hazreti ali nedir ?
-
ilk muslumanlardan biridir. peygamberimiz hz muhammed in hem yegeni hem de damadidir. ayrica 4 halifeden de sonuncusudur..
-
gelmi? geçmi? en karizmatik arap
-
?iiler ve aleviler için çok önemli bir insan.
-
hz. muhammed'in amcasının oğlu ve damadıdır. 4. halifedir.
(12/5/2006 12:19 ~ 29/04/2006 10:52, yoroz)
-
yaln?zca aleviler ve ?iiler için de?il, sunniler için de çok önemli bir insan olan ashab'?n büyüklerinden.
-
abart? aleviler der ki: "peygamberlik geldi?inde hz.ali uyuyordu, muhammed peygamberli?i kapt?"
-
peygamberin bir cok hadisinde kendisinden sonra gosterdigi en yakini ve en sevdiklerindendir. iraktaki bazi eski ve sapkin inanislarda kendisi peygamber olarak gorulur ve cebrailin hata sonucu hz muhammede geldigi soylenir. bu soylem de zaman zaman yapilan bir cok karalama kampanyasi icinde alevilere ithaf edilmeye calisilir.
-
allah?n aslan? olarak da adland?r?lan büyük islam sava?c?s? hz. ali ' nin k?l?c? topkap? ' da sergilenmektedir.gördü?üm kadar?yla da di?er halifelerin k?l?çlar?n?n toplam? kadar falan bir büyüklü?e sahip.lütfen din konusunda ön yarg?l? yakla?mayal?m.
-
-
allahın yeryüzündeki kılıcı da denir kendisine
ayrıca;
(bkz: zülfikâr)
-
hz. ali, milâdi takvime göre 21 mart 598'de do?mu?tur. 24. 01. 661 tarihinde ise, ?bn mülcem adl? hain taraf?ndan zehirli bir k?l?çla ?ehit edilmi?tir.
hz. ali, ?slam peygamberi hz. muhammed'in amcas?n?n o?ludur. hz. peygamberin yan?nda, onun e?itimi ile büyümü?tür. ilk ?slamiyet?i kabul eden ki?idir. ayr?ca hz. peygamberin damad?d?r da, dolays?yla peygamber soyunun sürdürücüsüdür.
hz. ali, müslümanl??? ilk kabul eden ki?i olarak son nefesine kadar da ?slamiyet için çal??m??t?r. sava? meydan?n da hiç yenilmemi?tir. bilgelikte, yi?itlikte, cesurlukta, fedakarl?kta üstüne insan yoktur. hz. ali, sadece ya?ad??? süre içerisin de de?il, onu takip eden yüzy?llarda da zalimin korkusu, mazlumun dostu olmay? sürdürmü?tür. hz. ali'ye kinli haydutlar ve ?slam dü?man? putperestler, hz. ali'ye yapamad?klar?n? evlatlar?na yapmaya çal??t?lar. o zaman?n ebu süfyan'lar?, sonra muaviye, mervan, yezit olarak hz. ali'nin soyunu kurutmak istediler. nitekim hz. ali'de dahil her on ?ki ?mam da ?ehit edilmi?tir. hiç birisi vadesiyle hakka yürümemi?tir. hz. ali'ye ve soyuna yap?lan haks?zl?klar, katliamlar dolay?s?yla hz. peygambere yap?l?yordu. cahilliye döneminde arap toplumunun ba??na bela olan putperest köleci bezirganlar, görünürde müslüman olup öz olarak bezirganl??? sürdüren bu ki?iler, hz. peygamber döneminde yapamad?klar?n?n adeta ac?s?n? ç?kart?yordu. ebubekir'le ba?layan süreç yezit'e kadar uzan?yor, oradan da yavuz selim'e kadar gidiyordu. bu süreçten günümüze kadar say?s?z ac?lar ya?and?. insanl?k tarihinde görülmedik vah?i katliamlar yap?ld?. bu sürece dair anlat?lacak çok ?ey var ve bunlar dün olmu? gibi güncelli?ini koruyor. çünkü günümüzde de bu misyon en inceltilmi? haliyle sürüyor. bu misyon kirli, ikiyüzlü bir misyondur. hz. muhammed'in torunlar?n? katletmek ve ondan sonra da ona salavat etmek ikiyüzlülük de?il de nedir? maalesef ?slam tarihinde bunlar ya?and? ve günümüze dek etki b?rakacak kadar güçlü ya?and?. hz. ali'yi tan?maya devam ediyoruz. ?slamiyet, ba?ta hz. ali'nin soylu mücadelesi olmak üzere geli?meye devam ediyordu. bu geli?me beraberinde bir çok sorunu da getiriyordu. bu sorunlar?n ba??nda da eski putperest bezirganlar?n müslümanl??? kabul etmesiydi. bunlar ?slamiyet'i özümsedikleri için müslüman olmuyordular. bunlar?n tek gayesi geli?en ?slamiyet?in kazand??? de?erlerin üzerine konmakt?.
nitekim daha hz. peygamber hakka yürümeden, bu bezirganlar fitne fesada ba?lam??lard?. hz. peygamberin hakka yürümesinden sonra ise sald?r?lar?n? alenile?tirip s?kla?t?rmaya ba?lad?lar. bu sald?r?lar?n hedefi hz. ali'ydi, dolay?s?yla hz. peygamberdi.
?slamiyet geli?en ve güçlenen bir din olarak kendi kurumlar?n? da yarat?yordu. bu kurumlar?n en önemlisi de halifeliktir. halife olan ki?i ?slam toplumunu dini ve siyasi olarak yönetmekle görevli olan ki?idir. bu anlamda halifelik önemlidir. hz. peygamberin kendisinden sonra halifenin kim olmas? gerekti?i konusunda hadisleri vard?r. hz. peygamber bir çok sohbetinde kendisinden sonra hz. ali'yi halife olarak tan?tm??t?r. ve o zaman herkes bu halifeli?i onaylam??t?r. ne var ki hz. peygamberin vefat?ndan k?sa bir süre sonra, -ki bu süre daha hz. peygamber defin edilmeden öncedir- eski putperest bezirganlar kendi halifelerini seçmi?lerdi. hz. ali, hz. peygamberin defin i?leriyle u?ra??rken onlar kendi halifelerini seçiyorlard?. hz. ali, sadece bir yönüyle de?il, bütün özellikleriyle halifeli?i hak eden ki?idir. bu özellikleri; ilk müslüman olan ki?idir, bütün ömrü ?slamiyet için çal??makla geçmi?tir, bilgelikte, cesurlukta, fedakârl?kta üstüne yoktur. ayr?ca hz. peygamberin soyunu sürdürendir. bütün bunlara ek olarak hz. peygamberin hadisleri var. örneklersek: "ben ilmin ?ehriyim, ali onun kap?s?d?r. ali'yi sevmeyen beni de sevmiyordur. bir kimse ali'ye sayg?s?zl?k etti mi ban sayg?s?zl?k etmi?tir." bunlara benzer onlarca örnek. bütün bunlar dünya insanl???n?n kabul etti?i genel gerçeklerdir. bu gerçekleri günümüzün sünni din bilginleri de kabul etmektedir. ne yaz?k ç?karlar? el vermedi?i için ikiy üzlülük yapmaktalar.
bütün bunlar?n herkesin kabul etti?i genel do?rular oldu?unu belirttik. bir de biz alevilerin hz. ali hakk?nda bize özgü do?rular?m?z ve tan?mlamam?z var. bunlar? da yeri geldi?inde belirtmeye çal??aca??z.
hz. ali gücü olmas?na, hakk? olmas?na ra?men halifelik için kavgaya giri?medi. ?slamiyet?in zarar görmemesi için ebubekir'in halifeli?ine ses ç?karmad?. taraftarlar?na dünya mal?n?n geçici oldu?unu telkin edip onlar? kavgadan uzakla?t?rd?. ne var ki bu eski putperest bezirganlar sadece dünya mal? ile yetinmediler. bu putperest bezirganlar insanl??a umut olan ?slam dinini de kendi ç?karlar? do?rultusunda kullanmaya ba?lad?lar. cahilliye dönemindeki eski gelenekleri tekrar ya?amaya/ya?atmaya ba?lad?lar. ama bu sefer aralar?nda bir fark vard?. bu fark da, cahilliye dönemindeki gerici geleneklerin ?slam ad? alt?nda ya?at?lmaya ba?lanmas?yd?. halbuki hz. peygamber sadece putlar? y?kmam??, ayn? zamanda bu gerici gelenekleri de y?km??t?. hz. ali burada önemli bir rol oynuyordu. bu rol de bütün bu gerilikleri te?hir etmekti. hz. ali görevini lay?k?yla yerine getirip, daha çocukken putlara att??? ta?lar? söze dönü?türüp bu putperest bezirganlara f?rlat?yordu. eskinin büyük putperest bezirganlar?, önlerine ç?kan bu engeli a?mak için olmad?k hilelere ba? vuruyorlard?. hz. ali bütün sorunlar? teker teker a??yordu.
hz. ali sab?rl?yd?, bu sabr? kimse gösterememi?tir. hz. ali mücadelesini daha bir azimle sürdürdükçe bu putperest bezirganlar ç?ld?r?yorlard?.
ebubekir'in ölümünden sonra putperest bezirganlar yerine ömer'i halife olarak seçtiler. tekrar tekrar belirtmekte yarar var, hz. ali'yi sava? meydan?nda yenen olmam??t?r. hz. ali hiç bir sava?tan kaçmam??t?r, bu anlamda gücü, yi?itli?i tart???lmazd?r. ama bütün bu yi?itli?e ra?men hz. ali, halifelik kavgas?na girmemi?tir. bütün haks?zl?klara, k??k?rtmalara, tahriklere ra?men. hz. ali bunu yaparken bir tek gayesi vard?. o da; ?slamiyet zarar görmesin. nitekim ömer'in ölümünden sonra bu sefer osman'? halife ettiler bu bezirganlar. hz. ali sab?rl?yd?, sabr? en büyük silaht?. bu putperest bezirganlar sadece hz. ali'yle sava?m?yorlard?, ayn? zamanda kendi içlerinde de büyük anla?mazl?klar, çeli?kiler vard?. bu çeli?kiler sonucunda osman öldürüldü. osman??n ölümünden sonra, nihayet hz. ali halife oldu. ba?tan beri olmas? gereken ?imdi oluyordu. bu putperest bezirganlar tayfas? bu halifeli?i mecburen de olsa kabullenmek zorunda kal?yordu.
bu döneme dair ciltler dolusu de?erlendirilme yap?la bilinir. çünkü bu dönem ?slam tarihinin en belirleyici dönemidir.
hz. ali halife olmu?tu olmas?na ama bu putperest bezirganlar bo? durmuyordu. hz. ali bu putperest bezirgan tayfas?n?n yapt??? tahribatlar? onarmakla me?gulken, onlar hz. ali'yi ortadan kald?rman?n planlar?n? yapmaktayd?lar. bu planlar?n sonucu, hz. ali 24. 01. 661 tarihinde ibn mülcem ad?ndaki katil taraf?ndan zehirli bir k?l?çla ?ehit edilmi?tir.
hz. ali'nin ?ahadeti ?slam tarihinde kanl? bir dönemin ba?lang?c? olmu?tur. o tarihten bu yana, ba?ta hz. ali'nin soyu olmak üzere, hz. ali'yi sevenler onun yolunda yürümek isteyenler insanl?k tarihinde rastlanmam?? katliamlara, bask?lara maruz kald?lar. bu katliamlar ve bask?lar günümüze kadar da geliyor. ve aradan 1400 y?l geçmesine ra?men, hâlâ hz. ali'nin yolunu tutanlar, yani aleviler kendilerini aç?ktan ifade edemiyorlar.
hz. ali'nin ki?ili?ini, mücadelesini, olgular? ve olaylar? ele al?? tarz?n?, insan ve do?a ili?kilerini anlatmak yüzlerce cildi kapsayacak bir çal??mad?r. biliyoruz ki hz. ali ?slamiyet?in, hz. peygamberden sonra en büyük temsilcisidir. bu anlamda tarih boyunca insanlar en zor dönemlerinde hz. ali'yi ça??rm??lard?r
-
omuzlar? aras?ndaki mesafenin 1m yi buldu?u söylenen,cihatlarda en önlerde kahramanca sava?m?? olan islam dünyas?n?n cesaretli peygamberi. (bkz: allah?n arslan?)
-
'ey insanlar arasında geldiği ırkla övünen cahil, bütün insanlar bir ana ve babadan olmadır'sözüyle fasistlerin 2008'de dahi anlayamadagı seyi asırlar önce söyleyen büyük insan.
edit:benim gözümde peygamberler kadar yücedir.
(24/6/2008 16:25 ~ 24/06/2008 16:35, almora)
-
hz.ali peygamber değil peygamberimizin amcasının oğlu ve sağkoludur.islam dininin dördüncü halifesi...
küfe'de öldürülmesi, islamiyetteki ayrışmayı körüklemiştir...hz. muhammed'in damadı aynı zamanda 12 imamdan ilkidir. kılıcının adı zülfikardır.ve şu güzel sözü vardır.
cahille cennete girecegime alimle cehenneme girerim.
-
ali ibn ebi tÂlib
resulullah'ın amcasının oğlu, damadı, dördüncü halife. babası ebû talib, annesi kureyş'ten fâtıma binti esed, dedesi abdulmuttalib'tir. künyesi ebu'ı hasan ve ebû tûrab (toprağın babası), lâkabı haydar; ünvanı emîru'l-mü'minin'dir. ayrıca 'allah'ın arslanı' ünvanıyla da anılır.
hz. ali küçük yaşından beri resulullah'ın yanında büyüdü. on yaşında islâm'ı kabul ettiği bilinmektedir. hz. hatice'den sonra müslümanlığı ilk kabul eden odur. hz. peygamber ile hz. hatice'yi bir gün ibadet ederken gören hz. ali'ye peygamberimiz şirkin kötülüğünü, tevhidin manasını anlattığında hz. ali hemen müslüman olmuştu. mekke döneminde her zaman resulullah'ın yanındaydı. kâbe'deki putları kırmasını şöyle anlatır: "bir gün resul-u ekrem ile kâbe'ye gittik. resul-u ekrem omuzuma çıkmak istedi. kalkmak istediğim zaman kalkamıyacağımı anladı, omuzumdan indi, beni omuzuna çıkardı ve ayağa kalktı. kendimi istesem ufukları tutacak sanıyordum. kâbe'nin üzerinde bir put vardı, onu sağdan soldan ittim. put düştü, parça parça oldu. resulullah'ın omuzlarından indim. ikimiz geri döndük." (ahmed b. hanbel, müsned, i, 384).
resul-u ekrem, en yakın akrabasını uyarmak ve hakkı tebliğ etmek hususunda allah'u teâlâ'dan emir alınca onları safa tepesinde toplayıp ilâhî emirleri tebliğ edince, kureyş müşrikleri onunla alay etmişti. ikinci toplantıyı yapmasını hz. ali (r.a.)'ye bıraktı, ali de bir ziyafet hazırlayarak hasimoğullarını davet etti. resulullah yemekten sonra: "ey abdülmuttaliboğulları, ben özellikle size ve bütün insanlara gönderilmiş bulunuyorum.
içinizden hanginiz benim kardeşim ve dostum olarak bana bey'at edecek" dedi. yalnız ali (r.a.) kalktı ve orada resulullah'a onun istediği sözlerle bey'at etti. bunun üzerine resul-u ekrem, "kardeşimsin ve vezirimsin " diyerek hz. ali'yi taltif etti.
hz. peygamber hicret etmeden önce elinde bulunan emanetleri, sahiplerine verilmek üzere ali'ye bıraktı ve o gece hz. ali, resulullah'ın yatağını da yatarak müşrikleri şaşırttı. böylece hz. ali, hz. peygamber'i öldürmeye gelen müşrikleri oyalayarak onun yerine hayatını tehlikeye atmış, bu suretle peygamber'e hicreti sırasında zaman kazandırmıştır. hz. ali, peygamberimiz'in kendisine bıraktığı emanetleri sahiplerine verdikten sonra medine'ye hicret etti. medine'de de hz. peygamber'in devamlı yanında bulundu, bütün cihat harekâtlarına katıldı, uhud'da gâzî oldu. bedir'de sancaktardı. aynı zamanda keşif kolunun başındaydı; hakim noktaları tesbit ederek hz. peygamber'e bildirdi. bu mevkiler işgal edilerek, bedir'de önemli bir savaş harekâtını başarıya ulaştırdı. bedir gazasının başlamasından önce, kureyşliler'le teke tek dövüşen üç kişiden biriydi. bu döğüşte, hasmı velid b. muğire'yi kılıcı ile öldürdüğü gibi, hz. ebû ubeyde zor durumdayken yardımına koştu ve onun hasmını da öldürdü. kendisine "allah'ın arslanı" lâkabı ve bedir ganimetlerinden bir kılıç, bir kalkan ve bir de deve verildi.
hz. ali, bedir savaşından sonra hz. peygamber'in kızı hz. fâtıma ile evlendi. nikâhını hz. peygamber kıydı. o zamana kadar resulullah'la oturan hz. ali nikâhtan sonra ayrı bir eve taşındı. hz. ali'nin, hz. fâtıma'dan üç oğlu, iki kızı dünyaya geldi.
hicret'in üçüncü yılında uhud savaşında, müslüman okçuların hatası yüzünden müşrikler müslümanların üzerine saldırmışlar ve hz. peygamber de yaralanarak bir hendeğe düşmüş ve düşman onun öldüğünü yaymıştı. halbuki o sırada döğüşe döğüşe gerileyen hz. ali, hz. peygamber'in içine düştüğü hendeğe ulaşarak, onu korumaya almıştı. iki tarafın da kazanamadığı bu savaşta hz. ali birçok yerinden yaralanarak gazi oldu.
uhud savaşından sonra hz. ali "benu nadr" yahudilerinin hainlikleri üzerine bu kabile ile yapılan savaşı bizzat idare etti. bütün çarpışmalarda hz. ali kahramanca döğüşmüş ve müşriklerin en meşhur savaşçılarını öldürmüştür. hudeybiye barışında sulh şartlarının yazılmasında o memur edildi. hz. ali, sulhnameyi yazmaya şöyle başladı: "bismillâhirrahmânirrahîm . muhammed resulullah...." ancak müşrikler bu ifadeye itiraz ettiler. hz. peygamber, "resulullah" yerine "muhammed b. abdullah" yazmasını hz. ali'ye söylemiş fakat hz. ali "resulullah" ifadesinin yazımında ısrar etmiştir.
hz. ali mekke'nin fethi sırasında yine sancaktardı. "keda" mevkiinden mekke'ye girdi. mekke kan dökülmeden fethedildi. hz. peygamber ile birlikte kâbe'deki bütün putları kırdılar.
mekke'nin fethinden sonra resulu ekrem, hâlid b. velid'i benu huzeyme kabilesine gönderdi. bu kabile ya cehaleti, ya da bedevî olmalarından, "müslüman olduk" anlamındaki "eslemna" kelimesi yerine "sabbena" dediği için hâlid b. velid hiddetlendi ve onlarla harp etti. hz. peygamber olayı duyunca çok üzüldü. hz. ali'yi bu hatayı telâfi ile görevlendirdi. hz. ali benu huzeyme'ye giderek öldürülenlerin diyetini ödeyip mağdur olanların zararlarını telâfi etmişti.
huneyn gazasında müslümanlar bir ara bozulup dağıldılar. sayıları binleri bulduğu halde içlerinden ancak birkaç kişi sabredip dayanabildi. hz. ali bu savaşta yalnız sabırla tahammül etmekle kalmayarak gösterdiği yiğitlik ve kumandanlıkla islâm ordusunun kendi safında toparlanmasını sağladı.
resulu ekrem hicretin 9. yılında tebük seferine çıkarken hz. ali'yi ehl-i beytin muhafazası için medine'de bıraktı, ancak bu sefere katılamadığı için müteessir oldu. bunun üzerine resulullah: "musa'ya göre harun ne ise, sen bana karşı o olmak istemez misin?" dedi. ali, bu iltifattan çok memnun oldu.
berae suresinin ayetleri nazil olunca, resulullah hz. ali'yi mekke'ye gönderdi. bu suretle hiçbir müşrikin artık kâbe-i şerîfi bundan sonra haccedemeyeceğini bildirdi.
yemen bölgesinin islâm'a girmesi zordu. görev yine ali b. ebi talib'e verildi. hz. ali "bu çok güç bir iş" dedi. resulullah da "ya rabb, ali'nin dili tercümanı, kalbi hidayet nurunun memba olsun" diye dua edince, ali, siyah bir bayrak alarak yemen'e gitti, kısa süren irşadları sayesinde yemen'in bütün hemedan kabilesi müslüman oldu.
hz. peygamber'in vefatı sırasında, hücresinde bulunanların başında geliyordu. hz. ebu bekir halife seçildiği sırada hz. ali resulullah'ın hücresinde tekfin ile meşgul idi.
hz. ömer devrinde devletin bütün hukuk işleriyle ilgilenip adeta islâm devletinin baş kadısı olarak görev yaptı. hz. ömer'in şehâdeti üzerine yine devlet başkanını seçmekle görevlendirilen altı kişilik şûra heyetinde yer alıp, bu altı kişiden en sona kalan iki adaydan biri oldu.
hz. osman'ın hilâfeti döneminde idarî tutumdan pek memnun olmamakla birlikte islâm devletinin muhtelif vilâyetlerinden gelen şikayetleri hep hz. osman'a bildirmiş ve ona hâl çareleri teklif etmişti. hz. osman'ı muhasara edenleri uzlaştırmak için elinden gelen gayreti sarfetti.
hz. osman'ın şehâdetinden sonra islâm'ın ileri gelen şahsiyetleri ona bey'at ettiler. ancak onun bu dönemi allah'ın bir takdiri olarak son derece karışık bir dönem oldu. hilâfete geçtiğinde hâlledilmesi gereken bir çok problemle karşı karşıya kaldı. bu karışıklıklar cemel ve sıffın gibi iç çatışmaları doğurdu. islâm devleti bünyesindeki bu ihtilâfları giderme konusunda büyük fedakârlık ve gayretler gösterdi.
nihayet, kûfe'de 40/661 yılında bir hârici olan abdurrahman b. mülcem tarafından sabah namazına giderken yaralandı. bu yaranın etkisiyle şehid oldu.
hz. ali devamlı olarak hz. peygamber (s.a.s.)'in yanında bulunduğu için tefsir, hadîs ve fıkıhta sahabenin ileri gelenlerindendir. hatta resulullah'ın tabiri ile "ilim beldesinin kapısı" olarak ümmetin en bilgini idi. hz. peygamber yolunda insanları hakka iletmek için büyük gayretler sarfetmiş ve hilâfet dönemi iç karışıklıklarla dolu olmasına rağmen islâm'ın öğretilmesi ve öğrenilmesi hususunda büyük katkıları olmuştu.
medine'de duruma hakim olup yönetimi tam olarak eline aldıktan sonra öğretim için merkezde bir okul kurdu. arapça gramerin öğretilmesini ebu esved ed-düeli'ye, kur'an okutma ve öğretme işini abdurrahman essülemi'ye, tabiî ilimler konusunda öğretmenlik görevini kümeyl b. ziyâd'a verdi. arap edebiyatı konusunda çalışma yapmak üzere de ubade b. essamit, ve ömer b. seleme'yi görevlendirdi. devlet yönetimi ve hizmetlerini; maliye, ordu, teşrî ve kaza gibi bölümlere ayırarak yürütüyordu. malî işleri, dağıtma ve toplama diye iki kısma ayırmazdı.
ümmetin malını ümmete dağıtırken de son derece titiz davranırdı. kendisine bir pay ayırma noktasında gayet dikkatli olup, kimsenin hakkına tecavüz etmemekte de büyük bir örnek idi. kendisini kûfe'de görenler, kışın soğuğunda ince bir elbisenin altında tir tir titreyerek camiye gittiğini aktarırlar. devlet yönetici ve memurlarının nasıl davranmaları gerektiği konusunda şu yönetmeliği hazırlamıştı.
1. halka karşı daima içinizde sevgi ve nezaket besleyin. onlara bir canavar gibi davranmayın ve onları azarlamayın .
2. müslüman olsun olmasın herkese aynı davranın. müslümanlar kardeşleriniz, müslüman olmayanlar ise sizin gibi bir insandır.
3. affetmekten utanmayın. cezalandırmada acele etmeyin. emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyin .
4. taraf tutmayın, bazı insanları kayırmayın. bu tür davranışlar sizi zulme ve despotluğa çeker.
5. memurlarınızı seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemiş ve devletin suçlarından ve zulümlerinden sorumlu olmamış bulunmalarına dikkat edin.
6. doğru, dürüst ve nazik kişileri seçin ve çıkar ummadan ve korkmadan acı gerçekleri söyleyebilenleri tercih edin.
7. atamalarda araştırma yapmayı ihmal etmeyin.
8. haksız kazanç ve ahlâksızlıklara düşmemeleri için memurlarınıza yeterince maaş ödeyin.
9. memurlarınızın hareketlerini kontrol edin ve bunun için güvendiğiniz samimi kişileri kullanın.
10. mektuplar ve müracaatlara bizzat kendiniz cevap verin.
11. halkın güvenini kazanın ve onların iyiliğini istediğinize kendilerini inandırın .
12. hiç bir zaman vaadinizden ve sözünüzden dönmeyin.
13. esnaf ve tüccara dikkat edin; onlara gereken önemi gösterin, fakat ihtikâr, karaborsa ve mal yığmalarına izin vermeyin.
14. el işlerine yardım edin; çünkü bu yoksulluğu azaltır, hayat standardını artırır.
15. tarımla uğraşanlar devletin servet kaynağıdır ve bir servet gibi korunmalıdır.
16. kutsal görevinizin yoksul, sakat ve yetimlere bakmak olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. memurlarınız onları incitmesin, onlara kötü davranmasın. onlara yardım edin, koruyun ve yardımınıza ihtiyaç duydukları her zaman huzurunuza çıkmalarına engel olmayın .
17. kan dökmekten kaçının, islâm'ın hükümlerine göre öldürülmesi gerekmeyen kimseleri öldürmeyin.
hz. ali bütün bu emirleri kendi nefsinde eksiksiz uygulayan bir halifeydi. beş yıllık halifeliği çok önemli olaylarla, savaş ve sıkıntılarla geçmişti. fitnelere karşı sonuna kadar doğru yoldan sabırla mücadele etmek istedi sonunda şehid oldu.
hz. ali islâm'ın bütün güzelliklerine vakıftı. çünkü o, resulullah'ın daima yanında bulunmuştu. vahiy kâtibiydi, hâfız, müfessir ve muhaddisti. hz. peygamber'den beş yüzden fazla hadis rivayet etti. ahkâmın nazariyatından çok amelî keyfiyetine bakardı: "halka anladıkları hadisleri söyleyiniz. allah ile peygamber'in tekzip edilmesini ister misiniz?" (buhârî, ilim) demiştir.
hz. ali'nin, hz. fâtıma'dan hasan, hüseyin, muhsin adlı oğulları ve zeynep, ümmü gülsüm adlı kızları oldu.
hz. ali âbid, kahraman, cesur, iyilikte yarışan, takva sahibi ve son derece cömertti. medine'de müslümanların durumu düzeldikten sonra, hz. ali de bir hizmetçi almaya karar verip, resulullah'a gitti. resulullah kızıyla damadının arasına girerek: "ben size hizmetçiden daha hayırlısını haber vereyim. yatarken otuzüç kere allahü ekber, otuzüç kere elhamdülillah, otuzüç kere de subhanallah deyin" buyurdu. yine bir gün yiyecek çok az yemekleri olan hz. ali ile ailesi sofraya oturdukları sırada kapılarına bir dilenci geldi, onlar da yemeği dilenciye verdiler. ertesi gün gelen bir yetime, üçüncü gün gelen bir esire yemeklerini verdiler. bu olay üç gün sürdükten sonra şu ayet-i kerime indi: "şüphesiz en iyiler mizacı kâfur olan bir tastan içerler. allah'ın kullarının taşıra taşıra içeceği bir kaynak. adağı yerine getirirler ve şerri yaygın olan bir günden korkarlar. içleri çektiği hâlde yiyeceği, miskine, yetime ve esire yedirirler. 'biz sizi ancak allah'ın rızası için doyuruyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. doğrusu biz oldukça asık suratlı zorlu bir günden dolayı rabbımızdan korkuyoruz' derler. allah da bu günün şerrinden onları korur. onlara parlaklık ve sevinç verir." (insan, 5/11)
hz. ali'nin "zülfikâr" adı verilen meşhur bir kılıcı vardı. kılıcın ağzı iki çatallı idi ve hz. ali'ye resulullah tarafından hediye edilmişti.
hz. ali'nin cömertliği, insanîliği, resulullah'a olan yakınlığıyla edindiği büyük manevî miras onu yüzyıllardır halk inançlarında destani bir kişiliğe büründürmüştür. bir gün onun dört dirhemi vardı. birini açıktan, birini gizliden birini gündüz, birini de gece infak etti ve hakkında şu ayet-i kerime indi: "mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık olarak infak edenler. onlar için rabbleri katında karşılıkları vardır ve üzülecek de değillerdir." (el-bakara, 2/274).
hz. ali'nin peygamberimizden rivayet ettiği bazı hadis-i şerifler: "günah işleyen biri pişman olur, abdest alır namaz kılar ve günahı için istiğfar ederse allah'u tealâ nisâ suresinde 'biri günah işler veya kendine zulmeder sonra pişman olup allah'u teâlâ'ya istiğfar ederse allah'u teâlâ'yı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur' buyurmaktadır."
"üzerinde farz namaz borcu olan kimse, kazasını kılmadan nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur. bu kimse, kazasını ödemedikçe allah'u teâlâ onun nafile namazlarını kabul etmez. "
"malınızın zekâtını veriniz. biliniz ki, zekâtını vermeyenlerin bunu vazife kabul etmeyenlerin namazı, orucu, haccı ve cihadı ve imanı yoktur. "
peygamberimiz (s.a.s.) hz. ali'ye buyurdu: " ya ali, altıyüzbin koyun mu istersin, yahut altıyüzbin altın mı veya altıyüzbin nasihat mı istersin ? " hz. ali dedi: "altıyüzbin nasihat isterim." peygamberimiz buyurdu: "şu altı nasihate uyarsan altıyüzbin nasihata uymuş olursun: 1. herkes nafilelerle meşgul olurken sen farzları ifa et. yani farzlardaki rükünleri, vacipleri sünnetleri, müstehapları ifa et. 2. herkes dünya ile meşgul olurken sen allah'u teâlâ'yı hatırla. islâm'a uygun yaşa; islâm'a uygun kazan; islâm'a uygun harca. 3. herkes birbirinin ayıbını araştırırken sen kendi ayıplarını ara. kendi ayıplarınla meşgul ol. 4. herkes dünyayı imar ederken sen dinini imar et, zinetlendir. 5. herkes halka yaklaşmak için vasıta ararken, halkın rızasını gözetirken sen hakk'ın rızasını gözet; hakka yaklaştırıcı sebep ve vasıtaları ara. 6. herkes çok amel işlerken sen amelinin çok olmasına değil, ihlaslı olmasına dikkat et."
hz. ali buyurdu: "kişi dili altında saklıdır. konuşturunuz, kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız."
"insanın yaslanıp rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken ölüp hesapsız cennet'e girmesinden daha hayırlıdır. "
"kul ümidini yalnız rabbi'ne bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır. "
"cahil, bilmediğini sormaktan utanmasın. Âlim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini allah'u teâlâ bilir' demekten sakınmasın."
"sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. birincisi hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur. "
"amellerin en zoru üçtür. bunlar; nefsin hakkını verebilmek, her halde allah'u teâlâ'yı hatırlayabilmek, kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir. "
"takva, hataya devamı bırakmak; aldanmamaktır . "
"kalpler, kaplara benzer. hayırlı olanı, hayırla dolu olanıdır."
"bana bir harf öğretenin kölesi olurum. "
hz. ali bu ümmetin en ileri gelenlerinden biri olarak islâm'ın bize kadar gelmesinde büyük rolü olan sahabelerdendir .
şâmil ia
-
bugün ki alevi sunni ayırımını görse oturup ağlayacak yüce zat.
|
Yamaha Türkiye Distribütorü
doremusic
|