht?m?ndan akdeniz'i.

    ve biz de burda bitirdik destan?m?z?.
    biliyoruz ki lây???nca olmad? bu kitap,
    türk halk? ba???las?n bizi,
    onlar ki toprakta kar?nca,
    suda bal?k,
    havada ku? kadar
    çokturlar;
    korkak,
    cesur,
    câhil,
    hakîm
    ve çocukturlar
    ve kahreden
    yaratan ki onlard?r,
    kitab?m?zda yaln?z onlar?n mâcerelar? vard?r...

    naz?m hikmet

    ***
    (11/5/2007 22:28 ~ 11/05/2007 22:38, zup zup zincap havucu)

  7. bir deli*nin zırvalarına alet ettiği ulvi hareketin adı.
    (5/12/2007 09:47 ~ 05/12/2007 14:32, yoroz)

doremusic yamaha

Yamaha Türkiye Distribütorü
doremusic