ırakmahmudiye'de 12 mart günü 14 yaşındaki bir kıza tecavüz ettikten sonra onunla birlikte anne babası ve kız kardeşini öldürmekle suçlanan 5 amerikan askerinin bağdat'taki ön duruşmasında dinlenen bir asker zanlısının savunması.
idama mahkum edilmeleri gerektiğini düşünecek kadar beni kızdıran cümledir.
(bkz: savaşa hayır)
www.milliyet.com.tr/2006/08/09/dunya/dun01.html
ölmek kavramının bir daha sorgulanması gerektiğini anlatan olay.
bunu yapan insan olamaz, ölmüştür artık benim için, ruhu vicdanı olmayan bir vücutla ortalıkta, aramızda gezmektedir bu şerefsizler, yaşasa ne yazar yaşamasa ne yazar.
"zanlı asker, olayın amerikan askerlerinin kapıldığı ölüm korkusu ve aşırı stresten kaynaklandığını ileri sürdü." şu an a kadar duyduğum en saçma cevap . böyle bir sebep olabilir mi ya çıldırtıyorlar adamı.
amerikan hükümetinin, ''asker psikoloji, baskı altındalar'' diye savunduğu tecavüz ve cinayetten suçlu askerin savunması.
''savaş cinayet değildir, cinayet de savaş değildir. tecavüz de bir savaş değildir.'' çıkarımlarını yapamayan insan kılıfına girmiş hayvan sözü.
aslında verilmek istenilen mesaj açık ve nettir, işgalci askerler gerçekten her an ölme tehlikesi ile yüzyüzedir. daha doğrusu ıraklı direnişçiler, abd askerlerinin analarını her fırsatta yola getirme görevlerini başarı ile sürdürmektedir, dolayısı ile işgal güçleri, ıraklı direnişçilerden ülkelerini kendilerine gönül yolu ile teslim etmelerini istemediktir ki, bu konudada beklentileri direnişçiler tarafından her gün boşa çıkarılmaktadır. abd askerleri her gün ölebilme korkusu ile yaşamaya devam etmek zorundadırlar...