cep telefonlarina kadar dusmus ve bi cok kisinin sadece filmi bu melodiyle filmi tanimistir. televizyonlarda da serit reklamlarda "kill bill islik melodisi" olarak verilmektedir.
keske buyuk usta bu filmi hic cevirmeseydi, keske herkesin diline kendi adini dusurmeseydi, keske korsan cd'ci abiler uzaktan gil bil geldi diye bagirmasaydi, keske pulp fiction,reservoir dogs,four rooms,jackie brown gibi filmleriyle bizleri basbasa biraksaydi arada sirada da kankasi robert rodriguez'in filmlerinde gozukseydi. simdi isin yoksa yeni bagimsiz bir yonetmen bul onu takip et. neyse hollywood ve populer kultur meraklilarina hayirli olsun,bizlere gecmis olsun.
tarantino nun saheseri mukemmel bir film harika, derken bile hala tam olarak onun ne anlatmak istedigine vakif olamadigimiz film.ama klise piyasa isi amerikan filmlerinin cok ustunde,guzel bir film.
erisilemez, kapanir, bir sey olur dusuncesiyle ne olur ne olmaz buraya da kopyalayalim;
quentine tarantino iki filmle 'taratinovari' olarak adlandirilan kendine has bir tarz olusturarak, 90'li yillarda holywood sinemasina degisik bir soluk getirdi. rezervuar kopekleri (reservoir dogs, 1992) ve ucuz roman (pulp fiction,1994) ile amerikan sinema tarihinde mustesna bir yer edinirken, kendinden sonraki bircok filmi etkileyen, ozgunlugunu taklitten alan yeni bir sinema estetigi belirledi. bu estetik kisaca (1) suc dunyasi uzerine bir anlati olmasi, (2) en genis anlamiyla anti-kahraman olarak tanimlanabilecek karakterler yaratmasi (3) grafik siddetin yogun ve dolaysiz olarak kullanilmasi (4) anlatinin birbirinden farkli film turlerine ve sinema tarihinde farkli kategorilerde degerlendirilen filmlere gondermelerle dolu olmasi, (5) farkli donemlere ait populer kultur ozelliklerinin mekanlarda, kostumlerde ve muziklerde yogun olarak kullanilmasiyla bir cesit populer kultur arkeolojisinin yapilmasi (6) uzun ve 'zekice' yazilmis diyaloglarin kullanilmasi olarak tanimlanabilir.
Ãlk iki filminde neredeyse eksiksiz bir sekilde bu alti karakteristigin varligini tespit edebiliriz. icuncu film jackie brown (1997) ise ozellikle yonetmenin hayranlari tarafindan hayal kirikligi ile karsilansa da yine de tarantinovari estetigi butunuyle tasiyan bir filmdi. belki de hayranlari dus kirikligina ugratan, onceki iki filmin aksine bu filmde, hikayenin bir kadin uzerine kurulmus olmasiydi. iunku tarantino erkeklerin suc dunyasini resmeden bir yonetmen olarak taninma egilimindeydi. onun filminde kadinlar, garson kizlar, sokakta kazayla vurulan kurbanlar, suclu erkeklerin kiz arkadaslari olarak temsil edilmekteydi. jackie brown da ise filmin isminden oyuncu secimine filmin anlati yapisina kadar butun surecte "guclu kadin" temsilinin belirtileri son derece belirgindi. filme ismini veren pam grier siyahi istismar (blaxploitation) filmleriyle 70'li yillarin b filmleri aleminde un yapmis, 'foxy' (kurnaz) lakapli karakterler canlandiran bir aktristti. filmdeki erkek karakterlerin tumu karikaturize edilmis ve filmin sonu itibariyle jackie'yi seven, ama daha onemlisi ona saygi duyan bir erkek karakter disindaki suclu/polis, katil/masum tum erkeklerin yenilgisiyle sona eriyordu. jackie'nin kendisine hayranlik duyan adama da yar olmadigini belirtelim.
film hakkindaki yorumlarin bir kismi garipti. garipti cunku 'bir kisim' elestirmen, kucuk quentine'in hayatinda evin reisi konumundaki annesinin buyuk bir etkisi oldugundan hareketle, filmi 'anneye karsi bir saygi durusu' olarak yorumladilar. bu sakat psikanalitik yorum, sanki tarantino'nun filminin merkezine bir kadini, ustelik akilli, kurnaz ve kendi hayatina sahip cikan bir kadini yerlestirmesindeki saskinligi biraz olsun aciklayabilmek amacindaydi. erkekleri kutsayan yonetmenin bir anlik zaafini aciklama cabasi! bill'i ildur (kill bill, 2004) gosterime girdiginde, herhalde tarantino'nun her aksam onu sopalayan bir ablasi olmadigindan olsa gerek, bu tur yorumlarin arkasi kesildi.
bill'i ildur'un tam anlamiyla tarantinovari bir film olarak tanimlanabilir. suc, anti-kahramanlar, grafik siddet, farkli turlere gondermeler, populer kultur ve 'muhtesem' diyaloglar. bu ozelliklerin her birinden hareketle film uzerine bircok sey soylenebilir. anime, uzakdogu dovus filmleri ve westernlerin filmin anlati yapisi ve sanat yonetimi uzerindeki etkileri sahne sahne degerlendirilebilir. filmde kullanilan muziklerden yola cikarak anlatidaki farkli acilimlar gozler onune serilebilir. filmlerdeki abartili siddetin gosterimi, japon manga kulturu ve hong kong dovus filmleri uzerinden degerlendirilebilir ya da filmdeki gorsel referanslarin tumunu ele alan uzun bir yazi hatta bir kitap yazilabilir vs. ancak bu yazida doksanli yillarda holywood filmlerindeki kadin temsillerindeki degisim ekseninde, bill'i ildur filminde yogun olarak bulunan kadin karakterler -ozellikle bas karakter incelenecek; filmin "guclu kadin" temsilleri uzerinde yurutulen tartismalara ne gibi acilimlar getirebilecegini arastirilacaktir. film gosterime iki bolum halinde girdi. yazida bir butun olarak ele alinacaktir.
bill'i ildur filmini kadin temsilleri acisindan izlemeye baslarken sanirim ilk adim yonetmenin, "bu bir vahsi surtuk filmi (brutal bitch movie)dir," tanimlamasi uzerine dusunmek olacaktir. bu filmler en basit tanimiyla silahli, guzel ve ciplak kadinlarin ortalikta dolastigi heteroseksuel erkek fantazilerini tatmin etmeye yonelmis anlatilardir. tarantino ne dusunuyordu bilemeyiz ama bill'i ildur'un bu tur bir anlatidan yola cikarak, bu tur anlati yapilarinin oturdugu zemini cokerten bir film yaptigini soyleyebiliriz. bu cokusun sebebi vahsi surtuk filmlerindekinin aksine bu filmdeki kadin karakterlerin yuzeysellikten uzak, gecmis tecrubeleriyle geleceklerine yon veren katmanli ve saglam motivasyona sahip olmasidir. karakterlerin psikolojik derinligi, onlari bir seyir nesnesi olarak gormemizi engeller. kadini ete indirgeyen erkek bakisi bu duzeyde islemez. iunku bakis ile nesne arasina duygulanim girmistir. filmin izlegi bu duygulanimi takip eder, yani kin ve intikami.
gelin karakterinin film boyunca yolculugunu bir kin ve intikam seruveni olarak okuyabiliriz. bu noktada kime karsi kim, neye karsi intikam sorularini sorabiliriz. konuyu kisaca hatirlarsak; beatrix kiddo (uma thurman ) nami diger kara mamba, liderligini bill'in yaptigi ilumcul engerek suikast timi (iest) adli bir suc teskilatinin uyesidir. ayni zamanda bill'in comezi, sevgilisi ve en guvenilir adami oldugundan birdenbire ortadan kaybolmasi uzerine bill ve adamlari onun pesine duserler. bir sure sonra teksas el paso'daki kucuk bir kilisede bir dugun provasinda izini bulurlar. gelin beatrix'tir ve beatrix hamiledir. iest kilisedeki herkesi oldurur. bill, beatrix'in kafasina bir kursun sikar. dort yil sonra beatrix girdigi komadan cikar ve intikamini almak icin bir olum listesi hazirlar. listede iest'nin uyeleri bulunmaktadir. nihai hedef ise bill'dir. eger anlatiyi bir kadinin bir erkegin mutlak bir tahakkumunden kacarak kendine baska bir yasam (bu yasam karninda bebegiyle yapayalniz olmasinin zorunlu bir sonucu olarak baska bir erkegin, nispeten daha zayif tahakkumune girmek icin bile olsa) kurma girisiminin siddetle cezalandirilmasi olarak gorursek, intikam tahakkumu kuran erkegin ve onun yardakcilarinin cezalandirilmasidir.
bill'i ildur bu anlamda ataerkil bir duzenden intikam alma surecidir. beatrix'in eski hayati ki bu hayatta ismi kara mamba'dir, bu tahakkumle oylesine cevrelenmistir ki, tanidigi herkes tahakkumun basindaki bill ile iliskilidir. filmde tahakkum samuraylarin usta/comez iliskisiyle pekistirilir. bilindigi gibi samuraylar bir genci yanlarina alarak yetistirir. genc comezligi kabul ettigi andan itibaren samuraya mutlak itaat etmeyi de kabul etmistir. beatrix bill'in comezidir. ancak aralarindaki iliski beatrix'in hayatinin butun alanlarina nufuz etmistir. beatrix'in eski hayatina yaptigi yolculukta (bu bir cesit yuvaya donustur ayni zamanda) karsisina cikan herkesin hayatinda bill onemli bir figurdur. "bill'i ildur"mek bu karakterlerin hepsiyle yuzlesmek anlamini tasir. beatrix'in intikami onu kolelestiren bir duzenden ozgurlesmesinin tek yoludur. eger o bill'i oldurmezse, bill onu tekrar kolelestirecek ya da oldurecektir.
boylece intikam yolculugu baslar. burada filmin kurgusunu degil beatrix'in elindeki olum listesini takip ederek karakterler cercevesinde olayi yeniden okumaya calisalim. beatrix ilk olarak kendine guclu bir silah (erkeklere karsi guclu bir fallik imge) arayisina girer. dunya uzerindeki en olumcul silahi, bir hattori hanzo kilicina sahip olmak ister. hattori hanzo (sonny chiba) once ona boyle bir kilic yapmayi istemez. ancak soz konusu dusmanin bill oldugunu ogrendiginde (ki burada bill erkekligin temsil eden herseydir) ozene bezene yapar kilici. burada bir parantez acalim: hanzo bir kilic ustasidir. fallik imgenin yaraticisi ve uygulayicisidir. ancak uzun sure once bu tahakkum aracini yapmayi birakmistir. erkek egemen duzenden elini etegini cekmis, ciragiyla birlikte sakin ve dis dunyadan soyutlanmis bir hayata cekilmistir. bu anlamda hanzo'nun macolugu terk ederek daha ilimli bir cinsel role gectigi soylenebilir. ataerkil duzende usta-comez iliskisinin son derece hiyerarsik bir duzlemde oldugunu dusunursek; hanzo ile comezinin iliskisinin ise pembe dizi seyretmek, susi hazirlamak ve cay demlemek gibi tipki kari-koca dalasini andiran tartismalari barindirdigini tespit edersek (filmde daha sonra sahit olacagimiz uzere ozellikle uzak dogu'da usta-comez iliskisi itaatsizlik barindiran tartismalari dislar); hanzo'nun gay oldugunu ve comezini esi (partner) olarak gordugunu ileri surebiliriz.
beatrix kilici elde ettikten sonra listedeki bir numaraya yonelir. o-ren ishii (lucy lui ) nam-i diger pamuk agiz (cottonmouth), uzak dogu/amerikan melezi bir kadindir. o-ren'in hayat hikayesini ogrenirken bircok yan karakterle anlatinin katmanlastigini goruruz. o-ren henuz 11 yasindayken mafya uyeleri evlerini basar ve babasini oldurur. o-ren yatagin altina saklanmistir. mafya patronu annesini yatakta sikistirir ve kilicini karnina saplar (tecavuz). kilic annesinin bedenini ve yatagi deler, o-ren'e kadar ulasir (anne karnindaki cocugun masumiyetini yitirisi). annesinin kani o-ren'in yuzune damlar (kadin olma sureci). kilic apacik bir fallik imgedir. erkek tahakumunun simgesidir ve kucuk bir kiz cocugunun kadin olarak erkek tahakkumune girisinin trajik bir metaforudur. o-ren intikamini, subyanci mafya babasini yatakta tipki annesini oldurdugu gibi karnindan bicaklayarak alir. kendisine sunulan rolu kabul etmemekte; tahakkumu reddetmektedir. kilica sahip olarak erkekler dunyasinda iktidar kurmak niyetindedir. ardindan nikita'ya (1990) acik bir gondermeyle bir catida goruruz o-ren'i. uzun namlulu (kilicin mekanize hali) bir tufekle yine bir erkegi hedef alir. son imge mafya toplantisinda kimligini sorgulayan bir yakuzanin basini yine bir kilicla kesmesidir. artik tahakkum altindaki degil, tahakkum edendir. o-ren'in hikayesi intikam ekseninde kadinin erkek egemenligine karsi baskaldirisi ve basarisidir. ancak bu basari oyunun kurallari icinde bir basaridir. o-ren artik patrondur ancak bunun bedeli kadinsiligin terk etmek zorunda kalir. nitekim erkek bakisina karsi hicbir kadinsi cekiciligi yoktur. sadece erkek karsisindaki boyun eger konumundan degil, butun kadin rollerinden feragat etmistir. kiyafetleri, hal ve hareketleri en yakin yardimcisi olan vamp sofie (sofie fatale) ile iliskisi lezbiyen cagrisimlar barindirir.
bu noktada hikayeye o-ren'in iilgin 88 (crazy 88) adli suc orgutunun en onemli uyelerinden olan go go yubari (chiaki kuriyama) girer. kucuk bir kizdir go go ama erkeklere karsi tukenmez bir kinle dogmus gibidir. liseli uniformasi icinde cocuk pornografisinin fetis objesi olarak gorunur. bir arzu nesnesi ancak kendisini arzulayanlar icin bir olum makinesidir. daha bastan "benimle yatmak ister misin?" sorusu karsisinda yelkenleri indiren erkegi karnindan deserek erkek egemenligine karsi ne buyuk bir tehdit oldugunu gostermistir. go go yubari, beatrix'in o-ren'e ulasmak icin asmasi gereken en tehlikeli engeldir. iunku daha dogustan erkek egemenligine karsi zaferini ilan etmistir. nefretinin sebebini bilemeyiz ancak bunun guclu bir ozgurluk istencinden kaynaklanabilecegini soyleyebiliriz. zaten tam da bu yuzden 'deli' olarak nitelendirilir. beatrix'in onunde ise daha gidecegi cok yol, yiyecegi cok ekmek vardir. bu yuzden hattari hanzo kilici go go yubari'nin karsisinda bir ise yaramaz. iunku go go filmdeki en "guclu kadin" olarak bu fallik imgeye karsi butunuyle korunaklidir. go go'da eksik olan tek seyin anne olmanin ve cocugunun intikamini alma azmi sayesinde zor da olsa onunla basa cikar. bu noktada bu yazinin ilk bolumunde (kic tekmeleyen kadinlar vol.1) ele aldigimiz "guclu kadin" temsillerini motive eden olgular cercevesinde, beatrix'i "ailesine yonelik bir tehdit karsisinda kaplan kesilen disi" modeli kapsaminda cozumleyebiliriz. eger beatrix'in karnindaki bebegi oldurulmeseydi, bill'in pesine duser miydi? bu sorunun cevabi filmin sonunda verilir. ancak o noktada erkek egemenligine karsi savasinin da sonuna gelmis ve bir anlam da bilinclenmistir. dolayisiyla o asamada duygularina gore karar vermez, yaptigi secim tam anlamiyla siyasidir.
beatrix, kendine gore cok ust bir asamada bulunan (erkek egemenligine karsi koyarak kendini kanitlamis) o-ren'e ulasmak icin bircok erkegi oldurmek zorundadir. bunu da basarir. (hatta henuz "erkek olma" yolunda ilk adimlarini atan bir oglan cocugunun kilicini keserek sembolik olarak hadim eder ve kicini pataklayarak evine gonderir.) erkeklerle isi bittiginde onlara soyle seslenir: "artik gidebilirsiniz. ancak kopardigim organlariniz burada kalacak. onlara artik bana ait." erkeklerin geride biraktiklari organlari tahakkumun araclaridir.
o-ren ilk once beatrix'i kucumser. kucumsemesinin sebebi onu dovus yeteneklerinden suphe etmesi degil ancak kendisinin sahip oldugu erkeksi irade karsisindaki gucsuzlugudur. o-ren iktidardir: patron, efendi, sahip olandir. beatrix ise bill'in comezi ve eski sevgilisidir. zayiftir ve tahakkum karsisinda boyun egmeye mahkumdur. bu yuzden o-ren once kilicini gostermez. bir bicakla (gucunun sadece kucuk bir parcasi) meydan okur. beatrix'in elindeki kilicin bir hattori hanzo olduguna inanmaz. iunku hattori hanzo ancak bir erkegin sahip olabilecegi bir silahtir. ve mucadele baslar:
dovus iki samurayin eski japon geleneklerine gore yaptigi bir duelloyu animsatir. duellonun silahlari erkek iktidarinin simgesi (fallik obje) kiliclardir. o-ren beatrix'i yaralar. bu onu daha da kucumsemesine yol acar. ancak beatrix'in direnci ve meydan okuyusu karsisinda duraksar. karsisindaki guc belki erkek iktidarindan gelmiyordur ama onunla basa cikacak dirayeti gosteriyordur. kendisine yabanci olan bu guc (acikca kadinsi bir guctur) karsisinda sasirir. aldigi ilk yarada beyaz kimonosunu lekeleyerek bacagindan sizan kan annesinin olumu sirasinda yuzune damlayan kani hatirlatir. bu kani gordugunde kucumsedigi beatrix'ten ozur diler. iunku artik kendisine es bir iradeyle karsi karsiya oldugunu kabullenmistir. hatta bu iradenin kaynaginin erkek iktidarindan gelmedigini, kadina ait bir guc oldugunu anlamsi yenilgiyi kabullenmesine sebep olur. artik geriye sadece olumcul darbeyle birlikte onurlu bir sekilde olmek kalmistir. beatrix ile o-ren'i birbirine baglayan, erkeklere ozgu enstrumanlar/silahlar kusanarak varolmaya calisan kadinlar arasindaki bir hesaplasmadir.
o-ren'in olumu, beatrix'in yolculugunda bir donum noktasini olusturur. artik tek motivasyonu intikam degildir. tahakkumden ozgurlesmesi varolusuyla ozdeslesir. ancak henuz isin basindadir.
listedeki ikinci isim vernita green (vivica a. fox), nam-i diger bakir yilani (copperhead) adli siyahi bir kadindir. beatrix komadayken, iest'ten ayrilmis, evlenmis ve cocuk sahibi olmustur. orta sinif bir baliyode huzur icinde yasamaktadir. ve gelin (beatrix) gelir. bu kez duello icin orta sinif amerikan hayatinin merkezi; sicak, guvenli, huzur dolu bir ev (yuva) secilmistir. dovus sirasinda evin her bir esyasi kirip dokulur (sanki dayak yiyen evdir). ancak duello bir an icin yarida kesilir. vernita'nin kucuk kizi okuldan gelmistir. vernita, durumu idare edip, kizini odasina gonderdikten sonra kizinin yuzu suyu hurmetine beatrix'ten af diler. ancak beatrix kana kan ister ve kizinin gozleri onunde vernita'yi sisler. beatrix'in vernita'yi oldurmesi filmin hemen basinda gosterilir. belli ki bu sahne hareketli bir giris icin tercih edilmistir. ancak olum listesinde vernita neden o-ren'den sonra gelmektedir? ilum listesinindeki siralamanin mantigini ileriki bir paragrafa birakarak vernita'nin olumunun beatrix icin ne anlama geldigi uzerine dusunelim.
listedeki ucuncu isim bill'in kardesi budd (michael madsen ) nam-i diger sidewinder'dir. filmdeki butun erkek karakterler gibi budd'da dunyadan elini ayagini cekmis, bir cesit inzivaya cekilmistir. el paso'nun issiz bir kosesinde bir karavanda yasamakta, bir barda guvenlikci olarak calismaktadir. budd ezilmis bir erkektir. iest yillarinda hukmeden bir katilken, simdi yoksul, patron baskisi altinda bunalan, barda calisan garson kizlar tarafindan tuvalet temizletilen biri olmustur. bir cesit sucluluk psikozu icinde hayattan umudunu kesmis, melankolik bir sekilde olumu beklemektedir. ancak beatrix'e tuzak kurar ve onu alt eder. bu durum ayni zamanda dusmus bir erkek olarak duelloya layik olmadigini gosterir. ilumu iest'nin bir diger uyesi olan elle driver'in elinden olur. bir yilan tarafindan isirilir ve onursuzca (bir samuraya yakismayan bicimde) yerde kivranarak olur.
burada bud'un beatrix'i tuzaga dusurerek, canli canli topraga gommesi uzerine dusunelim. bud, beatrix'in intikam (ozgurlesme) yolculugunda karsisina cikan ilk eril rakiptir. karsilikli bir duello'yu degil, tuzak kurmayi tercih etmistir. bu anlamda diger kadin rakiplerden daha gucsuz olmasina ragmen kallesligi ile beatrix'i avlar. istelik onun icin serefli bir olum yerine onu canli canli gommeyi tercih ederek asagilar. beatrix erkeklerin dunyasinda hayatta kalabilmenin cesurca kendini ortaya koymayla, yuzlesmeyle, karsi cikisla, meydan okumayla mumkun olmadigini ogrenir. bu dunyada erkeklerin en buyuk gucu cesaret degil tuzaktir.
beatrix'in topragin altindan cikisi yeniden dogusunu simgeler. bu yeniden dogus intikam macerasindaki yeni bir donemec olarak beatrix'in onemli bir seyin farkina varmasiyla mumkun olabilmektedir. bu hocasi pei mai'in (gordon liu) daha ilk derste ogrettigi iradedir. tahtaya yumruk atarken tahtadan degil tahtanin ondan korkmasidir bu irade. kendi icindeki gucun farkinda olma hali.
pei mai anlati icinde kurulu tahakkumun zirvesindedir. bill'in hocasidir ve iest'nin butun uyeleri onun kati disiplininde bileylenerek yetisir. egitim yenilmez savascilar olabilmeleri icin gereklidir. ancak baska bir islev daha ustlenir. bill tipki cocugunu okula birakir gibi teslim eder beatrix'i pei mai'nin tapinagina. burada boyun egmeyi, burnu buyuklukten, kendini begenmislikten arinmayi, sorgusuz sualsiz itaati ogrenecektir. boylece bill icin mukemmel bir es olabilecektir. daha ilk derste pei mai beklentisini aciyla ogretir.
yeniden dirilen beatrix bud ile hesaplasmak icin karavana doner. ancak asil karsilasma elle driver (darly hannah) nam-i diger kaliforniya dag yilani (california mountain snake) ile beatrix arasinda olacaktir. elle tam anlamiyla beatrix'in aynadaki yansimasidir. sarisindir, alimli ve cekicidir ve en onemlisi olumculdur. beatrix'in iest'ten ayrilmasindan sonra bill'in en has comezi, sevgilisi olmak niyetindedir. ancak beatrix yasadikca bunun mumkun olmayacagini bildiginden onun olmesini en cok isteyendir. ancak bill elle'in bu rol icin uygun olmadigini dusunmektedir. iunku elle'in egitimi basarisizlikla sonuclanmistir. ukalaligi yuzunden pei mai tarafindan bir gozu cikarilarak cezalandirilan elle, ustasini zehirleyerek intikamini almistir. Ãtaat etmemistir, baskaldirmistir, yeterince guvenilir ve sadik degildir. beatrix'in yerini dolduramayacaktir. beatrix komadayken hastaneye gelerek onu kolayca oldurebilecekken bill tarafindan engellenmesi tam da bu yuzdendir.
elle ve beatrix arasindaki duello cetin ve kanli gecer. bu duello beatrix icin gecmisteki kendisiyle karsilasmaktir bir anlamda. kendisiyle dovusur ve onu kor eder.
beatrix listedeki son isim olan bill'e ulasmak icin bill'in babasini ziyaret eder. bill'in babasi baska bir tahakkum alaninda yer tutmustur. kendisi eski bir genelev isletmecisidir. ("eger gencken karsilassaydik, benim bir numarali kadinim olurdun," der beatrix'e) baba bill'in yerini soyler. bill bulunmak istiyordur cunku elindeki 'silah'larla beatrix'in intikam atesini sondurebilecegini dusunuyordur. beatrix bill'i buldugunda duygusal bir sok gecirir. kizi olmemis, bill (babasi) tarafindan buyutulmustur. boylece intikam yolculugunun temel motivasyonu yara alir. bu noktada beatrix'in bir secim yapmasi gerekmektedir. eger beatrix bill'i oldurmekten vazgecerse, kizi ve sevdigi adam ile birlikte kolay bir yasam kurabilecektir. ancak bu butun yolculugun bosa yapilmis oldugu anlamina gelecektir. bill'in tahakkumu altinda 'mutlu' bir hayat ugruna mi bu kadar eziyet cekmis, onca kan dokmustur? bill'i oldururse yolculugu devam edecek, kizi ile birlikte zorlu bir yasam kurmak zorunda kalacaktir. iocugunun babasi beatrix'den tahakkumu kabul etmesini ister. bunu yaparken de en zayif noktasindan vurur onu. bir kadinin tahakkum altina girmeye ikna eden en guclu sebepleri gosterir: sevgi, sefkat, guven vaadi. beatrix'i sevmektedir. terkedilmenin verdigi hayal kirikligiyla onu basindan vurdugu anda en 'mazosistik' haliyle buyuk bir aci cekmis, tepkisinin siddetiyle ona olan askinin buyuklugunu gostermistir. iimdi herseyi gecmise gomerek bir aile kurmanin vaktidir. beatrix kilicini bill'e vermelidir.
beatrix bill'i oldurerek anlatinin sadece intikam uzerine kurulu olmadigini isaret eder. ancak bu sayede film butunuyle bir kadinin ozgurluk istencinin, erkek egemen bir toplumda tahakkumden kurtulma savasinin disa vurumu olarak okunabilir. eger olum listesini tekrar gozden gecirirsek:
o-ren ile duellosu, erkek egemenligi icinde oyunu kurallarina gore oynayarak (kadinsiligini feda etmek ugruna) efendi konumuna gelen bir kadina karsi kendini kanitlama cabasidir. yolculugun daha ilk duraginda bu yolculugu yapmaya kadir oldugunu gostermelidir.
vernita ile duellosu, kendine sunulan (ve bir an icin kabullendigi) ideal hayat (guvenli yuva) ile baglarini koparmasidir. huzurlu ev, sevgi ve sefkat dolu bir hayat zaten bir katil (bill ona 'natural born killer " der. dogustan katil olmak burada tasidigi ozgurluk potansiyelini isaret eder) olarak dogan beatrix'in dogasina uygun degildir. ancak bunu kendine gostermesi gerekmektedir.
elle ile duellosu, eski hayatiyla olan hesaplasmasidir. bir anlamda kendisinin acik bir yansimasi olan kadini kor ederek, artik baska biri oldugunu ispat eder.
bill ile duellosunda (ki en kisa surenidir) sevdigi adami, cocugunun babasini oldurerek, onu tahakkum altina alan sevgi, sefkat ve guven ugruna ozgurlugunu feda etmeyi reddeder..
yolculuk sona erdiginde bir otel banyosunda yerde yatan beatrix sinir krizi gecirir (kimse ozgurlugun mutluluk getirdigini soylemedi). kizi televizyon seyrederken o banyoda hem gulmektedir hem aglamaktadir. kizina kavusmustur, intikamini almistir, daha onemlisi artik kimse hayati, bedeni, ve gelecegi uzerinde hak iddia edemez (kilici hala yanindadir). ancak ozgurlugun bedeli, en sevdigi arkadaslarinin ve asik oldugu adamin olumu olmustur. sevdikleri ayni zamanda onun erkek egemenliginin tahakkumu altindaki yasamini olusturan, onu o yasama baglayan unsurlardir. bill karakterinin beatrix'in hayatinda nasil konumlandigina bakarsak bu daha iyi anlasilir. incelikle bill erkegidir (ev hayati: koca, es, sevgili). bill isverenidir (is hayati: patron). bill ustasidir (egitim hayati: hoca, ogretmen). son olarak bill babasidir (bill ona her zaman kiddo/iocuk diye hitap eder. beatrix evlenmek uzere oldugu adama bill'i babasi olarak tanitir). bill'i ve onunla ona ulasmak, onunla yuzlesmeye hazirlanmak icin iliskili kisileri oldurmek, beatrix'i butun bu verili toplumsal rollerden ozgurlestirmistir.
bu anlamda tarantino'nun dedigi gibi bu film vahsi surtuk filmidir. iunku beatrix toplumun verili kurallarina, ataerkilligin yasalarina sorgusuz bas egmedigi icin bir vahsidir. erkek soyleminde 'surtuk' erkegin istegini yerine getirmeyen, basina buyruk, namus ahlak tanimayan kadinlar icin kullanilir. bu kavram tipki 'katil' gibi icinde pozitif anlamda bir ozgurluk istenci tasir. surtuk uyum saglamaz, kendisine dayatilani kabullenmez, erkegin siddeti karsisinda pisip kalmaz. Ãste bu anlamda beatrix vahsi bir surtuktur.
uma thurman'in "bu film bildik bir konuya dayaniyor. bir kisi kendisine yapilan haksizligin acisiyla olumden hayata donuyor, intikamini almak icin daha guclu daha gozukara bir ruh haliyle korkusuzca savasmaya basliyor. tek fark ise bu kisinin 'sizin' tipik erkeklerinizden biri degil, bir kadin olmasi." derken yanildigi iddia edilebilir. iunku karakterin tipik bir erkek degil bir kadin olmasinin yarattigi o 'tek fark' filmi bir intikam filminden bir ozgurluk mucadelesine ceviriyor. bu tek fark statu quo'yu, varolan ataerkil kurallar butununu yapi-bozumuna ugratarak karakteri kadinin ozgurluk istencinin bir disa vurumu ve bedeli ne olursa olsun bu istencin sonuna kadar pesinden giden ilerici bir rol modele donusturuyor. eger karakter bir erkek olsaydi bunlarin tam tersini soylemek durumunda kalacaktik.
holywood'da 'guclu kadin' temsillerinin degisimini izlerken bill'i ildur onemli bir yere oturuyor. iunku bu bir kadinin yonetmenligini yaptigi "toplumun kanayan yaralarina" parmak basan bir film degildir. iunku bu bir yonetmenin yaptigi bir vahsi surtuk filmidir. kadinin kamusal alandan dislanmisligi, kapatilmisligini, erkek karsisindaki edilgenligini dert edinen bir film degildir. erkegin mali olarak gordugu bedene yaptigi buyuk bir kotulukle (evlilik provasi sirasinda hamile bir kadinin beynine bir kursun sikilmasi) fitili ateslenmis bir intikamin oykusudur. kadinin erkegin curetkarligi karsisinda (bill'in olayi tek ciklama bicimi "fazla tepki gostermis olabilirim," olur) silkinisi ve ona haddini bildirmesidir (beynini dagitmaya niyetlenen adamin kalbini parcalar). bu tavirla kadin, erkek siddetine maruz kalan digerlerine bir yol gosterir: sana vuran adam karsisinda korkma! sen daha siddetli vur. elbette simgesel bir mesajdir bu ama erkegin iktidarini temellendirdigi kadin uzerindeki en belirgin ustunlugunun, fiziksel ustunlugunun ne kadar kirilgan oldugunu gosterir.
bu anlamda beatrix karekterinin holywood filmlerinde kadin temsilleri acisindan farkli bir rol model oldugu soylenebilir. erkek egemen duzende verdigi varolma mucadelesi sirasinda erkeklerin araclarini kullanir . vernita'ya "ben de eksik olan acima, merhamet ve affedicilik; mantik degil," der. ancak bu o-ren gibi erkeklesmesini zorunlu kilmaz. feminendir, annedir, belki serttir ancak yumusayabilir. kadinsiligi erkek bakisi tarafindan nesnelestirilebilir. ancak o hayal edilemez, ulasilamaz, tehlikeli ve biricik bir nesne olabilir. ite yandan kac erkek beatrix'in intikam atesiyle verdigi kanli ozgurluk mucadelesinden, zorluklar karsisindaki kararliligindan, olume karsi inadindan kendini soyutlayarak dikkatini uma thurman'in guzel bedenine verebilmistir?
"revenge is a dish best seved cold" (intikam soguk yenen bir yemektir) seklinde bir slogani olan
quentin tarantino nun yaslandikca manyaklastigini gosteren film..
pek cok insan tarafindan "ne lan bu film? poh gibi olmus,cok sacma" nidalariyla elestirilen film hakkinda quentin abimiz sunu soylemektedir:
-bana ne lan!gelmesin serefsizler.bi de onlarla mi ugrasacam.baslarim entel kuntel dusunenlere!ben kendi fantezilerimi anlattim kardesim.izlemek isteyen izler,istemeyen titanic e gider.ayar etmeyin adami!nerede lan benim nancakum?!
film türkiyede 150 200 bin kadar dü?ük ra?bet görsede soundtrack i tüm dillere pelesenk olmu?tur..ayr?ca polifonik melodi olarak edilen kar?n filmin izleniminden edilen kardan fazla oldu?u da konu?uluyor
ne kadar güzel olsa da tarantinoya yak??t?ramad???m filimdir. ?öyle ki; bir tarantino hastas? olarak tarantino ne çekse izlerim**, bu filmin serisini de izledim fakat gerek tarantino'nun eski yönetti?i filmler olsun gerekse yap?m?nda ya da oyuncu kadrosunda rol ald??? herhangi bir film olsun k?yaslad???mda, kill bill için tarantino filmi demek biraz tuhaf geliyor dile. di?erlerindeki kurgu, zamanda gidi? geli?ler aras?ndaki ba?lant?, görüntülerdeki de?i?ik kamera aç?lar? hiçbiri yoktu bu filmde, daha do?rusu vard? ama di?erleriyle boy ölçü?ebilecek seviyede de?ildi kesinlikle. müzikler yak??m??t?, onlar tam tarantino tarz?yd?. beni hayal k?r?kl???na u?ratm?? bir filmdir. ?u var ki piyasada gösterilen birçok filmden daha iyidir ama yine de di?er quentin'in** di?er filmleri ile k?yaslan?nca büyük bi hüsran vard?r arta kalan.