vega'nin "bihaber" adli parcasinda "yuruyordun beyoglunda,askimizdan bihaberdin" seklinde bir tabirde yer alan ve her nedense bu sarkiyi dinledikten sonra beyoglunda yuruyen adamlarin biraz malca,pesinde kosan kizlardan habersiz,haberi olsa bile onlari iplemeyen tipler oldugunu dusunmeme sebebiyet veren ayni isimli parcada bihaberbahsi gecen yer...
dedemin ve babamin anlattigina gore, bir zamanlar kravatsiz sekilde gitmeye cesaret bile edilemeyen, giyilen elbiselerde en ufak bir toz ya da burusukluk oldugunda ayiplandigi icin herkesin bakimligi oldugu, o zamanin beyefendi ve hanimefendilerinin dolasmaya, eglenmeye gittigi simdilerde ise her turden insan ve insan musfettesinin birarada gozlenebildigi istanbul'un avrupa yakasinda bulunan semti.
içinde bulunduğumuz zaman, hayat şartları, yeni sakinleriyle ne kadar canı acıtılsa da güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen eski zaman dilberi
tadına doyulmaz dost sohbetlerinin ev sahibesi
en acısından türk kahvesi, en nanelisinden limonata, en çikolata kaplısından badem ezmesi, ... en akla hayale gelmedik lezzetlerin merkezi
sahafların, kirli çıkı pasajların, şanslı kedilerin buluşma noktası
binalarının duvarlarına dokunup ağlayabildiğim, caddede akan kalabalığın zaman zaman tek bir kişiden - tek bir suretten oluştuğunu düşündüğüm masal diyarı.
24 saat ya?ayan yer. bir zamanlar gitmekten nefret ederken, ?imdi hayat ?artlar? (i?) nedeniyle her allah?n günü orday?m. keçinin sevmedi ot burnunun dibinde biter derler ya, o hesap i?te. nefret derken, beyo?luna olan nefret anla??lmas?n. her ta?? tarih ve ayr? bir güzellik olan bir yerden nefret edilmesi mümkün de?il. benim nefretim özentilere. tarz olmay? çal???rken maymun olanlara. kendini bi gruba aitmi? gibi göstermeye çal???p, asl?nda hiçbir ?ey olamayanlara. ama onu da a?t?m, beyo?lunda yürürken insanlara bakm?yorum art?k. oldu?u gibi kabullenmek gerek hayat?n getirdiklerini, götürdüklerini.